Sur’dan kitlesel göç: Güney Lübnan boşalıyor
İsrail’in tahliye çağrısı ve artan saldırılar sonrası Sur kentinde yeni bir göç dalgası başladı. Daha önce binlerce kişiye sığınak olan kentten bu kez halk, Filistin kamplarıyla birlikte Sayda ve kuzey bölgelere doğru panik halinde yola çıktı.
Lübnan – Lübnan’ın güney bölgeleri, son dönemin en yüksek gerilimlerinden birini yaşıyor. Artan İsrail saldırıları, binlerce sivilin evlerini terk ederek ülkenin daha güvenli iç bölgelerine yönelmesine neden oldu. Hedef alınan alanların genişlemesiyle birlikte saldırılar artık yerleşim yerlerini, Filistin mülteci kamplarını ve çevre kasabaları da kapsıyor.
Sur (Tyre) kentinde gece saatlerinden itibaren, İsrail güçlerinin yayımladığı acil tahliye uyarısının ardından yeni bir göç dalgası başladı. Uyarıda, kent sakinleri, Filistin kampları ve çevre mahallelerin derhal boşaltılması istendi; hedef alınacak bölgeleri gösteren bir harita da paylaşıldı. Daha önce çevre köylerden yaklaşık 7 bin yerinden edilmiş kişiye ev sahipliği yapan Sur, artık bir sığınak olmaktan çıkıp bilinmezliğe doğru yeni bir göçün başlangıç noktası haline geldi. Kentte büyük bir korku ve panik hâkim.
Kamplarda yaşayanlar da kent sakinleriyle birlikte göç ediyor
Sur kentinde üç ana Filistin mülteci kampı bulunuyor: Güneyde yer alan ve on binlerce kişinin yaşadığı, 1936 yılında kurulan en eski kamplardan biri olan Raşidiye Kampı; kentin güney girişinde bulunan ve birkaç bin kişinin yaşadığı Bas Kampı; doğuda yer alan ve yoğun nüfusuyla bilinen Burc eş-Şemali Kampı. Bu kamplarda yaşayanlar da diğer kent sakinleriyle birlikte yoğun bir şekilde göç ediyor. Ayrıca Maşuk ve Cel el-Bahr kamplarında da ciddi bir göç hareketliliği yaşanıyor. Tüm bu alanlarda sınırlı imkânlar ve güvenlik garantisinin olmaması dikkat çekiyor.
Göç dalgası, aynı zamanda Lübnanlıların telefonlarına yabancı numaralardan gelen yoğun aramalarla da hız kazandı. Bu aramalarda Sur ve çevresindeki halktan derhal bölgeyi terk ederek Sayda kentine yönelmeleri istendi.
Ana yollarda trafik yoğunluğu ciddi boyutlara ulaştı. Aileler ve eşyalarla dolu araçlar yolları doldururken, geçmişte yaşanan zorunlu göçlerin tekrarlanabileceği endişesi giderek artıyor. Ağır bir gecenin ve ani bir uyarının ardından halk, kısa sürede evlerini terk ederek geride bir zamanlar sığınak olan kenti bırakıyor; Sur ise şimdi bitmeyen bir göç yolculuğunun yeni durağına dönüşüyor.