Sekiz yıllık işgalin ardından Efrînli kadınlar: Şehrimizi yeniden inşa edeceğiz
Sekiz yıllık zorunlu göçün ardından topraklarına yeniden dönmeye başlayan Efrînli kadınlar, “Efrîn’i yeniden canlandıracağız, yıkımın izlerini silecek, ağaçlar dikecek ve harap olmuş mahalleleri yeniden inşa edeceğiz” dedi.
SİLVA AL-İBRAHİM
Kobanê - Efrîn sakinleri, 2018’de Türk devletinin bölgeyi işgal etmesiyle başlayan zorla yerinden edilmenin sekizinci yıldönümünde evlerine dönmeye hazırlanıyor.
Yıllarca süren acı ve kayıpların ardından, bu yıl geri dönüş haklarının güvence altına alınmasıyla yeni bir umut doğdu. 29 Ocak 2016 tarihli anlaşmaya göre, yerinden edilmiş halkın hakları korunuyor ve evlerine onurlu bir şekilde dönmeleri sağlanıyor. Efrîn halkı, sekiz yıl süren direniş ve fedakarlıkların ardından, geçmişin karanlık hatırasını zafer ve bahar getiren bir Newroz’a dönüştürmeyi hedefliyor.
Yıllarca süren zorunlu göçün ardından Efrîn’e dönen yaklaşık 400 aileden oluşan ilk dönüş konvoyları yola çıktı. Bu adım, şehrin yavaş yavaş eski canlılığına kavuşacağına dair umutları yeniden canlandırdı. Önümüzdeki günlerde kalan yerinden edilmiş kişiler de gruplar halinde geri dönecek. Normalleşme sürecinin işareti olan bu geri dönüşler, yıllarca şehirlerini kalplerinde taşıyan halk için direnç ve yeniden yapılanmanın yeni bir bölümünü yazma fırsatı sunuyor.
‘Saldırılar toplumun örgütlenmesindeki öncü rolünden kaynaklanıyordu’
Efrîn’den yerinden edilen Vahida Halil, Efrîn Kürt halkını topraklarına ve kültürlerine derinden bağlı, doğayı seven, çevre bilincine sahip ve güçlü bir sosyal örgütlenmeye sahip bir toplum olarak tanımladı. Vahide Halil, “Kürt halkı, Önder Abdullah Öcalan’ın halkların kardeşliği ve kadınların özgürlüğüne dayanan demokratik konfederalizm ideolojisini benimsiyor” dedi.
Türk devletinin 18 Mart 2018 tarihinde Efrîn’i işgal ettiğini belirten Vahida Halil, “Efrîn’e yönelik işgal saldırısı rastgele bir saldırı değildi. Saldırılar toplumun örgütlenmesindeki öncü rolünden kaynaklanıyordu. Şehir, komünleri kuran ilk yerlerden biri ve eşbaşkanlık sistemini uygulayan öncü şehirlerden biriydi. Ayrıca Efrîn, Kadın Koruma Birlikleri’nin (YPJ) kurulmasına tanıklık etmiş ve Suriye’nin farklı bölgelerinden gelen yerinden edilmiş insanlar için güvenli bir sığınak görevi görüyordu” ifadelerinde bulundu.
‘Kentte yaşanan ihlallerle savaş suçları işlendi’
Özerk Yönetim tarafından hayata geçirilen Demokratik Ulus projesinin halkı zayıflatmaya dayanan hegemonik devletlerin politikalarına alternatif bir model olduğunu söyleyen Vahida Halil, “Bu proje toplulukları kendi kendilerini yönetmeleri için güçlendirmeye dayanıyor. Efrîn’e yapılan saldırıyı, Önder Abdullah Öcalan’ın şahsında somutlaşan Demokratik Ulus projesini hedef alan bir komplonun uzantısı olarak görüyorum. Şehrimizin yaşadığı, dayanıklılığımızı ve örgütlenme kapasitemizi kanıtlamış toplumsal modeli yıkma girişimiydi” şeklinde konuştu.
Efrîn'e yapılan saldırının çeşitli silah türlerinin kullanılmasıyla gerçekleştiğini ve alışılmadık savaş taktiklerinin kullanıldığını hatırlatan Vahida Halil, “Kentte yaşanan ihlallerle adeta savaş suçları işlendi. Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şehrin sakinlerinden boşaldığı iddialarını yaymaya çalıştı, ancak yüz binlerce kişi bu iddiaları reddetmek için sokaklara döküldü. Halkın iradesi, savaşçıların azmiyle birleşti ve bölgenin tanık olduğu en dikkat çekici direniş ortaya çıktı. Halk ve savaşçılar, 58 gün boyunca hem hava hem kara saldırılarına karşı tarihi bir direniş sergiledi” sözlerine dikkat çekti.
