Savaş zamanında kadın: Yemen’de kadınların rolleri nasıl yeniden şekilleniyor?

Yemen’de süren çatışmalar kadınların yaşamını derinden etkilerken; artan şiddet, hak ihlalleri ve siyasi baskılara rağmen Yemenli kadınlar toplumsal alanda var olma mücadelesini sürdürüyor.

GADİR EL-ABBAS

Haber Merkezi - Yemenli kadınlar, karmaşık bir tablo içinde yaşıyor. Bu tabloda siyaset ile din iç içe geçerken, iktidar projeleri kimlik mücadeleleriyle kesişiyor. Yemen’in yerel ve bölgesel rekabetin sahasına dönüşmesiyle birlikte kadınlar artık yalnızca savaşın mağduru değil; aynı zamanda çatışma söyleminin bir parçası haline geldi. Kadınlar sembolik olarak çağrılıyor, siyasi olarak araçsallaştırılıyor ve rolleri çatışan güçlerin ihtiyaçlarına göre yeniden tanımlanıyor.

Çatışmanın başlamasından bu yana dini söylem, farklı tarafların elinde merkezi bir araç olarak öne çıktı. Bu söylem, politikaları meşrulaştırmak ve toplumsal davranışları yönlendirmek için kullanılıyor. Başörtüsü, kadın-erkek ilişkileri, eğitim ve çalışma gibi konular “kimlik” ile “tehdit” arasındaki temas noktaları olarak sunuluyor. Bu siyasallaşma, kadını bağımsız bir toplumsal aktör olmaktan çıkarıp kısıtlamaların hedefi haline getirdi.

Husilerin kontrolündeki bölgelerde kadınların hareket özgürlüğüne ciddi kısıtlamalar getiriliyor, toplumsal denetim artırılıyor ve kadınlar doğrudan seferberlik mekanizmalarında kullanılıyor. Uluslararası alanda tanınan geçici hükümetin kontrolündeki bölgelerde ise kadınların hareket alanı nispeten daha geniş olsa da zayıf kurumlar ve çöken kamu hizmetleri kadınların katılımını sınırlıyor. Güneyde ise siyasi gerilimler geleneksel yapılarla iç içe geçerek kısmi bir açıklık ile sosyal kısıtlamaların bir arada bulunduğu karma bir tablo oluşturuyor. Bu farklılıklar kadın haklarını fiili güç sahiplerinin iradesine bağlı hale getiriyor.

Bu dönüşümler kadınların günlük yaşamını doğrudan etkiliyor. Altyapının çökmesi temel hizmetlerde, özellikle eğitim ve sağlık alanlarında ciddi gerilemeye yol açtı. Bu durum kadınları ve kız çocuklarını daha ağır biçimde etkiledi. Ayrıca hukuki koruma mekanizmalarının zayıflığı nedeniyle toplumsal cinsiyete dayalı şiddet de arttı.

Siyasi düzeyde ise kadınların katılımı, 2013’te düzenlenen National Dialogue Conference / Yemen Ulusal Diyalog Konferansı’nda elde edilen kazanımlara kıyasla geriledi.

Yemen’de 2011’den bu yana yaşanan dönüşümler kadınların toplumdaki konumunu yeniden şekillendirdi. Halk hareketleri kadınların kamusal alanda görünür olmasına olanak sağladı ve 2013’teki ulusal diyalog sürecinde kadınlar önemli bir temsil elde etti. Ancak 2014’te Sana’nın Husi güçlerinin kontrolüne geçmesi ve 2015’te çatışmanın patlak vermesiyle haklar ve özgürlüklerde ciddi bir gerileme başladı. 2016–2025 arasında bölünmeler derinleşti, farklı otoriteler ortaya çıktı ve kadınlara yönelik kısıtlamalar arttı. 2025 yılı ise kadınlar açısından güvenlik ve sosyal koşulların en ağırlaştığı dönemlerden biri oldu.

Kadınlar kabile ve silahların gölgesinde

Yemen toplumu yüzyıllardır bireyin konumunu belirleyen kabileci ve ataerkil bir yapı üzerine kurulu. Bu yapı erkeklere geniş bir toplumsal otorite tanırken kadınların rol ve hareket alanını sınırlandırıyor. Bu sistem yalnızca bir gelenek değil; aynı zamanda karar alma, temsil ve kamusal alana katılımın sınırlarını belirleyen kapsamlı bir düzen.

Bu çerçevede Yemenli kadınlar sıkı toplumsal kurallarla karşı karşıya kalıyor ve sosyal değerleri çoğu zaman “namus”, itaat ve aile içi disiplinle ilişkilendiriliyor.

Çatışmanın başlamasıyla bu geleneksel yapılar zayıflamak yerine daha da güçlendi. Silahlı aktörler bu yapıları sadakat üretmek, toplumu kontrol etmek ve uygulamalarını meşrulaştırmak için kullandı. Bunun sonucunda kabile gelenekleri uyuşmazlıkların çözümünde başlıca referans haline geldi ve bu durum kadınların adalete erişimini daha da zorlaştırdı.

Kadın sesini susturmanın aracı olarak suikastlar

Kadınlara yönelik siyasi şiddet, onların kamusal hayata katılımının önündeki en ciddi engellerden biri. Siyasi alan birçok durumda ifade özgürlüğünün değil, tehdit ve yıldırmanın sahasına dönüşüyor. Bu durumun en uç noktası ise aktivistleri, gazetecileri ve toplumsal liderleri hedef alan suikastlar.

