Amargî Umut: Hiçbir güç ‘Jin, Jiyan, Azadî’ devriminin önünü alamaz

‘Jin, Jiyan, Azadî’ devriminin dördüncü yılını değerlendiren Amargî Umut, İran rejiminin baskı ve şiddetine rağmen kadınların mücadeleden geri adım atmadığını belirterek, “Hiçbir güç kadın mücadelesinin önünü alamaz” dedi.

ÇEKJÎN DEMHAT

Haber Merkezi - Rojhilat Kürdistan ve İran’da “Jin, Jiyan, Azadî” devrimiyle başlayan ayaklanmanın üzerinden dört yıl geçti. Ayaklanma, 16 Eylül 2022’de Rojhilat Kürdistan’ın Seqiz kentinden genç Kürt kadın Jîna Emînî’nin İran’ın sözde “ahlak” polisi tarafından gözaltına alınmasının ardından katledilmesiyle başladı. Ailesiyle birlikte Tahran’da bulunan Jîna Emînî, başörtüsünü düzgün takmadığı gerekçesiyle gözaltına alınmış ve maruz kaldığı işkence sonucu yaşamını yitirmişti. Jîna Emînî’nin katledilmesinin ardından Rojhilat Kürdistan ve İran’ın dört bir yanında kitlesel ayaklanmalar başladı.

“Jin, Jiyan, Azadî” sloganıyla Rojhilat Kürdistan’da başlayan ve ardından İran’ın tamamına yayılan ayaklanma, İran İslam Cumhuriyeti rejimine karşı en büyük toplumsal ve siyasi hareketlerden birine dönüştü. Bu ayaklanma, Kürt ve İranlı kadınların özgürlük ve eşitlik mücadelesindeki öncü rolünü bir kez daha uluslararası alanda ortaya koydu.

İran güçlerinin ağır baskı, gözaltı ve şiddetine rağmen bu ayaklanmanın ruhu ve toplumsal bilinç üzerindeki etkisi hala devam ediyor ve günlük yaşamda kendini gösteriyor. Rojhilat Kürdistan Kadın Savunma Güçleri (HPJ) üyesi Amargî Umut, ayaklanmanın dördüncü yıl dönümü ve Rojhilat Kürdistan ile İran kadınlarının içinden geçtiği süreç üzerine ajansımıza konuştu.

Amargî Umut, İran rejiminin kadınlara yönelik baskı ve şiddetinin sistematik bir şekilde yürütüldüğünü belirterek, bunun “Jin, Jiyan, Azadî” devriminin kadınlar arasında bir karşılığa dönüşmesine yol açtığını söyledi. Amargî Umut, “Rejimin kadınlara yönelik baskısı giderek daha da ağırlaştığı için kadınlar artık rejimin kendilerine uyguladığı en üst düzeydeki baskıya tahammül edemedi. Ayaklanmaya genel olarak bakıldığında, rejimin idamlar, gözaltılar ve farklı yöntemlerle ayaklanmanın önünü kesmeye çalıştığı görülüyor. Ancak kadınların artık bu yöntemlere karşı tahammülü kalmadı. Bundan sonra ne yaparlarsa yapsınlar, hiç kimse kadınların önünü kesemez” sözlerine dikkat çekti.

‘Bu ayaklanma, kadınların öncü roller üstlenmesini sağlayacak bir etki yarattı’

Kadınların ataerkil zihniyete karşı çok güçlü bir mücadele yürüttüğünü, bu zihniyeti değiştirmek ve kadınların kendi tanrıça özlerine ulaşmasını istediklerini kaydeden Amargî Umut, “Bu ayaklanma, kadınların öncü roller üstlenmesini sağlayacak bir etki yarattı. Biz Rojhilat Kürdistan Kadın Savunma Güçleri (HPJ) olarak bu ayaklanmada önemli bir rol oynamak ve topluma öncülük etmek istiyoruz. Özellikle kadınlar olarak ‘Jin, Jiyan, Azadî’ ayaklanmasında esas rolümüzü oynamak ve bu ayaklanmaya karşılık olmak istiyoruz” diye belirtti.

‘Birliğe ve güçlü örgütlenmeye ihtiyaç var’

Amargî Umut, Rojhilat Kürdistan ve İran’daki kadın örgütlerinin güçlenmesi için birlik ve güçlü bir örgütlenmeye ihtiyaç olduğunu belirterek, “Rojhilat Kürdistan ve İran’daki tüm kadın kurum ve örgütleri, kadınlara yönelik baskı ve şiddete karşı birleşmeli, komünlerini oluşturmalı ve özgür kadın kişiliğinin inşası üzerine tartışmalar yürütmeli. Kadınların tüm yöntemlerle kendilerini eğitmeleri ve kendilerine yönelik her türlü psikolojik ve fiziksel şiddete karşı kendilerini savunabilmeleri gerekiyor” çağrısında bulundu.

‘Kadınlara silah eğitimi’ eleştirisi: Ataerkil zihniyeti besliyor

İran rejiminin camilerde kadınlara silah kullanımı konusunda eğitim vermesine dikkat çeken Amargî Umut, bu eğitimlerin kadınlara ataerkil zihniyetle verildiğini belirtti. Amargî Umut, “Bu eğitimlerin erkek egemen zihniyetle ve bu zihniyete hizmet etmek amacıyla verildiğini çok iyi biliyoruz. Her kadının kendisini her şekilde savunması gerekiyor. Ancak rejimin verdiği silah eğitimlerinin neye hizmet ettiğinin bilinmesi de gerekiyor. Verilen bu eğitimler gerçekten kadınların özgürlüğüne ve kimliğine hizmet ediyor mu?” diye sordu.

Hiçbir şekilde bir kadının idam edilmesini, gözaltına alınmasını ve işkence görmesini kabul etmediklerini söyleyen Amargî Umut, bugün toplumda kadınlar üzerinde her açıdan büyük bir baskı olduğunu dile getirdi. Amargî Umut, “Hiçbir kadın, başka bir kadının işkence görmesini ve idam edilmesini izleyemez. Sistem bugün her türlü yöntemle toplumu ve kadınları kendi istediği doğrultuda yönlendiriyor ve şekillendiriyor. Ancak özünde yapılan şey, kadınların kullanılmasıdır” şeklinde konuştu.

‘Yediden yetmişe herkesin görevi, devrimin rengi ve sesi olmaktır’

Dünyadaki tüm kadınların “Jin, Jiyan, Azadî” ile başlayan ayaklanmaya sahip çıkması ve onu kucaklaması gerektiğini ifade eden Amargî Umut, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bütün kadınlar, İran rejiminin cezaevlerinde katledilen, idam edilen ve cinsel saldırıya maruz bırakılan kadınların sesi olmalı. Yürüttüğümüz çalışmalar birkaç söz ve açıklamayla sınırlı kalmamalı. Tüm kadınların güvenliği için emek ve mücadele verilmesi gerekiyor. Rojhilat Kürdistan ve İran’daki kadınlar da örgütlenmeli ve biz bu örgütlerle birlikte mücadele yürütmeliyiz. Yediden yetmişe herkesin görevi, devrimin rengi ve sesi olmaktır. Kadın örgütleri ve HPJ olarak mücadelemizi daha da güçlendirecek, ‘Jin, Jiyan, Azadî’ devriminin sesi olacağız.”