Kadın Zamanı Derneği: Şiddetle mücadelede anadilde hizmet gerekiyor
İstanbul’da faaliyet yürüten Kadın Zamanı Derneği, kentte Kürt kadınların, şiddetle mücadelede Kürtçe hizmet alabilmeleri için çalışmalarını sürdürüyor. Dernek bu kapsamda hazırladıkları raporu Meclis’e sunmaya hazırlanıyor.
ARJİN DİLEK ÖNCEL
Amed- Araştırmalara göre İstanbul’un genel nüfusunun yaklaşık yüzde 15 ile yüzde 18’lik kısmını Kürtler oluşturuyor. İstanbul’da Kürt nüfusun ağırlıklı olarak yaşadığı ilçeler arasında Esenyurt, Bağcılar, Fatih, Zeytinburnu, Gaziosmanpaşa ve Esenler yer alıyor.
1980’li ve 1990’lı yıllarda Kürt sorunu nedeniyle yaşanan savaş ve çatışma başta olmak üzere, ekonomik ve sosyal nedenlerle oluşan göç dalgalarıyla İstanbul’a yerleşen Kürtlerin yaşadıkları zorlukların başında yine ırkçılık geliyordu.
Anadillerinde hizmet alma hakkı bir yana, kendi dillerini konuştukları için Kürtler sistematik olarak saldırıya uğradı.
Ayrımcılığın en büyük mağduru ise yine Kürt kadınlar oldu. Kadınlar erkek/devlet şiddeti karşısında anadillerinde kendilerini ifade edemedikleri için yaşadıkları şiddet döngüsünden kurtulamadılar ya da katledildiler.
2020 yılında evli olduğu erkeğin kardeşinin tecavüzüne uğrayan ve şikayet için gittiği jandarma karakolunda “Kürtçe tercüman olmadığı için” şikayeti alınmayan daha sonra katledilen Fatma Altınmakas’ın ölümü bu durumun en trajik örneği olarak hafızalardaki yerini koruyor.
İstanbul’da 6 yıldır faaliyette olan Kadın Zamanı Derneği, kadına yönelik erkek şiddeti ve erkek şiddetini besleyen devlet politikaları, Kürt kadınlarına yönelik artan ayrımcılık ve şiddet biçimlerine yönelik çalışmalar yürütüyor.
Kadına yönelik şiddetle mücadele hizmetlerine Kürtçe erişim
Dernek, son bir yıldır belediyelerin kadına yönelik şiddetle mücadele hizmetlerine anadilde, özellikle de Kürtçe erişim konusunda çalışmalar yürütüyor. Bu kapsamda Kürt kadınların yerelden taleplerini ve bu taleplerin örgütlenmesini daha geniş bir zeminde ele almayı amaçlıyor.
Dernek bu kapsamda ağustos ayında hazırladığı “Kadınların Anadilde Yerel Yönetimlerin Şiddetle Mücadele Hizmetlerine Erişimi” başlıklı izleme raporunu kamuoyu ile paylaştı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve 39 ilçe belediyesinin kadına yönelik şiddetle mücadele hizmetlerinde anadilde (özellikle Kürtçe) erişim durumunu inceleyen araştırma; kamusal hizmetlerde anadilde desteğin kurumsallaşmadığını ve büyük ölçüde bireysel çabalara dayandığını gözler önüne seriyor. Rapora göre; İstanbul’da sadece 3 belediye Kürtçe hizmet sunuyor.
Kadın Zamanı Derneği kurucularından Newroz Ünverdi, Kürt kadınların anadillerinde hizmet alabilmeleri için girişimlerinin süreceğini belirtti. Çalışmalarına dair bilgi veren Newroz Ünverdi: “Savaş ve çatışma koşullarından dolayı İstanbul’a zorla göç ettirilmiş Kürt kadınlara yönelik çalışıyoruz ve çalışma alanımız şiddetle mücadele. Ama tek başına erkek şiddeti üzerine çalışmıyoruz. Şiddetle mücadele etmenin yanı sıra buna karşı politikaların değiştirilmesine dair çeşitli savunuculuk çalışmaları yürütüyoruz, bu savunuculuğu artıran çalışmalar yapıyoruz” dedi.
Hazırladıkları rapora dair bilgi veren Newroz Ünverdi, “Son bir yıldır İstanbul’da yaşayan Kürt kadınlarının yerel yönetimler bünyesinde sunulan şiddetle mücadele mekanizmalarını kendi anadillerinde, Kürtçe erişebilmesine yönelik bir çalışma yürüttük. 1 yıllık çalışmada 39 ilçe belediyesi ve büyükşehir belediyesini ziyaret ettik. Bu görüşmelerin sonucunda bir rapor oluşturduk. Bu belediyelerin kaç tanesinin şiddetle mücadele mekanizmalarında Kürtçenin kullanıldığını, belediyelerin hangilerinde Kürtçe destek hizmetlerinin olduğunu ve bu Kürtçe destek hizmetlerinin nasıl yaygınlaşabileceğini kapsayan bir rapor” ifadelerini kullandı.
‘Raporumuzu siyasi partilere sunacağız’
Belediyelerde destek hizmetlerinin olduğunu ancak bu hizmetlerin kadınlara ulaşmadığını söyleyen Newroz Ünverdi: “Buna dair çeşitli politika önerisi sunan bir politika belgesi hazırladık. Bunun sonucunda İstanbul’daki 5 belediyeye belgemizi sunduk. Elbette bu çalışma bununla sınırlı kalmayacak, raporumuzla siyasi partilerin merkezlerini ziyaret etmek istiyoruz. Ankara’da hem Meclis’i hem de siyasi partileri ziyaret ederek, anadil hakkının kadınlar için ne kadar kritik olduğunu anlatacağız. Özellikle şiddetle mücadele etme noktasında kadınların şiddetten çıkıp güvenli alana geçerken anadilinde kendini anlatabilmesi ve tabi anlaşılabilmesini öngören bir çalışma örgütlüyoruz” şeklinde konuştu.
‘Kadınların bulunduğu tüm yerellerde çalışmalar sürecek’
Newroz Ünverdi şöyle devam etti: “Çalışmamızın bir ayağı şiddetle mücadele, bir ayağı da kadınlar güvenli alanlara geçerken anadillerinde hizmet görmeleri. Yakın zamanda İstanbul’da Kadın Deneyimlerinden Barışın İnşasına: Adalet Hafıza ve Demokratik Gelecek” başlıklı bir çalıştay düzenledik. Bu çalıştayda farklı kimliklerden kadınların kendi ülkelerindeki savaş süreçlerinin yaşamlarına etkisi ve bunun yanında barışı nasıl tahayyül ettikleri yönünde tartışmalar yürüttük.
Bundan sonraki çalışmalarımızda bu tartışmaları kadınların bulunduğu tüm yerellerde devam ettirmeyi düşünüyoruz. Çünkü bu çalışmalar hem savunuculuk hem de kadın mücadelesinin gelişmesi, barış mücadelesinin de parçası olması açısından önemli.”
Amaçlarının kadınların daha güvenli alanlarda yaşayabilmesi ve savaşın yarattığı tahribatın ve savaş suçlarının ortadan kaldırılması ve travmaların iyileştirilmesi olduğunu vurgulayan Newroz Ünverdi, konuşmasını şöyle tamamladı: “Kadınların barışın doğrudan öznesi olduğu gerçekliğinden sözümüzü kuruyoruz. Bu çalışmaların her biri kadının barış sürecindeki özne rolüne işaret ediyor.”