Mısır’da baskılar ve hukuki engeller kadınları cinsel şiddeti bildirmekten alıkoyuyor
Mısır’da kadınların cinsel şiddet vakalarını isim vermeden paylaşmak zorunda kalmasının toplumsal baskı ve hukuki karmaşıklıklardan kaynaklandığını belirten Avukat Hiyam Al-Janaini, sürecin belirsizlik ve risklerle dolu olduğunu vurguladı.
ASMAA FATHI
Kahire – Mısır’da son dönemde dijital medya platformlarında taciz ve cinsel saldırı olaylarını ifşa eden bir dalga yaşandı. Bu paylaşımlar, etkilenen kadınların destek sayfaları veya kişisel hesaplar aracılığıyla, yaşadıkları ihlalleri duyurma amacıyla yapıldı. Tacizle ilgili açıklamalar genellikle isim verilmeden ve resmi yasal işlem başlatılmadan gerçekleşti. Bu durum, bazı kadınların yasal yollara başvurmak yerine kamuoyuna açıklama yapmayı tercih etmelerinin sebeplerine dair tartışmaları gündeme taşıdı. Özellikle sosyal baskılar veya ifadelerine yönelik şüphecilik göz önüne alındığında, kadınların mahkemelerde cinsel saldırı olaylarını kanıtlaması oldukça karmaşık ve zor bir süreç olarak öne çıkıyor.
Mu'annath Salem Kadınların Güçlendirilmesi Vakfı Hukuk Destek Birimi Başkanı Avukat Hiyam Al-Janaini, bazı kadınların yaşadıkları cinsel şiddet olaylarını yasal yollara başvurmak yerine anonim olarak ifşa etmeyi tercih etmelerinin başlıca nedenlerini açıkladı. Hiyam Al-Janaini, bu durumun, alanlardaki güven ve destek sınırlarıyla ilgili zorluklar ve sosyal damgalanma kaygılarından kaynaklandığını belirtti.
Cinsel şiddeti bildirmeme nedeni: Toplumsal kaygılar
Hiyam Al-Janaini, “Cinsel şiddet olaylarını bildirme sürecinin sonuçları yalnızca yasal işlemlerle sınırlı kalmayıp, olayın anlatımına yönelik sert toplumsal yargılar ve şüpheleri de beraberinde getirebiliyor. Bu gerçeklik, birçok kadının deneyimlerini doğrudan yetkililere iletmek yerine, anonim mesajlar, destek sayfaları veya kişisel dijital medya hesapları üzerinden paylaşmayı tercih etmesine yol açıyor. Bu eğilim cinsel şiddetle ilgili toplumsal kaygılardan kaynaklanıyor” dedi.
Hiyam Al-Janaini, olayın mağdur tarafından özellikle tanıdığı biriyle ilgili olması veya anlatımın sonradan sorgulanabileceği koşullar altında gerçekleşmesi durumunda, kişinin yaşadığı olayları bildirir bildirmez sert toplumsal yargılarla karşılaşabileceğini açıkladı. Hiyam Al-Janaini, “Bazı kadınlar, olayın bildirilmesinin suçlamalara veya yaşananlardan sorumlu tutulmalarına yol açabileceğinden endişe ediyor” ifadelerinde bulundu.
Bu kaygının sadece toplumsal tepkilerle sınırlı kalmadığını söyleyen Hiyam Al-Janaini, zaman zaman aile içinde de kendini gösterdiğini kaydetti. Hiyam Al-Janaini, “Özellikle olayın faille önceki bir ilişki veya temas bağlamında yanlış yorumlanabileceği durumlarda, bazı kadınlar, ailelerinin durumu öğrenmesi halinde şiddet veya ağır suçlamalarla karşılaşmaktan korkabiliyor” diye ekledi.
