İran’da infazlar ve hak ihlalleri sürüyor

İran’da  farklı cezaevlerinde çok sayıda idam cezası infaz edilirken, insan hakları örgütleri ailelere haber verilmeden gerçekleştirilen infazlar ve siyasi tutuklular üzerindeki baskılar nedeniyle hak ihlallerinin derinleştiği uyarısında bulunuyor.

Haber Merkezi – İran’da farklı cezaevlerinde idam cezalarının uygulanmaya devam ettiği bildiriliyor.  İnsan hakları örgütleri, bazı tutsakların ailelerine önceden bilgi verilmeden idam edildiğini, siyasi tutuklular ve öğrenciler üzerindeki baskıların sürdüğünü ve güvenlik güçlerinin müdahaleleri sonucu yaşanan ölümlerin endişe verici boyutlara ulaştığını belirtiyor.

İdamlar birçok kentte devam ediyor

Son dört gün içerisinde İran’ın farklı kentlerindeki cezaevlerinde çok sayıda idam cezasının infaz edildiği bildirildi. İnsan hakları kuruluşlarının aktardığı bilgilere göre Meşhed’deki Vekilabad, İsfahan’daki Destgerd, Kirmanşan’taki Dizelabad, Mahşehr, Xoy, Maku, Tebriz, Şiraz, Kerec’deki Kızılhisar, Şirvan, Hürremabad, Dezful, Bender Abbas, Meşginşehr, Reşt’teki Lakan ve Kirman Merkez Cezaevi’nde infazlar gerçekleştirildi.

Son infazlar arasında yer alan iki Beluc tutsağın, ailelerine önceden haber verilmeden ve son görüş hakkı tanınmadan idam edildiği belirtildi. Bazı ailelerin, yakınlarının infaz edildiğini ancak cezanın uygulanmasının ardından öğrenebildiği ifade edildi.

Beluclar idamlardan orantısız biçimde etkileniyor

İnsan hakları örgütlerinin verilerine göre Beluc toplumu, İran’daki idam uygulamalarından en fazla etkilenen gruplardan biri olmaya devam ediyor. Kuruluşların yayımladığı istatistiklere göre yalnızca 2025 yılında ülke genelindeki 29 cezaevinde en az 143 Beluc yurttaş idam edildi.

Bu kişilerin büyük bölümünün siyasi olmayan ya da ayrıntıları kamuoyuyla paylaşılmayan dosyalar kapsamında idam edildiği belirtilirken, hak savunucuları yüksek oranların yapısal eşitsizlikler, ekonomik yoksunluk ve Sistan-Belucistan eyaletindeki kronik sorunlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Uzmanlar, uluslararası insan hakları standartlarına göre ailelerin bilgilendirilmesi ve son görüş hakkının sağlanmasının temel bir hak olduğunu hatırlatırken, bu uygulamaların ihlal edilmesini insan onuruna aykırı bir tutum olarak değerlendiriyor.

Güvenlik güçlerinin müdahalelerinde can kayıpları

İdamların yanı sıra güvenlik güçlerinin müdahaleleri sonucu yaşanan ölüm ve yaralanmalar da gündemdeki yerini koruyor.

Çabahar’ın Hur Kelani bölgesinde bir Beluc yakıt taşıyıcısının güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandığı bildirildi. Yerel kaynaklar, ateş açılmadan önce herhangi bir uyarı yapılmadığını öne sürdü.

İranşehr’de ise daha önce silahlı müdahale sırasında yaralanan bir Beluc yurttaşın kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdiği belirtildi. Ailesi, tıbbi müdahalede gecikme yaşandığını iddia ederek yetkililere tepki gösterdi.

Zahedan’da iki ay önce silahlı kişiler tarafından öldürülen bir Beluc yurttaşın faillerinin ise hala tespit edilmediği ve haklarında işlem yapılmadığı bildirildi.

Bane’de yaşamını yitiren Kürt yurttaşın cenazesi teslim edilmedi

Rojhilat Kürdistan’daki Bane kentinin Çoman sınır hattında bir Kürt yurttaşın güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu hayatını kaybettiği bildirildi. Yerel kaynaklar, kişinin herhangi bir kaçak mal taşımadığı halde vurulduğunu ifade ederken, cenazesinin hastaneye kaldırılmasına rağmen henüz ailesine teslim edilmediği belirtildi.

Bu durum, aile üyeleri ve insan hakları savunucuları tarafından tepkiyle karşılandı.

Kadın tutuklular ve öğrenciler üzerindeki baskılar sürüyor

İnsan hakları örgütleri, kadın siyasi tutukluların sağlık hizmetlerine erişim, izin hakları ve güvenlik uygulamaları konusunda çeşitli sorunlarla karşı karşıya kaldığını bildiriyor. Bazı tutukluların tehdit edildiği, ani sevklere maruz bırakıldığı ve ailelerinin de güvenlik baskısı altında tutulduğu iddia ediliyor.

Öte yandan protestolara katılan öğrenciler üzerindeki disiplin soruşturmalarının sürdüğü belirtiliyor. Tahran Üniversitesi’nden gelen bilgilere göre bazı öğrencilerin telefonla disiplin kurullarına çağrıldığı ve resmi duruşma yapılmadan savunma vermelerinin istendiği kaydedildi.

Öğrenci dosyalarında, bazı dijital medya hesapları ve öğrenci gruplarında paylaşılan görüntülerin delil olarak kullanıldığı da iddialar arasında yer alıyor.

Zorla itiraf ve ağır kefalet eleştirileri

İnsan hakları kuruluşları son haftalarda gözaltındaki kişilere zorla ifade verdirildiği, siyasi ve sivil aktivistler için yüksek miktarda kefalet bedelleri belirlendiği ve bazı tutukluların ailelerine bilgi verilmeden başka cezaevlerine sevk edildiği yönündeki iddialara dikkat çekti.

Bazı idam mahkûmlarının avukatlarına erişimde zorluk yaşadığı, bazı tutukluların ise sağlık hizmetlerine erişim ve cezaevi koşullarını protesto etmek amacıyla açlık grevine başladığı bildirildi.

‘Af’ açıklaması tartışma yarattı

İran Yargı Erki, 139 idam mahkumunun af kapsamına alındığını duyurdu. İnsan hakları savunucuları aynı dönemde çok sayıda infazın sürmesinin bu açıklamanın etkisini gölgelediğini belirtiyor.

Hak örgütleri, siyasi, inanç temelli ve adli davalardan hüküm giymiş çok sayıda kişinin hâlâ idam tehdidi altında bulunduğuna dikkat çekiyor.

İnsan hakları örgütleri endişeli

İnsan hakları savunucuları, idamlardaki artışın ülkedeki siyasi ve toplumsal gelişmelerden bağımsız değerlendirilemeyeceğini ifade ediyor. Örgütlere göre artan toplumsal hoşnutsuzluk, ekonomik sorunlar ve protestolarla eş zamanlı olarak ölüm cezalarının uygulanması, kamuoyunda korku yaratma ve muhalif sesleri bastırma amacı taşıdığı yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.

Uluslararası gündemin büyük ölçüde bölgesel gerilimler ve diplomatik gelişmelere odaklandığı bir dönemde, İran’daki idamlar ve insan hakları ihlallerine ilişkin tartışmalar da sürmeye devam ediyor.