Savaşın gölgesinde direnmeyi seçen Salwa’nın ilham veren yaşamı

Lübnan’ın güneyinde savaş ve yerinden edilmenin zorluklarına rağmen geleneklerini ve günlük yaşamını sürdürerek hayata tutunan Salwa Badran, erzak hazırlamanın ve çalışmanın kendisi için bir direnme biçimi olduğunu belirtiyor.

RANA JOUNİ

Lübnan- Güney Lübnan'daki istikrarsız güvenlik koşullarına rağmen Salwa Badran, geleneksel ev yapımı erzak hazırlamayı sürdürüyor.

Güney mutfağının vazgeçilmezleri arasında yer alan keşki, yerel zahter ve kuru nane hazırlayan Salwa Badran, Deyr ez-Zehrani beldesinden son kez yerinden edildiğinde yanına aldığı ilk şeyin erzak olduğunu belirtiyor. Erzakın yerinden edilme dönemlerinde kendisi ve ailesi için önemli bir dayanak olduğunu ifade ediyor.

Salwa Badran için erzak hazırlamak yalnızca mevsimsel bir alışkanlık değil, annesiyle birlikte 30 yılı aşkın süredir sürdürdüğü bir gelenek. İsrail saldırılarının ardından erzak hazırlamanın kendisi için daha da önemli hale geldiğini aktaran Salwa Badran, bu hazırlıkları yapabildiği için kendisini şanslı hissettiğini söylüyor. Güneydeki birçok köyde zeytinliklerin ve bahçelerin yanması nedeniyle tarım ürünlerinin zarar gördüğünü dile getiren Salwa Badran, bu durumun birçok kişinin erzak hazırlama imkanından mahrum kaldığını belirtiyor.

Erzak hazırlamakla meşgul olurken evinin yakınındaki küçük giyim mağazasında da çalışmaya devam eden Salwa Badran, "Savaşın ardından hayat yavaş yavaş geri dönmeye başladı. Buna rağmen her an olağanüstü bir durum yaşanabileceği hissini taşıyoruz. Mağazamı açtım ve yeniden çalışmaya başladım, ancak tüm ürünlerim hala poşetlerin içinde. Hayatımın tamamını bir çanta içerisine sığdırdım” sözleriyle yeni bir yerinden edilme ihtimaline karşı hazırlıklı olduğuna dikkat çekiyor.

‘Erzak hazırlamayı ve küçük ayrıntılardan mutluluk duymayı seviyorum’

Yaşadığı korku ve kaygıya rağmen çalışmayı bırakamayacağının altını çizen Salwa Badran, "Çalışmazsam yavaş yavaş öldüğümü hissediyorum. Çalışmayı, erzak hazırlamayı ve küçük ayrıntılardan mutluluk duymayı seviyorum. Biz hayatı seviyoruz ve koşullar ne kadar zorlaşırsa zorlaşsın hayatı nasıl sürdüreceğimizi biliyoruz" sözlerine vurgu yapıyor.

Erzak hazırlamanın güney halkının kimliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyleyen Salwa Badran, "Zahter, zeytin ve bulgur... Bunlar sadece erzak değil, kişiliğimizin bir parçası. Herhangi bir güney evinde bunlar eksik olduğunda insan bir şeylerin eksik olduğunu hissediyor. İnsanlar topraklarını nasıl savunuyorsa biz de bu ayrıntıları korumak için direniyoruz. Bunlar kanımıza işlemiş durumda ve değişmeyeceğiz" ifadelerinde bulunuyor.

Çocuğunun sağlık sorunlarına rağmen işlerini sürdürmeye devam ettiğini kaydeden Salwa Badran, “Bahçem benim için bir umut alanı. Çiçekler benim için hayat demek. Evimden uzaktayken sorduğum ilk şey çiçeklerimin durumu oldu. Bazıları buna şaşırabilir ama ben onları seviyorum. Çiçeksiz hayatın tadı yok" diye belirtiyor.

‘Güney'in yarını yeniden umutla karşılayacağına inanıyorum’

Ülkesinin durumuyla ilgili gelişmeleri dijital medyadan takip ettiğini belirten Salwa Badran, sözlerini şu sözlerle tamamlıyor:

“Güvenlik gelişmelerini telefonumdan anbean takip ediyorum. Güneyde yaşayan herkes gibi ben de zayıf internet bağlantısı, elektrik ve su kesintileriyle mücadele ediyorum. Herhangi bir tırmanışın yeniden yerinden edilmek zorunda kalmamıza yol açmasından endişe ediyorum. Savaş, aile buluşmalarımızı ertelemiş olabilir ama inancımızı ertelemedi. Biz teslim olmuyoruz. Sevdiklerimizin dönmesini, hepimizin yeniden bir araya gelmesini ve evlerimizin yeniden kahkahalarla dolmasını bekliyoruz. Savaşın tüm yaralarına rağmen hayatımıza devam ediyor, elimizden alınamayan küçük mutluluklara tutunuyoruz. Erzak hazırlamak ve çalışmak, benim için hem hayata tutunmanın hem de direnmenin bir yolu. Güney'in yarını yeniden umutla karşılayacağına inanıyorum.”