24 dosyanın birleştirildiği dava yarın: Adil bir yargılama yok!

Ayla Akat hakkında 24 dosyasının birleştirildiği dava yarın görülecek. Davaya ilişkin adil bir yargılamanın yapılmadığını belirten Avukat Hatice Demir, “Söz konusu Kürt halkının etnik ve politik talebi olunca olağanüstü hukuk devreye giriyor” dedi.

MEDİNE MAMEDOĞLU

Amed- Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ‘Kobane Kumpas Davası’ kapsamında yargılanan siyasetçi Ayla Akat Ata, 2020 yılının Ekim ayında bu yana Ankara Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor. “Örgüt üyesi olmak”, “örgüt yöneticiliği” ve “Örgüt propagandası” iddiaları ile ayrı ayrı yargılanırken, hazırlanan iddianamelerin içeriği ise 2009 ve 2017 yılları arasında Milletvekilliği, müzakere döneminde yaptığı çalışmalar da dahil tüm çalışmaları kapsıyor. Bu çalışmaların çoğu ise kadın mücadelesine ait. Ayla Akat’ın hakkında açılan kimi dosyalar Kobane Davası ile birleştirilirken, 24 soruşturma dosyasının birleştirildiği dava da 16 Kasım’da Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

Konuya ilişkin dosyanın avukatlarından Hatice Demir, yargılamanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) aykırı olduğunu ifade ederek, bu tarz yargılamaların tesadüfi olmadığına dikkat çekti.

‘Kadın çalışmalarında etkin bir rol aldı’

Ayla Akat özelinde Kürt siyasetçilerin politik ve etnik talepleri dile getirdikleri için tutuklandığına yer veren Hatice Demir, Türkiye’de ikili bir hukuk sistemi olduğunu söyledi.  Ayla Akat’ın hem milletvekilli olduğu dönemde hem de sonrasında kadın çalışmaları ve toplumsal barışın inşası için çalışmalar yürüttüğüne yer veren Hatice Demir, “Ayla Akat, Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmesi noktasında tarafların adım atması noktasında rol aldığını görüyoruz. Kürt kadın hareketi içerisinde yer alıp rol oynayan ve bu anlamda önemli çalışmalar yürüten etkin bir isimdir. Bunun karşısında yaşanan tutuklamalar, Kürtlerin tarih boyunca politik ve etnik taleplerinin kriminalize edilmesinin bir devamı olarak okunabilir” sözlerini kullandı.

‘Yargılamalar AİHM’e aykırı’

Bu yargılamalar ve tutuklamaların AİHM’e aykırı olduğu bilgisini veren Hatice Demir, “AİHM, milletvekillerinin sözleri ve davranışları nedeniyle yargılanamayacağını net bir şekilde ifade ediyor. Seçilmişlerin seçmeni temsil ettiğini ve onların taleplerini ifade ettiği gerekçesiyle bu sözleri kullanıyor. Yine bundan kaynaklı özellikle muhalif vekillerin sözlerinin ifade özgürlüğü kapsamında alınarak daha çok korunması gerektiğine dikkat çekiyor” dedi.

 ‘Kürt halkı üzerinde olağanüstü bir hukuk uygulanıyor’

Kürt halkı üzerinde olağanüstü bir hukuk sistemi yürütüldüğüne değinen Hatice Demir, bu sistemin cumhuriyetin kuruluşundan bu yana farklı yasalarla kendini gösterdiğini ifade etti. Hatice Demir, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bildiğiniz üzere Türkiye’de hukuk sistemi Türklük üzerine çalışıyor. Bu nedenle de ikili bir hukuk sisteminin varlığından söz etmek gerekir. Birincisi hâkim olan millete Türklere ya da kendini Türk hissedenlere uygulanan bir hukuk var. Diğer bir hukuk olan olağanüstü hukuk ise azınlıklara, muhaliflere ve özelde de cumhuriyet tarihi boyunca Kürtlere uygulanan bir hukuk söz konusu. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana bu olağanüstü hukukun amacının Türkleştirme politikası olduğunu ifade edebiliriz. Bu yasa ve uygulamalara baktığımızda iskân kanundan, sürgün kararnamelerinden ve sıkıyönetim yasalarından bahsedebiliriz. Tüm bunlar aslında ceza hukukunun toplumsal ve siyasal denetim aracı olarak işlev gördüğünü ve Kürtlerin her talebinin kriminalize edilerek bir iddianameye konu edilmesine yol açtığını görüyoruz.”

‘Yargılamalarla kadın çalışmalarının önüne geçmek isteniyor’

Ayla Akat gibi diğer Kürt siyasetçilerin de yargılamalarında amaçlanan şeyin adalet olmadığına vurgu yapan Hatice Demir, şu değerlendirmede bulundu: “Bilindiği üzere Türkiye’de aslında yargı, devlete ve devletin resmi ideolojisine sıkı sıkıya bağlı. Bu nedenle Kürtlerin politik, etnik, kültürel ve dilsel talepleri sürekli yasaklanıyor. Bu talepler de bu karşılık nedeniyle yargılamalara konu oluyor. Ayla Akat ve seçilmiş diğer tüm milletvekilleri de aslında bu cumhuriyet tarihi boyunca uygulanan politikanın bir devamı olarak bugün kendi paylarına düşeni almış oluyorlar. Kürt siyaseti içerisinde yer alıp; yasal, politik taleplerini dile getirmekten kaynaklı tutuklandılar. Kürtlere ve Kürt siyasetine boyun eğdirme, cezalandırma, Kürt siyasetini tasfiye ederek kadın çalışmalarının önüne geçme amaçlanıyor. Bununla bir araya gelip örgütlenme, kendini ifade etme ve çabalarının önüne geçmek gibi bir derdin olduğunu görüyoruz.”

‘Yasal süreçleri uyguluyormuş gibi gösteriyorlar’

Bu süreçte adil bir yargılamanın da hayata geçmediğinin altını çizen Hatice Demir, “Yasal zorunluluk gereği sürdürmeleri gereken süreçleri, şekli olarak uyguluyormuş gibi görünüp aslında Kürt temsilcilerini mahkûm etmek ve bunu ilan etmek gibi bir saikle çalışıyorlar. Bu nedenle özellikle seçilmişlerin milletvekilli olduğu süreçteki sözleri ve eylemlerinin parti faaliyeti olup olmadığı, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilip, değerlendirilemeyeceğine değinilmeden amaçlanan şey üzerinden bir yargılama yapılıyor” sözleri ile konuşmasına son verdi.