Yemen'de polis merkezinde taciz: Kadınlardan tepki yükseldi

Yemenli aktivist Leyla el-Maktari'nin bir polis merkezinde tacize uğradığını açıklaması geniş yankı uyandırdı. Hak örgütleri ve sivil toplum temsilcileri, şeffaf soruşturma yürütülmesi ve kadınların korunması çağrısında bulundu.

Haber Merkezi - Yemenli hak savunucusu Leyla el-Maktari'nin, Hudeyde vilayetindeki bir polis merkezinde tacize maruz kaldığını duyurmasının ardından insan hakları savunucuları ve kamuoyu, kadınların güvenlik kurumlarında daha etkin korunması yönündeki çağrılarını artırdı.

Leyla el-Maktari’nin açıklamaları ülkede geniş yankı uyandırırken, çok sayıda hak örgütü ve aktivist olayın bağımsız ve şeffaf biçimde soruşturulmasını, kadınlara yönelik ihlallerden sorumlu olanların hesap vermesini talep etti. Leyla el-Maktari’nin açıklamaları dijital medya platformlarında da geniş şekilde tartışıldı. Çok sayıda kullanıcı, polis merkezleri ve gözaltı tesislerinde kadınların maruz kalabileceği ihlallerin acilen ve bağımsız şekilde araştırılması gerektiğini belirtti.

Sorumluların yargılanması istendi

Kamuoyunda yapılan değerlendirmelerde, olayın yalnızca Leyla el-Maktari'nin yaşadığı iddiayla sınırlı olmadığı, Yemen'deki tüm kadınların güvenliği ve temel haklarıyla bağlantılı olduğu vurgulandı. Hak savunucuları, kadınlara yönelik ihlal iddialarının görmezden gelinmemesi ve sorumluların yargı önüne çıkarılması çağrısında bulundu.

5 bin 800 ihlal belgelendi

Yemen Haklar ve Özgürlükler Ağı'nın (Yemeni Network for Rights and Freedoms) yayımladığı son raporda, son dokuz yılda kadınlara yönelik 5 bin 800'den fazla hak ihlalinin belgelendiği ifade edildi. Raporda öldürme, yaralama, kaçırma, zorla kaybetme, işkence, işten çıkarma ve zorla silah altına alma gibi çok sayıda ihlal vakasına yer verildi.

Öte yandan Amerikan Adalet Merkezi'nin (American Center for Justice) raporlarında da Yemenli kadınların uzun süredir sistematik hak ihlalleri ve kısıtlamalarla karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Raporda, Husilerin Eylül 2014'te başkent Sana'nın kontrolünü ele geçirmesinden bu yana keyfi gözaltılar ve siyasi nitelikli yargılamaların kadınlar üzerinde baskı kurmak için kullanılan yöntemlerden biri haline geldiği ifade ediliyor.