Rusya’nın Ukrayna’yı işgali: Nasıl bugüne gelindi?
Kökeni Soğuk Savaş’a ve NATO’nun kuruluşuna kadar uzanan ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle bugüne gelinen Rusya-Ukrayna çatışmasını T24 Dış Haberler Editörü Melis Karaca ajansımıza değerlendirdi.
ELİF AKGÜL
İstanbul - 2011’deki Arap Baharı’nın Suriye iç savaşına dönüşmesi, ardından gelen Libya iç savaşı, 2014’te Rusya’nın Kırım’ı ilhakı, 2020’nin başında Türkiye’nin Afrin işgali, 2020’nin sonundaki Karabağ savaşı, bugünse Rusya’nın Ukrayna’yı işgali… Dünya halkları yıllardır gittikçe yoğunlaşan, şiddetleşen ve sıklaşan savaşların cenderesinden geçiyor. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali bunların en sonuncusu ama aynı zamanda 21. yüzyılda “Avrupa’nın ortasında” olması itibariyle Batı ülkeleri için sert tepki yaratan bir örneği oldu, oluyor.
Kökeni Soğuk Savaş’a ve NATO’nun kuruluşuna kadar uzanan bu çatışmanın bugününü, nedenini ve Türkiye’nin bundan nasıl etkileneceğini T24 Dış Haberler Editörü Melis Karaca ile konuştuk.
Krizin kökeninin 1991’de SSCB’nin dağılmasına dayandığını belirten Melis Karaca, gerilimin tırmandığı dönemde Batı ülkelerinin sert yaptırım tehditleri dillendirmesine rağmen Ukrayna’nın “savaş günü yalnız olduğunu” söylüyor. Hem Ukrayna ile hem de Rusya ile ekonomik ve stratejik ortaklıkları olan Türkiye içinse durum kritik.
“Rusya Sovyet coğrafyası üzerindeki etkisini korumak istiyor”
Ukrayna - Rusya krizinin kökeni neye dayanıyor?
Ukrayna-Rusya krizinin kökeninde 1991'in sonuna Sovyetler Birliği'nin dağılmasına kadar gidebiliriz. Rusya'nın o dönemden beri eski Sovyet coğrafyası üzerindeki etkisini korumak için çeşitli politikalar izlediğini biliyoruz. Gerilimin patlak verdiği örnek olarak 2014'te Rusya yanlısı Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç karşısında başlayan protestoları, Batı yanlısı eylemlerden oluşan "Onur Devrimi"yle Yanukoviç'in devrildiği noktayı gösterebiliriz. Onur Devrimi sonrasında hükümet düştü. Rusya, bu sürecin sonunda uluslararası anlaşmalara göre, Ukrayna'nın toprağı olan Kırım'ı llhak kararı adlı. Kırım'da Rusya yanlısı eylemler başladı. Kırım'daki karışıklık sürecinin sonunda tartışmalı bir referandum yapılarak Kırım ilhak edildi.
Rusya yanlısı ayrılıkçılar bu olayın sonunda Ukrayna'nın doğusunda "Donbas" olarak bilinen Donetsk ve Luhanks bölgelerinin büyük bölümünde ayrılıkçı yönetimler ilan etti. Ukrayna'nın aktardığına göre, Donbas'taki çatışmalarda 13 bin kişi hayatını kaybederken 2015 yılında yapılan bir ateşkesle bu çatışmaların büyük bölümü durdu.
“Savaşa giden adımlar…”
Savaş aşamasına nasıl gelindi?
Bu savaş adım adım ilerleyen bir süreç. Bu süreci geçen yıldan bugüne kadar Rusya'nın Ukrayna sınırına yaptığı asker yığınağından takip edebiliriz. Rusya'nın bölgede asker toplamaya başlaması Ukrayna ve Batı ülkelerini endişelendirirken Donbas'tan da çatışma haberleri gelmeye başladı. Bu süreç aylarca devam etti. ABD istihbaratı son olarak asker yığınağının "Ukrayna'yı tam teşekküllü işgale" yetecek seviyeye geldiği uyarısında bulundu. Rusya, bu süreç boyunca işgal niyeti olmadığını, sınırlarda kontrolü sağlama amacı olduğunu belirtse de Batı ülkeleriyle aylar süren diplomasi trafiğiyle bir çatışmanın önlenmesine çalışıldı.
“Rusya’nın Ukrayna’nın NATO üyesi olma konusunda tutumu hep netti”
Rusya'yla ilişkilerin gerildiği dönemde Ukrayna açık bir şekilde NATO üyeliği konusunda istekliliğini dile getirdi. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Ukrayna'nın NATO'ya üye olmasının ülkenin doğusundaki savaşı bitirebileceğini savundu. Rusya'nın Ukrayna'nın NATO üyesi olmasına ilişkin tutumu hep net oldu.
Ukrayna doğusunda gerilim yükselirken, Rusya ABD ve NATO'dan, ittifakın doğuya doğru genişlemeyeceği, Ukrayna'nın üyeliğinin gündem olmayacağına dair güvenlik garantileri istedi. Güvenlik garantileri kabul edilmeyen Rusya, Batı'ya "diplomasi seçeneğinin değerlendirilmediği" mesajını verdi.
