‘Türk devletinin mülteci politikasının arkasında işgal planları var’

Son dönemlerde Türkiye’de yaşayan Suriyeli göçmenlere yönelik ırkçı saldırıları değerlendiren Efrin- Şehba Kantonu’ndan kadınlar, Türk devletinin mülteci politikasının perde arkasında işgal planının yattığını söyledi.

FİDAN ABDULLAH

Şehba – Ortadoğu’da 2010 yılında başlayan ‘Arap Baharı’ adı verilen süreçte birçok ülkede halklar özgürlük ve eşitlik talepleri ile ayaklandı. Domino etkisi yaratan ayaklanmalar 2011 yılında Suriye’ye sıçradı. Suriye’de o günden bu yana çatışma ve siyasi istikrarsızlık devam etmekte. Binlerce insanın yaşamını yitirdiği ve milyonlarca insanın yerinden edilerek göçe maruz bırakıldığı ülkede özgürlük talepleri devam ediyor. Bu göçlerin en büyüğü ise komşu ülke Türkiye’ye oldu. Çoğu Suriyeli Avrupa’ya gitme umudu ile Türkiye’ye gitti.

Türk devleti ise mültecileri her dönem ‘siyasi pazarlık’ konusu yaptı.  İçerde tutuklama, işkence, katletme, ucuz iş gücü olarak emeğini sömürme gibi politikalarla karşı karşıya bırakılan mülteciler, sınır dışı edilme tehdidi altında insanlık dışı yaşama mahkum edilmek isteniyor.

Konuya ilişkin konuştuğumuz Efrin’den yerinden edilen kadınlar, Türk devletinin mülteci politikasının kendi çıkarları temelinde değiştiğine vurgu yaptı.

‘Türkleştirme politikası dayatılıyor’

Türk devletinin Suriye krizi başlangıcında Suriyelilere sözde sınırlarını açtığı ve destek verdiği yönünde yaptığı açıklamaları hatırlatan Efrin-Şehba Kantonu Özerk Yönetim Organizasyon Ofisi Üyesi Şêrîn Ehmed, "Birkaç yıl sonra çetelere verdiği destekle gerçek yüzünü ortaya koydu. Suriye topraklarına doğrudan müdahale ederek, işgal planlarını devreye koydu. Türk devleti bölgenin demografisini değiştiriyor ve Türkleştirme politikasını dayatıyor” ifadelerinde bulundu.  

‘Uluslararası kurumlar sorumluluklarını yerine getirmeli’

Şêrîn Ehmed, son dönemlerde mültecilere dönük artan şiddet ve sınır dışı etme tehditlerine ilişkin, “Bu politika Türk devletinin Suriye krizinin başlangıcından beri çizdiği bir plandı. Suriye’nin demografik yapısını değiştirmek isteyen Türk devleti, halka Türk dilini, kimliğini ve varlığını dayattı. Uluslararası insan hakları örgütleri, mültecilerin korunmasına dönük sorumluluklarını yerine getirmeli. Türk devleti ister kendi topraklarında ister işgal ettiği Suriye topraklarında Suriyelilere yönelik uyguladığı aşağılama, hakaret ve tehlikelerden sorumlu tutulmalı. Suriye’de yaşayan halklar neredeyse her gün Türk devleti bombardımanına maruz kalıyor” şeklinde konuştu.

    

‘Türk devleti çıkarları için mültecileri Türkiye’ye kabul etti’

Efrin’den Şahba'ya göç eden Cihan Mustafa da Türk devletinin, kendi çıkarları için Suriyeli mültecileri Türkiye’ye kabul ettiğini söyleyerek, Türkiye’deki Suriyelilerin ucuz iş gücü olarak görülerek, düşük ücretler karşılığında uzun saatler çalıştırıldığına dikkat çeken Cihan Mustafa, Türk devletinin Suriye krizini derinleştirdiğinin altını çizdi.

Cihan Mustafa konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Türkiye’deki Suriyeli mülteciler tutuklanıyor, dükkanlarına saldırı düzenleniyor ve yağmalanıyor, iş yeri sahiplerine şiddet uygulanıyor. Suriyeli mültecilere yönelik ırkçılık yapılıyor. Türk devleti Suriyeli mültecileri uygunsuz bir şekilde zorla geri dönüşe zorluyor. Krizin başlangıcında güvenlik ve istikrarın sağlanamaması nedeniyle Suriye halkı göç etmek zorunda kaldı. Bugün ise işgal altındaki Suriye bölgelerine geri gönderilmeye çalışılıyor.”

    

‘İnsanlık dışı uygulamaları reddediyoruz’

Yerinden edilen Hanan Al-Ali de medyada ve dijital paylaşım sitelerinde Türkiye’deki Suriyeli mültecilere yönelik gördüklerinin tüyler ürpertici olduğunu belirtti. Hanan Al-Ali, “Bazı aileler sokaklarda gözaltına alınıp tutuklandı. Suriyelilere yönelik insanlık dışı uygulamaları reddetmeliyiz. Suriyeli mültecileri kabul edip koruyabileceğini iddia eden Türk devletinin onları sonuna kadar korumayı üstlenmesi geriyor" şeklinde konuştu.