‘Taşeron sistem kadın emeğini güvencesiz bırakıyor’
Fas’ta sendika aktivisti Loubna Najib, özellikle taşeron sistemde çalışan kadın işçilerin düşük ücretler ve güvencesiz çalışma koşullarıyla karşı karşıya kaldığını belirterek, denetimlerin artırılması ve yasaların etkin uygulanması çağrısında bulundu.
HANAN HARITE
Fas - Her yıl 1 Mayıs İşçi Bayramı, çalışma koşulları ve işçi haklarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getiriyor.
Ancak ülke genelindeki birçok kamu kurumunda görev yapan bazı işçi grupları, bu tartışmaların dışında kalmaya devam ediyor. Özellikle temizlik personeli, idari çalışanlardan önce şafak vakti işe başlayarak kamu alanlarını yeni güne hazırlıyor. Ancak bu emek, çoğu zaman güvencesiz sözleşmeler kapsamında yürütülüyor ve çalışanlara kalıcı istihdam garantisi sunmuyor.
Kalıcı bir güvence yok
Söz konusu işçiler genellikle taşeron şirketler aracılığıyla, dış kaynaklı istihdam modeliyle çalıştırılıyor. Bu sistemde iş güvencesi oldukça sınırlı kalırken, görünürde bir istikrar olsa da gerçek anlamda bir süreklilik sağlanmıyor. Aynı işyerlerinde yıllarca görev yapmalarına rağmen, bu çalışanların durumu şirket değişikliklerine bağlı olarak şekilleniyor ve mesleki kıdemlerinin tanınmasına yönelik kalıcı bir güvence bulunmuyor.
Fas’ta sendika aktivisti Loubna Najib, işçilerin yaşadığı sorunların Çalışma Bakanlığı’na resmi raporlar ve çeşitli çalıştaylar aracılığıyla iletildiğini, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, çalışma saatlerinin azaltılması ve sosyal korumaya etkin erişim sağlanmasına yönelik açık taleplerin gündeme getirildiğini söylüyor. Loubna Najib, bu taleplerin somut uygulamalara dönüşmeden çoğunlukla sözde kaldığına vurgu yapıyor.
Eşini kaybetmiş ve boşanmış kadınların koşulları daha ağır
Loubna Najib, “Birçok işçi, ağır çalışma koşullarına rağmen saat 05.00 gibi çok erken saatlerde düşük ücretlerle işe başlıyor. Özellikle kırsal ve uzak bölgelerde yaşayan, aralarında eşini kaybetmiş ve boşanmış kadınların da bulunduğu geniş bir kesim güvencesiz sosyal koşullarda çalışmak zorunda kalıyor. Sorun sadece işin kendisiyle sınırlı değil, ulaşım imkanlarının yetersizliği nedeniyle kadın işçiler iş yerlerine ulaşmakta ciddi zorluklar yaşıyor ve bu durum günlük yaşamlarındaki kırılganlığı daha da artırıyor” diyor.
Yıllarca süren sendika aktivizminin ardından, özellikle bazı durumlarda günde 12 saati aşan çalışma saatlerinin azaltılması konusunda bazı iyileşmeler sağlanmış olsa da, genel durum endişe verici olmaya devam ediyor.
‘Sağlık sigortasına ve emeklilik haklarına erişemiyorlar’
Loubna Najib, gerek iş müfettişlikleri gerekse sözleşme makamları tarafından kamu kurumlarında denetimde açık bir zayıflık olduğunu doğruluyor.
Bu durum, taşeron şirketler aracılığıyla yapılan işlerle ilgili çok sayıda ihlalin devam etmesine katkıda bulunuyor. Bu bağlamda, Fas yasaları kadın işçilerin Ulusal Sosyal Güvenlik Fonu'na kayıt olmasını zorunlu kılsa da, sendika tahminleri bazı kadın işçilerin ya tam olarak kayıtlı olmadığını ya da gerçek kazançlarından daha düşük bir ücretle kayıtlı olduğunu gösteriyor. Bu durum, sağlık sigortasına ve emeklilik haklarına erişimlerini doğrudan etkiliyor.
Saha araştırmaları, birçok kadın işçinin aynı işyerlerinde 10 ila 15 yılı aşkın süredir çalışmasına rağmen mesleki statülerinde herhangi bir iyileşme yaşanmadığını ortaya koyuyor. Bu durumun, sektörü yöneten şirketlerdeki sık değişikliklerden kaynaklandığı, bunun da kıdem kaybına ve iş güvencesinin zayıflamasına yol açtığı belirtiliyor.
Loubna Najib, etkili yaptırım mekanizmalarının bulunmamasını eleştirerek, birçok taşeron şirketin taahhütlerini yerine getirmediğini, bunun yerine maliyetleri düşürme ve karı artırmaya odaklandığını ifade ediyor. Loubna Najib ayrıca, bazı yönetimlerin bu ihlallere göz yumduğunu ve bu durumun güvencesiz çalışma koşullarının devam etmesine yol açtığını söylüyor.
‘Kadın işçiler, iki taraf arasında sıkışmış bir durumla karşı karşıya’
Yiyecek ve içecek sektöründe sendika verileri, kadın işçilerin bazı durumlarda günlük 25 dirhem (yaklaşık 2,70 dolar) gibi çok düşük ücretlerle çalıştırıldığını ortaya koyuyor. Bu ücretlerin sabit aylık maaş yerine çoğu zaman yemeklere göre hesaplanması, iş güvencesizliğini daha da artıran bir başka sorun olarak öne çıkıyor. Bu koşullar içinde kadın işçiler, iki taraf arasında sıkışmış bir durumla karşı karşıya kalıyor: bir yanda yönetimler, diğer yanda taşeron şirketler. Her iki taraf da sorumluluğu birbirine yüklerken, işçilerin haklarını koruyacak ya da talep edecek net ve etkili bir mekanizma bulunmuyor.
Yetkili makamların denetimi artırarak kanunların uygulanmasını sağlaması ve ihlal eden şirketlere yaptırım uygulanması gerektiğini vurgulayan Loubna Najib, kadın işçilerin korunması ve iş güvenliğinin sağlanması için mevcut yetkilendirme ve yönetim modelinin yeniden gözden geçirilmesini talep ediyor.