Süveyda'daki yangınlar zorunlu göçün acısını yeniden alevlendirdi

Süveyda'da etkili olan yangınlar, bir yıl önce köylerinden zorla göç ettirilen kadınlara yaşadıkları acıları yeniden hatırlattı. Köylerine birkaç kilometre uzaklıkta yaşayan kadınlar, ne topraklarına ulaşabiliyor ne de alevlere müdahale edebiliyor.

ROCHELLE JUNİOR

Süveyda- Suriye'nin Süveyda kentinin doğu ve batı kırsalında çıkan yangınlar, bir yıl önce cihatçı HTŞ'nin bazı köylere girmesi ve kontrolü ele geçirmesiyle zorla göç ettirilen kadınların yaşadığı travmaları yeniden gün yüzüne çıkardı. Tarım arazilerini saran alevler ve yükselen dumanlar, köylerine yalnızca birkaç kilometre uzaklıkta bulunan ancak topraklarına ulaşamayan göç mağduru ailelerin korku ve çaresizliğini yeniden derinleştiriyor.

Yangınlar, köylüler arasında mülklerine ulaşmalarının neden engellendiği ve yangınlar yüksek sıcaklıklardan kaynaklanıyorsa itfaiye ekiplerinin neden bölgeye girişine izin verilmediği yönündeki soruları da beraberinde getiriyor.

'Toprağımızdan önce yüreğimizi yaktılar'

Welğa köyünden Hena El Arabid, köylerinin bir yıl önce silahlı saldırıya uğradığını ve bu nedenle evlerini terk etmek zorunda kaldıklarını anlattı.

Köyden silah zoruyla çıkarıldıklarını belirten Hena El Arabid, evlerinin yağmalanıp yakıldığını, bugün ise aynı acının tarım arazilerinde yaşandığını söyledi. Köylerine ulaşmalarının engellendiğini ifade eden Hena El Arabid, Süveyda ile Welğa arasındaki mesafenin yalnızca birkaç kilometre olmasına rağmen ne kendilerinin ne de itfaiye ekiplerinin yangınlara müdahale edebildiğini dile getirdi.

Yanan arazilerin sadece toprak olmadığını vurgulayan Hena El Arabid, "Bu topraklar bizim geçim kaynağımızdı. Onlar toprağımızı işgal etti, şimdi de yanmasına göz yumuyorlar. Toprağımızdan önce yüreğimizi yaktılar. Evlerimize dönüp dönemeyeceğimizi hala bilmiyoruz" dedi.

Batı kırsalının Süveyda'nın tarımsal üretiminin temelini oluşturduğunu belirten Hena El Arabid, bölgenin sebze, meyve ve buğday üretimi ile su kuyuları sayesinde kentin en verimli alanlarından biri olduğunu hatırlattı.

Son olarak, "Bu topraklar bizim yeniden hayata tutunma umudumuzdu. Döner, eker, evlerimizi yeniden kurarız diyorduk. Şimdi o umut da elimizden alındı. Sadece toprağı işgal etmediler, kuyuları da kapattılar" ifadelerini kullandı.

'Çocuklarım bana toprağımızı soruyor'

Welğa köyünden Ravan Ubeyd ise bir yıldır köylerine dönemediklerini belirterek, uzaktan yalnızca dumanı görebildiklerini söyledi. İtfaiye ekiplerinin de yangınlara uzaktan müdahale etmek zorunda kaldığını belirten Ravan Ubeyd, "Bu bizim toprağımız. Neden ulaşmamıza izin verilmiyor? Yanan ürünler yıllarca telafi edilemeyecek. Zeytin ağaçları kül oldu, duman hem köyleri hem de kenti etkiledi" dedi.

Yangınların çocukları üzerinde de derin izler bıraktığını anlatan Ravan Ubeyd, çocuklarının sürekli eski evlerini ve oyun oynadıkları tarlaları sorduğunu, yeni yaşamlarına ve okullarına uyum sağlayamadıklarını söyledi.

'Geçim kaynağımız elimizden alındı'

Nadiya Nasır da göç ettirildikten sonra yıllarca geçimini sağladığı topraklara ulaşamadığını belirterek, "Kırk yıldır bu toprağı ekiyor, çocuklarıma buradan bakıyordum. Bugün ise ne ekebiliyorum ne de yanına gidebiliyorum" dedi. Topraklarının anılarla dolu olduğunu söyleyen Nadiya Nasır, göçün ardından geri dönüşün de güvenli olmadığını ifade etti.

Bölgede mayın tehlikesinin sürdüğüne dikkat çeken Nadiya Nasır, daha önce mayın patlamaları nedeniyle yaşamını yitiren ve yaralanan sivilleri hatırlatarak, toprağa dönmenin artık ölüm riski taşıdığını dile getirdi.

Yangınlar göç günlerini yeniden hatırlattı

Mezraa köyünden Amal Edib El Hüseyin ise köylerinden zorla ayrıldıkları günü unutamadıklarını söyledi. Köylerinin saldırılar sırasında yandığını ve dumanlar yükselirken ayrılmak zorunda kaldıklarını anlatan Amal Edib El Hüseyin, bugün de uzaktan tarım arazilerinden yükselen dumanları izlediklerini belirtti.

Evlerine ve komşularına yeniden kavuşmayı umut ettiklerini söyleyen Amal Edib El Hüseyin, "Bugün yanan evler değil, topraklarımız. Ama bu görüntü bize göç ettiğimiz günü yeniden yaşatıyor. Aynı acıyı yeniden hissediyoruz" diye konuştu.