“Diplomatik süreçlerden kopuş noktası 21 Şubat”
Bugüne geldiğimiz noktada 21 Şubat, bütün diplomatik süreçlerden bir kopuş noktası oldu diyebiliriz. Ukrayna ve ayrılıkçı yönetim tarafları, karşılıklı ateşkesin ihlal edildiği suçlamalarını öne sürerken 21 Şubat'ta Donbas'taki çatışmaların arttığı haberleri geldi ve ayrılıkçı yönetimler, Putin'den Rusya'nın bağımsızlıklarını tanımasını istedi. Ukrayna'nın meşruiyetini sorgulayan ifadelerin yer aldığı uzun bir ulusa sesleniş konuşmasıyla Putin, ayrılıkçı yönetimleri tanıdıklarını ve bölgeye "barış koruma gücü" göndereceklerini açıkladı. Ayrılıkçı yönetimlere Rus askerlerinin gönderilmesi Ukrayna'nın sınırına artık Rusya'nın girmesi anlamına geliyordu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 24 Şubat sabahı, daha önce sık sık tekrarladığı gibi "Ukrayna'yı 'neo-Nazilerden' temizlemeye arındırmayı" amaçladıklarını söyleyerek, ülkenin silahsızlaştırılması için bir operasyon başlattıklarını açıkladı. 24 Şubat'tan bu yana da Rusya, Ukrayna'ya pek çok cepheden girerek saldırılarda bulundu.
“Savaş günü Ukrayna yalnız mücadele etmek zorunda kaldı”
Bu süreçte tarafların sorumluluğunu yani Ukrayna ve Rusya kadar NATO’nun da sorumluluğunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
NATO, Ukrayna bir üye ülke olmadığı için Rusya'nın işgali bir tehditken de, başladığında da çeşitli yaptırımlarla Rusya'ya yanıt verileceğini söyledi. ABD ve Batı ülkeleri gerilimin başından bu yana istihbarat servisleriyle Rusya'nın adımlarında ön aldı ve uyarılarda bulundu. Bu uyarıların diplomasi sürecinde eli güçlendirmesi beklenirken sonuç böyle olmadı. Ukrayna şu anda savaş halinde, Batı ülkelerinden hem daha sert yaptırımlar, hem de askeri yardımlar beklediğini sık sık dillendiriyor. Öte yandan maalesef gün savaş günü olduğunda Ukrayna'nın yalnız mücadele etmek zorunda kaldığını görüyoruz. Yaptırımlar konusunda dahi Avrupa Birliği ülkelerinin ortak karar alma mekanizması hızlı işlemedi.
“Türkiye için Rusya-Ukrayna savaşı çok kritik”
Hem NATO üyesi hem de Rusya ile iyi ilişkileri olması itibariyle bu sürecin Türkiye için sonuçları ne olabilir?
Türkiye için Ukrayna-Rusya arasındaki savaşın çok kritik olduğunu söyleyebiliriz. Ukrayna ve Türkiye arasında birçok savunma sanayii anlaşması bulunuyor. Ukrayna, Türk yapımı SİHA’ları kullanıyor. Rusya, daha önce Ukrayna ve Türkiye arasındaki savunma sanayii anlaşmalarından duyulan rahatsızlığı dile getirmişti. Rusya'nın Ukrayna'nın doğusundaki ayrılıkçıları tanıdığı günden işgale kadar gözler her seferinde Ankara'dan yapılacak açıklamalara çevrildi. Türkiye, Ukrayna'nın işgalinde Rusya'nın adımlarının "kabul edilemez" olduğu ve "uluslararası hukuku ihlal" niteliği taşıdığını belirtti. Ukrayna'nın Türkiye Büyükelçisi Vasil Bodnar işgal başladığından bu yana Türkiye'den Boğazları Rusya’nın savaş gemilerine kapamalarını istediklerini belirtiyor. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu bu konuyla ilgili açıklama yaptı. Çavuşoğlu, Türkiye'nin Boğazları kapatabileceğini ancak yine de Rusya'nın böyle bir hakkı olduğunu söyledi.
“Türkiye Rusya ile ilişkisini yıpratmak istemez”
Toplu bir yaptırım kararında da Türkiye'nin yer alması düşük bir ihtimal olarak değerlendiriliyor.
Rusya'yla ekonomi ve savunma işbirliği içinde olan Türkiye'nin bu ilişkiyi yıpratmak istemeyeceği bir gerçek. Türk Lirası’nın kırılgan olduğu dönemde yaşanabilecek krizin ekonomiye etkilerinin yanı sıra Suriye, Libya gibi kritik noktalarda Rusya'yla gerilimin olumsuz sonuçları da olabilir.
Erdoğan'ın "İkisinden de vazgeçemeyiz" açıklamalarına da bakılırsa Türkiye'nin bir denge politikası sürdürmeye çalıştığı görülebilir ancak sonucu ne olur merak ediliyor.