Kayıp yakınlarından ortak çağrı: Failler yargılanmalı

Amed, Êlih ve Colemêrg'de bir araya gelen kayıp yakınları ile insan hakları savunucuları, gözaltında kaybedilen ve faili meçhul cinayetlerde yaşamını yitirenlerin akıbetinin açıklanmasını, sorumluların yargılanmasını istedi.

Haber Merkezi - İnsan Hakları Derneği (İHD) ve kayıp yakınlarının gözaltında kaybedilenlerin akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek amacıyla Amed, Êlih ve Colemêrg'de düzenlediği haftalık eylemler devam etti. Açıklamalarda, yıllardır sonuçlandırılmayan dosyaların yeniden açılması ve cezasızlık politikasına son verilmesi çağrısı yapıldı.

Amed

İHD Amed Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 909'uncu haftasında Rezan (Bağlar) ilçesindeki Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. Kayıpların fotoğraflarının taşındığı eylemde, 5 Temmuz 1994'te katledilen sendikacı İkram Mihyaz için adalet talep edildi.

İHD Yönetim Kurulu üyesi Fırat Akdeniz, 1990'lı yılların karanlık dönemine dikkat çekerek, “Burası bizim hafıza mekanımızdır. Son kaybımız bulunana kadar burada kayıplarımızı sormaya devam edeceğiz” dedi.

Tüm Bel-Sen Diyarbakır Şube Eşbaşkanı Mehmet Candar ise zorla kaybetmeler ve faili meçhul cinayetlerin toplumda derin yaralar açtığını belirterek, “Bu suçlarda zaman aşımı olmaz. Failleri belli olan bu cinayetlerin sorumluları ortaya çıkarılarak yargılanmalıdır” diye konuştu.

İHD Kayıp Komisyonu üyesi Berfin Elçi, İkram Mihyaz'ın yaşam öyküsünü paylaşarak, İkram Mihyaz'ın sendikal faaliyetleri nedeniyle baskılara maruz kaldığını söyledi. Berfin Elçi, İkram Mihyaz'ın 5 Temmuz 1994'te işe gitmek üzere evinden ayrıldığı sırada silahlı saldırıda öldürüldüğünü belirtti.

İkram Mihyaz'ın İzmir Tüm Bel-Sen 2 No'lu Şube'nin kurucularından olduğunu ve daha sonra şube başkanlığı görevini yürüttüğünü aktaran Berfin Elçi, cinayetin ardından yürütülen soruşturmada aile ve avukatların tüm girişimlerine rağmen dosyada somut bir ilerleme sağlanamadığını, faillerin tespit edilmediğini ve dosyanın faili meçhul olarak kaldığını ifade etti.

Berfin Elçi, aradan yıllar geçmesine rağmen İkram Mihyaz için adalet talep etmeyi sürdüreceklerini vurguladı.

Êlih

İHD Êlih Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 745'inci haftasında Gülistan Caddesi'ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya geldi. Eylemde gözaltında kaybedilen ve faili meçhul cinayetlerde yaşamını yitirenlerin fotoğrafları taşındı.

Bu haftaki açıklamada, 10 Temmuz 1994'te Êlih merkeze bağlı Zorava (Soğuksu) Mezrası'ndaki evlerinden maskeli ve silahlı kişilerce götürülen İbrahim Çelik ile oğlu Edip Çelik'in akıbeti soruldu.

İHD Êlih Şube Eşbaşkanı Ahmet Şiray, Medrese Çelik'in anlatımına yer vererek, İbrahim ve Edip Çelik'in evlerinden götürüldükten sonra bir daha kendilerinden haber alınamadığını aktardı.

Ahmet Şiray, ailenin ertesi gün Batman İl Jandarma Komutanlığı'na başvurduğunu, ancak gözaltında olmadıkları yönünde yanıt aldığını belirtti. Ailenin daha sonra Hizbullah üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ancak tüm başvuruların sonuçsuz kaldığını ifade eden Ahmet Şiray, baba ve oğuldan bugüne kadar haber alınamadığını söyledi.

Açıklama, oturma eylemiyle sona erdi.

Colemêrg

İHD Colemêrg Şubesi ise eylemlerinin 235'inci haftasında Gever (Yüksekova) ilçesindeki Sanat Sokağı'nda basın açıklaması yaptı.

"Kayıplar bulunsun, failler yargılansın" pankartının açıldığı eylemde kaybedilenlerin fotoğrafları taşındı. Açıklamayı İHD Colemêrg Şube Eşbaşkanı Sibel Çapraz okudu.

Bu haftaki eylemde, 16 Temmuz 1999'da Şemzînan (Şemdinli) ilçesindeki evinde öldürülen Abdulrezak Erdoğan'ın dosyası gündeme getirildi.

Abdulrezak Erdoğan'ın hikayesi

Açıklamada, Umut Kitabevi bombalaması davasının sanıklarından Astsubay Ali Kaya'nın uzun yıllar bölgede tehdit ve baskı politikaları yürüttüğü vurgulandı.

Hayvancılıkla uğraşan Abdulrezak Erdoğan'ın daha önce defalarca tehdit edildiği belirtilen açıklamada, evinin yakınına iki kez bomba bırakıldığı, Ali Kaya'nın da Abdulrezak Erdoğan'ı telefonla tehdit ettiği ifade edildi.

16 Temmuz 1999 gecesi yöresel kıyafetli silahlı bir grubun köye geldiği belirtilen açıklamada, Abdulrezak Erdoğan'ın gece saatlerinde evinin penceresinden dışarı baktığı sırada yedi kurşunla öldürüldüğü aktarıldı.

Açıklamada, olay yerine jandarmanın saatler sonra geldiği, delillerin toplandığı, cenazenin otopsi yapılacağı gerekçesiyle hastaneye götürüldüğü ancak herhangi bir işlem yapılmadan aileye teslim edildiği ifade edildi.

Cinayetin ardından aileye tehdit mesajları gönderildiği belirtilen açıklamada, “Bu olayı kapatın, soran soruşturan olursa akıbeti Abdulrezak gibi olur” denildiği aktarıldı.

İHD, Abdulrezak Erdoğan cinayetinde bugüne kadar etkili bir soruşturma yürütülmediğini belirterek, dosyanın aydınlatılması ve sorumluların yargı önüne çıkarılması çağrısını yineledi.