Türk devleti saldırısının ardından Efrîn halkının zorla yerinden edildiğini kaydeden Vahida Halil, “Baas rejimi tarafından uygulanan sıkı kuşatma altında Şehba kamplarında yıllarca zorlu koşullar altında yaşadık, temel ihtiyaçlardan yoksun kaldık ve altı yıl boyunca büyük sıkıntılar çektik. Şehrimize dönmeyi hep umut ettik, ama Türk işgali ve paralı askerlerin yeni saldırıları bizi bir kez daha göçe maruz bıraktı. Bizler, Demokratik Ulus projesini uygulayan bölgelere sığındık ve burada özgürlük ve onur için bir alan bulduk. Ancak saldırılar bitmedi ve son askeri tırmanış sırasında bir kez daha yerimizden edildik. Sekiz yıl süren direnişin ardından nihayet Efrîn’e geri dönebildik. Bu dönüş, kalplerimizde yeniden sevinci canlandırdı, tıpkı Newroz’un Kürtlerin kalplerinde zaferle mutluluğu yeniden uyandırdığı gibi” diyerek sözlerini noktaladı.
‘Tarihi yerler tahrip edildi’
Efrîn şehrinden yerinden edilen Hamida Muhammed ise, “Efrîn halkı son sekiz yıldır zorlu bir yerinden edilme dalgasına maruz kaldı, ancak biz kadınlar karşılaştığımız sert koşullara boyun eğmedik. Savaş alanlarında ve evlerimizi savunmak için direndik. Yaptığımız fedakarlıklar, yerinden edilmiş insanların kalplerinde geri dönüş umudunu yeniden canlandırdı. Saldırılarda Efrîn’in doğası ve tarihi yerleri tahrip edildi. Burası, Hurri medeniyetinin beşiği olarak kabul ediliyor; Nabi Huri Anıtı, Barsa Khatuni ve Tell Andar gibi birçok arkeolojik alanı barındırıyor. Ayrıca Tanrıça İştar’ın medeniyetinin evidir. Ne yazık ki, bu alanlar Türk devletine bağlı silahlı grupların saldırılarında tahrip edildi. Bölge, zeytin ağaçlarıyla da ünlüdür ve ağaçların büyük bir kısmı yok edildi” diye belirtti.
Hamida Muhammed, işgal sonrası Efrîn’de kalan halkın kaçırma, katliam ve tekrarlanan saldırılar dahil çeşitli ihlallere maruz kaldığını ifade etti. Saldırılardan en çok kadınların etkilendiğini dile getiren Hamida Muhammed, “Kadınların öncü ruhları ve taşlara, ağaçlara yeniden hayat verme yetenekleri, Efrîn’in iyileşeceğine ve hayatın eski haline döneceğine olan inancımızı güçlendirdi” diye vurguladı. Efrînli çocukların şehirlerini hiç görmedikleri halde hikayelerle büyüdüklerini ve topraklarına derin bir özlem duyduklarını anlatan Hamida Muhammed, yerinden edilme yıllarında çocukların şehirlerinin imajını kalplerinde taşıdığını ve geri dönüşü büyük bir özlemle beklediklerini söyledi.
Geri dönüş umudunun savaşçıların fedakarlıkları ve halkı koruyan güçlerin sayesinde gerçeğe dönüştüğünü kaydeden Hamida Muhammed, “Topraklarımıza geri dönüp Efrîn’i yeniden canlandıracağız, yıkımın izlerini silecek, ağaçlar dikecek ve harap olmuş mahalleleri yeniden inşa edeceğiz. Efrîn’den geriye sadece toprağı kalsa bile, onu eskiden bildiğimiz gibi yeniden canlandıracağız. Biz, İştar ve İnanna’nın soyundan gelen Efrînli kadınlar olarak, uzun bir örgütlenme ve öncülük geçmişimizle yeniden inşa sürecinin ön saflarında olacağız. Şehrimize duyduğumuz sevgi, taşlarını ve ağaçlarını yeniden hayata döndürme çabamızın itici gücü olacak” dedi.