Suriye’de üniversiteye giriş koşulları fırsat eşitliği tartışmalarını gündeme taşıdı
Suriye’de yeni dönemde üniversiteye giriş koşullarında bazı bölümlerin yalnızca kadınlara ya da erkeklere açık olmasını değerlendiren Meysa Nebvani, öğrencilerin cinsiyetlerine göre değil, başarı ve yeterliliklerine göre seçilmesi gerektiğini vurguladı.
ROCHELLE JUNİOR
Süveyda – Suriye’de 2026-2027 akademik yılı üniversiteye giriş koşulları, bazı bölümlere ve enstitülere yalnızca kadın ya da erkek öğrencilerin kabul edilmesini öngören düzenlemeler nedeniyle eğitimde fırsat eşitliği ve cinsiyete dayalı ayrımcılığı yeniden gündeme getirdi. Söz konusu koşulların adil olup olmadığı, kadın öğrencilerin geleceğini ve eğitimle mesleki yaşamlarına yön verme haklarını nasıl etkilediği sorularını da beraberinde getirdi.
Siyasetçi ve kadın hakları savunucusu Meysa Nebvani, kabul koşullarını karşılayan kadın öğrencilerin yalnızca kadın oldukları için bazı bölümlere alınmamasının, eğitim ve tercih haklarını kısıtlayan bir ayrımcılık biçimi olduğunu belirtiyor. Nebvani’ye göre üniversiteye kabulde temel ölçütler cinsiyet değil, akademik başarı, yeterlilik ve çalışma kapasitesi olmalı.
‘Kabulde ölçüt cinsiyet değil, yeterlilik olmalı’
Meysa Nebvani, bazı bölümlerin ve mesleklerin fiziksel yeterlilik ya da işin niteliğine ilişkin kalıp yargılar gerekçe gösterilerek yalnızca erkeklerle ilişkilendirilmesine karşı çıkıyor. Meysa Nebvani, hukuk, yargı ve medya gibi alanların gerekli niteliklere sahip herkese açık olması gerektiğini vurguluyor.
Kadınların mekanik gibi fiziksel güç gerektiren mesleklerde de çalıştığını hatırlatan Meysa Nebvani, yeterliliğin cinsiyetle belirlenemeyeceğine dikkat çekiyor. Bazı alanların yalnızca belirli bir cinsiyete açık tutulmasının kadınların seçeneklerini daralttığını ve kurumların bu alanları geliştirebilecek nitelikli kişilerden mahrum kalmasına yol açtığını dile getiren Meysa Nebvani, “Kısıtlamaların sürmesi ayrımcılığı eğitim kararlarında olağan bir uygulamaya dönüştürebilir” diyor ve uyarıyor.
‘Ayrımcılığa karşı hukuki ve toplumsal mücadele’
Meysa Nebvani, söz konusu kararlarla mücadelenin yalnızca bu uygulamalardan etkilenen kadınların sorumluluğunda olmadığını ifade ederek şöyle konuşuyor “Toplumun açık bir tutum alması ve hukuki girişimlerin yürütülmesi gerekiyor. Avukatlara ve insan hakları savunucularına çağrıda bulunmak istiyorum. Kadınların bazı bölümlere kabulünü kısıtlayan kararların incelenmesini ve bunların ulusal yasalar ile eşitlik ve ayrımcılık yasağına ilişkin uluslararası standartlara uygunluğunun değerlendirilmesi istiyorum.
Notları belirli bölümlere kabul edilmeye yeterli olduğu hâlde cinsiyeti nedeniyle bu hakka erişemeyen kadın öğrencilerin yaşadıklarının belgelenmesi önemli. Bu vakalara ilişkin tanıklıklar ve kanıtlar toplanmalı, kısıtlamaların somut etkilerini ortaya koymak ve kararların gözden geçirilmesi talebine dayanak oluşturmak açısından önemli.”
‘Kısıtlamalar kadınların hedeflerini ve nitelikli iş gücünü tehdit ediyor’
Meysa Nebvani’ye göre eğitimde ayrımcılığın etkileri, kadın öğrencilerin belirli bölümlerden uzak tutulmasıyla sınırlı kalmıyor; gelecekte sahip olabilecekleri seçenekleri de daraltıyor. Bu kısıtlamaların kadınları iki zor seçenekle karşı karşıya bırakabileceğini belirten Meysa Nebvani, kadınların ya hayalini kurdukları bölümden vazgeçerek dayatılan sınırlara uyum sağlamak ya da eğitim ve çalışma fırsatları için yurt dışına gitmek zorunda kalabileceğini söylüyor.
Bu bağlamda Afganistan’daki kadınların durumuna da değinen Meysa Nebvani, kadınların eğitimine yönelik kısıtlamaların bazılarını öğrenimlerini sürdürebilmek için istisnai yollara başvurmaya ittiğine işaret ediyor. Afganistan’da bazı durumlarda kız çocuklarının toplumsal olarak erkek kimliğiyle sunulacak biçimde yetiştirilmesine dikkat çeken Meysa Nebvani, bu durumun kız çocuklarına aynı şekilde tanınmayan fırsatlara erişme arayışıyla bağlantılı olabildiğini ifade ediyor.
Meysa Nebvani, bu tür yollara başvurulmasının, temel bir hakka erişimin kişinin kimliğine göre engellendiği koşullarda ayrımcı sistemlerin insanları hangi noktalara sürükleyebileceğini gösterdiğini belirtiyor. Kadınların daha adil eğitim ve meslek olanakları bulmak için ülkelerinden ayrılmak zorunda kalmasının yalnızca bireysel bir kayıp olmadığını vurgulayan Meysa Nebvani, bunun toplumun kurumlarını geliştirmek için ihtiyaç duyduğu bilimsel ve mesleki birikimin de yitirilmesine yol açtığını dile getiriyor.
‘Fırsat eşitliği, topluma ve gelecek kuşaklara yatırımdır’
Meysa Nebvani, kadınların eğitim ve çalışma yaşamına kendi yeterlilikleri doğrultusunda katılmasının hem kişisel gelecekleri hem de aile ve toplum açısından olumlu sonuçlar doğurduğunu belirtiyor. Kadınların aile yaşamının kurulmasında ve yeni kuşakların yetiştirilmesinde üstlendikleri role dikkat çeken Meysa Nebvani, “Adalet ve fırsat eşitliğine dayalı bir ortam daha dengeli ve gelişime açık bir toplumun temel koşullarından biridir” diyor.
Kadınların eğitim ve çalışma haklarının desteklenmesinin bilimsel ve mesleki yeterliliklerin korunmasına da katkı sunduğunu vurgulayan Meysa Nebvani, kadın öğrencilerin cinsiyet ayrımcılığına maruz kalmadan, akademik başarıları ve yetenekleri doğrultusunda bölümlerini seçebilmesinin daha adil ve gelişme kapasitesi yüksek bir toplumun inşası açısından temel önemde olduğunu kaydediyor.