‘Hukuk genellikle olayın ispat yükünü mağdura yüklüyor’
Hukuki sorunların birçok kişi için resmi bir ihbarda bulunmayı ciddi şekilde zorlaştırdığına dikkat çeken Hiyam Al-Janaini, sözlerine şöyle devam etti:
“Hukuk genellikle olayın ispat yükünü mağdura yüklüyor ve bu durum, çoğunlukla kamuoyundan uzak veya kapalı alanlarda meydana gelen, tanık veya doğrudan delil bulunmayan cinsel şiddet vakalarında daha da karmaşık hale geliyor. Delillerin yokluğu, mağduru zor durumda bırakıyor, çünkü olayı başka ispat yollarıyla kanıtlamak zorunda kalıyor. Bu karmaşıklıklar, bazı kadınların uzun ve sosyal ile psikolojik baskılar içerebilecek bir hukuki sürece girmekten çekinmelerine yol açıyor ve süreç sonunda net bir sonuç garantisi de yok. Son dönemde ortaya çıkan ifşaat dalgası ise, daha önce mağdurlar için destek veya güvenli alan olarak görülen kişileri de suçlayan ifadeleri içeriyor ve bu durum birçok kişiyi şaşırttı. Bu ifadeler, destek ağları içindeki ilişkilerin doğası ve profesyonel sınırları hakkında ciddi sorular gündeme getiriyor. Özellikle yasal veya psikolojik destek sağlayan kişilerle kurulan ilişkilerde net profesyonel sınırlar şart, bu sınırlar ihlal edildiğinde, destek alan kişi için güvenli bir alan sağlamak mümkün olmuyor.
Çocuklara dönük saldırılarda hukuki yaklaşım
Son dönemde ortaya çıkan ifadelerin en dikkat çekici yönlerinden biri, genç kadınları içeren vakaların varlığıdır. Küçüklerin yetişkinlere kıyasla farklı yasal statüleri olduğunu ve bunun hassas hukuki ve insani boyutlar yarattığını vurgulamak isterim. Bazı tanıklıklar 18 yaş altı kız çocuklarını da kapsıyor ve yasanın 18 yaş altı ile 18 yaş üstü arasında açık bir ayrım yaptığını biliyoruz. 18 yaşın altındaki bir kız çocuğu, eğitim seviyesine bakılmaksızın yasal olarak çocuk sayılır ve reşit olmayan biriyle ilgili herhangi bir cinsel istismar durumu, yasa kapsamında farklı değerlendirilir ve ağırlaştırıcı koşullara tabi olur. Bu yaş grubundaki kız çocukların genellikle bu tür durumları yönetme veya sonuçlarını anlama konusunda deneyim eksikliği vardır, dolayısıyla onlara yönelik ihlaller hem insani hem de hukuki açıdan daha ciddi bir önem taşır.”
‘Zamanaşımı nedeniyle davalar yasal olarak ortadan kalkabiliyor’
Son dönemdeki ifşaat dalgasında, sanıkların tepkilerinin önceki vakalardan farklı olduğu kaydeden Hiyam Al-Janaini, bazı sanıkların özel mesajların yayınlanmasını denediğini veya iç soruşturma talep ettiğini belirtti. Hiyam Al-Janaini, bu durumun özellikle ispat yükü ve olayların zamanında gerçekleşmiş olmasına bağlı hukuki karmaşıklıkları yansıttığını söyleyerek, zamanın geçmesinin bazı vakaların ispatını zorlaştırdığını, bazı durumlarda ise zamanaşımı nedeniyle davaların yasal olarak ortadan kalkabileceğini dile getirdi. Hiyam Al-Janaini, bu zorluklar devam ederken mağdurların resmi ihbarlarda bulunmalarını teşvik edecek en önemli faktörün, yasal korumanın güçlendirilmesi ve kişisel verilerin korunması için yeterli güvencelerin sağlanması olduğunu sözlerine ekledi.
Bildirmeyi teşvik için özel yasal düzenlemeler
Hiyam Al-Janaini, mağdurların verilerinin korunması için yasal güvencelerin sağlanmasının, onları yasal işlem başlatmaya teşvik etmede kritik bir adım olabileceğini belirtti. Hiyam Al-Janaini, tanıkların, ihbarcıların ve uzmanların korunmasını özel olarak öngören bir yasanın çıkarılmasının, mağdurların verilerinin gizli tutulmasını ve yalnızca soruşturmaya dahil sınırlı sayıda yetkiliye sunulmasını sağlayacağını ifade etti. Hiyam Al-Janaini, sözlerinin sonunda, böyle bir yasal çerçevenin, mağdurların adalet sistemine olan güvenini artırarak yaşadıkları istismarları bildirmeye teşvik edebileceğini de kaydetti.