2025 yılında kadın katliamlarında ciddi artış yaşandı. Bunların sonuncusu kamuoyunu sarsan Aftahan el-Meşheri suikastı oldu. Bu tür saldırılar yalnızca katledilen kadını hedef almıyor; aynı zamanda kamusal alana girmeyi düşünen tüm kadınlara yönelik bir korku mesajı taşıyor.

Eylül 2025’te gerçekleşen bu suikast, sorumluluk sahibi pozisyonlarda bulunan kadınların karşı karşıya kaldığı riskleri açık biçimde ortaya koydu. Olay, kadın liderlere yönelik artan siyasi şiddetin bir halkası olarak değerlendiriliyor ve kadınların korunmasını sağlayacak güvenlik ve yargı reformlarına duyulan ihtiyacı ortaya koyuyor.

İhlaller ve şiddetin boyutu

İnsan hakları raporlarına göre Yemenli kadınlar 2025 yılında en fazla ihlale maruz kalan gruplar arasında yer aldı. Özellikle Husi kontrolündeki bölgelerde ihlaller yoğunlaştı.

Yemen Kadınları Güçlendirme Vakfı verilerine göre 2015–2025 arasında kadınlara yönelik 40 binden fazla ihlal kaydedildi. Bu ihlaller arasında:

  • 1901 tutuklama ve kaçırma vakası
  • Zorla kaybetme ve işkence olayları
  • 2 bin 940 ek gözaltı vakası ve mahkûmiyet kararları
  • 2 bin 720 sivil ölüm (rastgele bombardıman sonucu)
  • 375 keskin nişancı saldırısı yaralanması
  • 605 mayın ve patlayıcı yaralanması
  • 42 tecavüz vakası yer aldı.

Bu suçların çoğunda faillerin cezalandırılmaması ciddi bir sorun olarak öne çıkıyor. Pek çok dosya “faili meçhul” olarak kapatılıyor veya sonuçsuz soruşturmalar yürütülüyor.

Tutuklamalar ve güvenlik takibi

Yemen’de kadınlara yönelik gözaltı ve güvenlik takibatı yalnızca bireyleri hedef almıyor; aynı zamanda kadınların kamusal hayata katılımını engelleyen bir korku iklimi yaratmayı amaçlıyor.

2025 yılında özellikle Husi kontrolündeki bölgelerde keyfi gözaltı, kaçırma ve zorla kaybetme vakaları devam etti. Bu vakalar arasında akademisyen Dr. Aşvak Süleyman el-Şemiri’nin Kasım ayında kaçırılması en çok tepki çeken olaylardan biri oldu. Evine yapılan baskın ve hâlâ açıklanmayan akıbeti geniş yankı uyandırdı.

Kadınlar sembolik güçlendirme ile kurumsal yokluk arasında

Yemen’de resmi söylem kadınların güçlendirilmesinden sıkça söz ediyor. Bu söylem ulusal günlerde, politika belgelerinde ve yetkililerin açıklamalarında tekrar ediliyor. Ancak pratikte kadınların karar alma mekanizmalarındaki varlığı sınırlı kalıyor.

Sana Stratejik Merkezi araştırmalarına göre bölgede çatışma cinsiyet eşitsizliğini daha da derinleştirdi. Yemen, küresel cinsiyet eşitsizliği endeksinde 2006–2021 arasında 115’inci sıradan 155’inci sıraya geriledi.

Sembolik adım mı, dönüşümün başlangıcı mı?

Son olarak yeni Yemen hükümetinde üç kadın bakanın atanması temkinli bir iyimserlik yarattı. Bu adım uluslararası toplum karşısında daha dengeli bir siyasi görüntü sunma girişimi olarak değerlendiriliyor.

Ancak uzmanlara göre bu atamaların gerçek bir dönüşüm yaratabilmesi için kurumsal reformlarla desteklenmesi gerekiyor. Aksi halde sembolik temsilin ötesine geçmesi zor görünüyor.

Tüm baskılara rağmen direniş

Kadınların karar alma süreçlerinden dışlanmasına rağmen barış süreçlerine ilişkin raporlar onların sahada önemli roller oynadığını gösteriyor. Kadınlar sivilleri koruma, bakım hizmetleri sağlama ve tutukluların serbest bırakılması için kampanyalar yürütme gibi alanlarda aktif rol alıyor.

Yerinden edilmiş insanların kamplarında, yıkılmış şehirlerde ve yerel girişimlerde kadınlar farkındalık çalışmaları yürütüyor, dayanışma ağları kuruyor ve şiddet söylemine karşı yaşamı savunan bir dil geliştiriyor.

2025 yılı Yemenli kadınlar için ağır bir yıl oldu: suikastlar, tutuklamalar, zorla kaybetmeler, işkence ve toplumsal damgalama… Ancak tüm bunlara rağmen birçok kadın mücadele de etti. Yazdılar, protesto ettiler, belgelediler ve direndiler.

Bu hikâyeleri anlatmak yalnızca bir kayıt tutma değil, aynı zamanda bir direniş biçimi. Çünkü her isim ve her anlatı, şiddetin normalleşmesini engelleyen ve kadınların Yemen’in kolektif hafızasından silinmemesini sağlayan bir adım niteliği taşıyor.