Tarım Kadın İşçileri Kararnamesi neden işlemiyor?

Tarım sektörünün yükünü sırtlayan binlerce kadın için çıkarılan Sosyal Koruma Kararnamesi, ikinci yılında da uygulanmıyor. Hak savunucuları; sigortasız çalışma ve güvensiz ulaşım şartlarının kadınların hayatını tehdit etmeye devam ettiğini vurguluyor.

İHLAS EL-HAMRUNİ

Tunus- Tunus’ta tarım işçisi kadınlara özel sosyal koruma sağlayan 2024 yılı 4 sayılı Kararname’nin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen, yasalar kâğıt üzerinde kalmaya devam ediyor. Kadın hakları savunucuları ve aktivistler, yürürlüğe giren metne rağmen sahada hiçbir somut adım atılmadığını ve hak sahibi kadınlara dair resmi bir verinin dahi bulunmadığını vurguluyor.

Kadınların Ekonomik ve Sosyal Hakları "Salima" Derneği Başkanı Reem El-Nusayri, derneğinin tarım sektöründe çalışan kadınların sosyal korumasına ilişkin 2024 yılı 4 sayılı Kararname’yi üç yıldır (yani 2023'ten bu yana) yakından takip ettiğini; bu süreçte birçok eylem düzenleyerek söz konusu kararnamede yer alan hakları talep ettiklerini belirtti.

Reem El-Nusayri; kararnamenin sosyal koruma, doğum izni, çalışma koşullarına ilişkin haklar ve kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesini kapsadığını belirterek, bu yasanın olumlu yanının tarımda çalışan kadınlar için sosyal koruma sağlayan resmi bir metnin ortaya konması olduğunu vurguladı.

Denetleme ve takibin yapılması

Reem El-Nusayri, kararnamenin resmen yayımlanmış olmasına rağmen sahadaki uygulamasının yetersiz olduğunu ve adeta kâğıt üzerinde kaldığını vurgulayarak şunları söyledi: "Resmen yürürlüğe girmiş olmasına karşın fiili bir uygulama yok. İlgili sosyal kurumların veya yetkili idarelerin net bir müdahalesi bulunmadığı gibi, bu yasadan yararlanabilecek tarım işçisi kadınlara dair resmi veriler de mevcut değil."

Yasal metnin sağlık sigortası ve iş kazalarını kapsadığına dikkat çeken Reem El-Nusayri, sahadaki gerçekliğin ise her gün kadınların herhangi bir koruma olmaksızın nakliye kamyonlarının karıştığı kazalarda hayatını kaybetmesiyle yüzleştirdiğini ifade etti ve derneğin bu kararnamenin fiilen uygulanması, denetlenmesi ve takibinin yapılması yönündeki talebini yineledi.

‘Tarım işçisi kadınlar en temel haklarından mahrum’

Reem El-Nusayri, tarım sektöründeki kadın çalışanların Tunus'taki toplam tarımsal iş gücünün %20'sinden fazlasını oluşturduğunu ve ülke ekonomisinin büyük ölçüde tarıma dayanması nedeniyle kadınların ekonominin temel çarkı olduğunu belirtti. Buna rağmen tarım işçisi kadınların en temel haklardan dahi mahrum kaldığını ifade etti.

Reem El-Nusayri, tarım kadın işçilerinin çoğunun bu kararnameden haberdar olmadığını açıklayarak, hükümetin görevinin bu kadınları ve kadın hakları derneklerini sürece dâhil etmek, kararnameyi tanıtmak ve karar alma mekanizmalarına katılımı sağlamak olduğunu vurguladı. Ayrıca tarım işçisi kadınların hâlen ekonomik istismara ve her türlü şiddete maruz kalmaya devam ettiğini sözlerine ekledi.

Uygulanmayı bekleyen bir mekanizma

Kadın hakları aktivisti İman Dali ise kararnamedeki en önemli unsurun; bu gruptaki kadınların tüm demografik, sağlık, eğitim ve ekonomik verilerini içerecek bir "Tarım Kadın İşçileri Ulusal Kayıt Sistemi" kurulması olduğuna işaret etti. İman Dali, "Bu kararname, ister ücretli ister bağımsız çalışsın, farklı kategorilerdeki tarım kadın işçilerini bir araya getirdi. Bu nedenle söz konusu kayıt sistemi, her kategoriye özel dosyaların oluşturulmasında büyük önem taşıyacaktır" dedi.

Bu kayıt sisteminin kendi başına önemli bir mekanizma olduğunu ancak asıl sorunun mekanizmanın harekete geçirilmesi ve üzerinde çalışacak kurumların belirlenmesi noktasında düğümlendiğini kaydeden İman Dali: "Bu kayıt sistemindeki veriler doğru ve hassas bir şekilde işlenirse, öncelikle dosyaların düzenlenmesine ve ardından kadınların özellikle sosyal koruma sistemine doğru şekilde kaydolmasına kesinlikle katkı sağlayacaktır" ifadelerini kullandı.

İman Dali, kadın derneklerinin yalnızca kaydolma sürecinin başlatılmasını değil, aynı zamanda bu sisteme erişim yollarının kolaylaştırılmasını da talep ettiğini belirtti. Sivil toplumun bu hedefe ulaşmadaki rolünün son derece kritik olduğunu, çünkü hızlı çözümlere ulaşmak istediklerini vurguladı.

Yasanın derhal yürürlüğe konması talebi

İman Dali, öncelikli talebin yasanın derhal uygulanması olduğunu, bu konuda en yetkili merciinin kararnamede belirtilen Sosyal İşler Bakanlığı veya diğer ulusal/bölgesel kurumlar olduğunu ifade ederek kararnamede yazılanların uygulanması için net bir takvim verilmesi gerektiğini söyledi.

İman Dali ikinci talebin ise bu alanda çalışan sivil toplumla iletişimin artırılması ve hem sivil toplum nezdinde hem de tarım işçisi kadınlar arasında farkındalığın yükseltilmesi olduğunu vurgulayarak, “Zira kadınların birçoğu kararnamenin çıkarıldığından bile haberdar değil” dedi.

Ulaşım konusunun da hayati bir mesele olduğuna değinen İman Dali, tarım kadın işçileri için ulaşımın sadece işe gidiş-geliş aracı değil, aynı zamanda bir insanlık onuru ve güvenli ortamda çalışma hakkı meselesi olduğunu belirtti. Kararnamenin güvenli ulaşım ve tazminat yöntemlerine ilişkin çeşitli düzenlemeler içerdiğini, ancak sivil toplumun tazminattan ziyade kadınların trafik kurallarına uygun, güvenli araçlarla taşınmasına öncelik verdiğini kaydetti.

İman Dali, sivil toplumun önerdiği acil çözümlerin başında mevcut taşıma araçlarının fiili olarak denetlenmesi, kadınların ulaştığı kırsal bölgelerin şartlarına uygun güvenli ulaşım imkânlarının sağlanması ve kadın çiftçilerle doğrudan iletişim kurulması geldiğini vurguladı.

Ne olmuştu?

Tarım kadın işçilerine yönelik özel bir sosyal koruma sistemi oluşturulmasına ilişkin 22 Ekim 2024 tarihli ve 4 sayılı Kararname çıkarılmıştı. Bu yasal düzenleme; kadın çiftçilerin ekonomik entegrasyonunu sağlamayı, hastalık sigortası, mesleki risklere karşı koruma, emeklilik/yaşlılık ve malullük maaşı alma hakkının yanı sıra gerekli şartları taşıyanlar için sosyal güvenlik haklarından yararlanmalarını hedeflemektedir.