Tunus’ta sivil topluma yönelik baskılar artıyor: İki yılda 88 hak ihlali belgelendi

Tunus'ta Kesişim Haklar ve Özgürlükler Derneği'nin (IARF) yayımladığı rapora göre, son iki yılda sivil toplum kuruluşları ve insan hakları savunucularına yönelik 88 ihlal kaydedildi.

Haber Merkezi– Tunus merkezli Kesişim Haklar ve Özgürlükler Derneği (IARF), ülkede sivil toplum kuruluşlarına yönelik baskıları ele alan yeni raporunu yayımladı. Bugün açıklanan raporda, bağımsız dernekler ile insan hakları savunucularının son iki yılda artan yargı süreçleri, idari yaptırımlar, mali kısıtlamalar ve hedef gösterici söylemlerle karşı karşıya kaldığı belirtildi.

Mayıs 2024 ile Mayıs 2026 dönemini kapsayan raporda, sivil toplum kuruluşları ve aktivistleri hedef alan 88 ihlal vakası belgelendi. Bunların 47'sinin dernek ve kuruluşlara yönelik baskı ve kısıtlamalar, 41'inin ise aktivistler ile dernek yöneticilerine yönelik adli soruşturmalar olduğu kaydedildi.

Rapora göre, bu süreçte 8 kişi tutuklanırken, 33 kişi haklarında açılan davalar devam ettiği halde tutuksuz yargılanıyor. Ayrıca aktivistler hakkında 7 ilk derece mahkeme kararı verildi.

İdari alanda ise 22 derneğin faaliyetleri bir ay süreyle askıya alınırken, Manamti ve Al-Khat dernekleri hakkında kapatma davaları açıldığı belirtildi.

Öne çıkan davalar

Raporda, sivil topluma yönelik baskıyı yansıtan bazı davalara da yer verildi.

Bunlardan biri, Manamti Derneği Başkanı Saadia Mosbah hakkında yürütülen dava oldu. Mosbah, Mayıs 2024'te dernek merkezine düzenlenen baskının ardından gözaltına alındı ve bilirkişi raporunda mali usulsüzlüğe ilişkin herhangi bir bulgu yer almamasına rağmen ilk derece mahkemesi tarafından 8 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Dernek hakkında açılan kapatma davası ise halen sürüyor.

Raporda ayrıca Moon Children (Ay Çocukları) Derneği Başkanı Abdullah El Said hakkında verilen 1 yıllık hapis cezası nedeniyle tutukluluğunun devam ettiği bilgisi paylaşıldı.

‘Baskılar sistematik hale geldi’

"Baskı Karşısında Sivil Toplum: Son İki Yılda Derneklere Yönelik İhlaller" başlıklı raporda, yaşanan uygulamaların münferit olmadığı, sistematik bir politika kapsamında yürütüldüğü ifade edildi.

Rapora göre baskılar dört temel yöntem üzerinden hayata geçiriliyor:

*Sivil toplum faaliyetlerinin, terörle mücadele ve kara para aklamayla mücadele yasaları kullanılarak kriminalize edilmesi,

*Dernek faaliyetlerinin idari kararlarla askıya alınması,

*Banka hesaplarının dondurulması ve mali kaynaklara erişimin engellenmesi,

*Resmi makamların dernekleri "ihanet" ve "yabancı güçlerle iş birliği" söylemleriyle hedef göstermesi.

En çok hizmet alan kesimler etkilendi

Raporda, baskıların yalnızca sivil toplum kuruluşlarını değil, bu kuruluşlardan hizmet alan kesimleri de olumsuz etkilediği belirtildi.

Tunus Demokratik Kadınlar Derneği'nin faaliyetlerinin askıya alınması sonucu şiddet mağdurlarına hizmet veren dört destek merkezinin kapandığı, mülteci ve göçmen çocuklara sunulan psikolojik ve hukuki destek hizmetlerinin durduğu aktarıldı.

Ayrıca 2024 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin bağımsız biçimde izlenmesinin de sekteye uğradığı, seçim gözlem ağı Mourakiboun ile I Watch (Ana Yekd) örgütünün hedef alınmasının kamuoyunun bağımsız denetim imkanını zayıflattığı ifade edildi.

Uluslararası yükümlülüklere aykırı

IARF, raporda yer alan bulguların, örgütlenme ve sivil toplum faaliyetlerine yönelik sistematik baskının, Tunus Anayasası ile ülkenin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleriyle çeliştiğini belirtti.

Raporda özellikle Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'nin 22. maddesi ile İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 20. maddesine dikkat çekilerek, dernek kurma özgürlüğünün ihlal edildiği vurgulandı.

Ayrıca uygulamaların, Tunus devriminin en önemli kazanımlarından biri olarak kabul edilen ve derneklerin faaliyetlerini düzenleyen 2011 tarihli 88 sayılı Kararname'nin etkisiz hale getirilmeye çalışıldığı ifade edildi.

Çağrı

IARF, raporun sonunda Tunuslu yetkililere şu çağrılarda bulundu:

*Sivil toplum ve insan hakları faaliyetleri nedeniyle tutuklanan herkesin derhal serbest bırakılması,

*Tutuklamanın cezalandırma aracı olarak kullanılmasına son verilmesi,

*Terörle mücadele ve kara para aklamayla mücadele yasalarının meşru sivil toplum faaliyetlerine karşı kullanılmaması,

*Bağımsız derneklere yönelik idari ve mali baskıların kaldırılması,

*İnsan hakları savunucularını hedef gösteren söylemlere son verilmesi,

*Örgütlenme ve dernek kurma özgürlüğüne ilişkin uluslararası yükümlülüklere uyulması.

Merkezi Tunus'ta bulunan Kesişim Haklar ve Özgürlükler Derneği (IARF), 2020 yılında kurulan bağımsız bir insan hakları ve araştırma kuruluşu olarak faaliyet gösteriyor.