Til Temirli Semîra El-Hesen: Kürtçe anayasal güvence altına alınmalı

Kürtçenin Suriye Anayasası’nda resmi olarak tanınmasını isteyen Semîra El-Hesen, ana dilde eğitimin çocukların temel hakkı olduğunu belirterek, Kürtçenin kimlik, kültür ve tarih açısından korunması gerektiğini vurguladı.

SORGUL ŞÊXO

Til Temir – Suriye’de Kürtçenin Kurmancî lehçesi konuşuluyor. On yıllar süren baskı döneminin ardından devrim süreciyle birlikte Kuzey ve Doğu Suriye’de kültürel ve eğitimsel bir canlanma yaşanırken, Kürtçenin Suriye geçici yönetimi tarafından resmi olarak tanınmasına yönelik talepler artıyor. Aileler, Kürtçenin Suriye Anayasası’nda resmi dil olarak kabul edilmesini istiyor.

3 çocuğunun anadilinde eğitim alamamalarından kaygılı

Kürtçe, ülkedeki kültürel ve medeni çeşitliliğin bir parçası olarak görülse de, bugüne kadar geçici yönetim tarafından resmi dil statüsüyle tanınmış değil. Hêlîn, Elîn ve Ehmed adlı üç çocuğun annesi Semîra El-Hesen, ilkokul çağındaki çocuklarının eğitimi üzerinden Kürt annelerin yaşadığı kaygı ve talepleri dile getirdi.

 

Semîra El-Hesen, bir Kürt olarak Baas rejimi döneminde okulda yaşadıkları zorlukları hatırlatarak, “Kürt öğrenci ve öğretmenler olmasına rağmen okullarda ana dilimizde konuşmamıza ve eğitim almamıza izin verilmiyordu. Kürtçe konuştuğumuzda sanki rejime karşı suç işlemişiz gibi cezalandırılıyorduk, çünkü dilimiz her yerde yasaklanmıştı. Baas rejiminin baskı politikaları evlerimize kadar yansımıştı ve biz aile içinde bile Arapça konuşmak zorunda kalıyorduk” dedi.

‘Annem bizimle hep Kurmanci konuştu’

Kürtçenin korunması ve yaşatılmasında annesinin rolüne dikkat çeken Semîra El-Hesen, “Annem, evde Kürtçeyi yaşatmamızın en önemli sebebiydi. Annem, rejim okullarında okumamış ve sistemin etkisi altında kalmamıştı. Bizimle Kürtçe konuşur, küçük çocukları Kürtçe ninnilerle uyuturdu. Ev içinde Kurmanci konuşarak büyük bir mutluluk yaşardık ve Baas rejiminin cezalarından korkmadan dilimizi yaşatırdık” ifadelerinde bulundu.

 ‘Devrim aynı zamanda Kürtçe yaşayıp öğrenmeleri için bir fırsat oldu’

Savaş ve devrim sürecinde doğan çocuklarından bahseden Semîra El-Hesen, “Çocuklarımız maalesef savaşın yaşandığı bir ortamda doğup büyüdü. Ancak devrim süreci aynı zamanda Kürtçe yaşayıp öğrenmeleri için bir fırsat oldu. Çocuklarımız okullarda kendi dillerini özgürce öğreniyor, artık bir rejim tarafından cezalandırılma korkusu yaşamıyorlar. Evde okul derslerini birlikte yaparken ben de onlarla birlikte Kürtçemi geliştiriyorum. Benim kaçırdığım fırsatı bugün çocuklarımla birlikte telafi ediyor ve Kürt olarak tarihimi daha iyi tanıyorum” diye belirtti.

‘Kimse Kürtlerin varlığını görmezden gelemez’

Semîra El-Hesen, Kürtçenin yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda kimliğin kendisi olduğunu vurgulayarak, “Kürtçe bizim kültürümüz, tarihimiz ve kimliğimizdir. Hiç kimse dilimizi ortadan kaldıramaz. Geçici yönetim neden Kürtçeyi Suriye’de yok etmeye ve tanımamaya çalışıyor? Kürtler Suriye’de azınlık değildir. Kürtlerin bu topraklarda tarihi ve yeri vardır. Kimse Kürtlerin varlığını görmezden gelemez” sözlerine dikkat çekti.

Kürtler ile Kürtçenin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini kaydeden Semîra El-Hesen, ana dilin Suriye Anayasası’nda tanınmasını talep etti. Semîra El-Hesen, “Kürtlerin hakları anayasal güvence altına alınmalı ve korunmalıdır. Biz anneler olarak çocuklarımızın kendi dillerinde eğitim almamasını asla kabul etmiyoruz. Çocuklarımızın sadece haftada birkaç saat ana dil dersi alması yeterli değildir. Ana dilde eğitim onların hakkıdır. Eğer çocuklarımız Arapça eğitim görürse kendi tarih ve kültürlerini unutma riskiyle karşı karşıya kalırlar. Ayrıca zihinsel olarak asimilasyon politikalarının mağduru olurlar” diye ekledi.

Semîra El-Hesen, son olarak yaşadıkları acıların çocukları tarafından da yaşanmasını istemediklerini ifade etti.