Nun İnisiyatifi: Kadınlar barış ve özgürlük mücadelesinin ön saflarında olacak
Nun İnisiyatifi, 9 Ekim uluslararası komplosunun yıl dönümünde, Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin çözüm olmadığını belirterek Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde somut adımlar atılması çağrısı yaptı.
Haber Merkezi - Nun Önder Öcalan’ın Özgürlüğü İnisiyatifi, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası komplonun ve Türkiye’de İmralı Adası’nda tutuklanmasıyla sonuçlanan sürecin yıl dönümü dolayısıyla bir açıklama yayımladı.
Açıklamada, uluslararası komplonun Abdullah Öcalan’ın sesini susturmayı, bir davaya dönüşen mücadelesini etkisizleştirmeyi ve mekanların sınırlarını aşan düşüncelerini tecrit etmeyi amaçladığı belirtildi. İnisiyatif, demokrasi, barış ve özgürlüğü çatışma ve savaş döngüsünden çıkış yolu olarak ortaya koyan bir projenin hedef alındığını ifade etti.
Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Bugün, bir davaya dönüşen sesi susturmayı, mekanın sınırlarını aşan düşünceyi tecrit etmeyi ve çatışma ile savaş döngüsünden çıkış yolu olarak demokrasi, barış ve özgürlüğü öneren bir projeyi kuşatmayı amaçlayan Önder Öcalan’a yönelik uluslararası komplonun yıl dönümü.”
‘Düşüncelerini esir alamadılar’
Komployla Abdullah Öcalan’ın duvarlar ardında tutsak edilmek istendiği ancak düşüncelerinin esir alınamadığı belirtilen açıklamada, Abdullah Öcalan’ın sesinin yalıtılmasının hedeflendiği, buna karşın düşüncelerinin halklara, kadınlara ve gençlere ulaştığı kaydedildi.
Açıklamada, bu düşüncelerde özgürlük, adalet ve eşitlik temelinde yeni bir yaşam kurma çağrısı gören kesimlerin bulunduğuna dikkat çekildi. 9 Ekim’in yalnızca acı bir anma günü olmadığı vurgulanan açıklamada, uluslararası sistemin halkların sorunlarına hala çıkarlar ve pazarlıklar üzerinden yaklaştığı ifade edildi. İnsan hakları, özgürlük ve demokrasinin ise siyasi hesaplara bağlı bırakıldığı belirtildi.
‘Kadınlar tarihin seyircisi olmayacak’
Kadınların mücadeledeki rolüne dikkat çekilen açıklamada, kadınların geleceğinin egemen güçlerin kararlarıyla belirlenmesini kabul etmeyeceği vurgulandı. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Kadınlar olarak bulunduğumuz yerden açıkça söylüyoruz: Kadın, tarihin seyircisi olmayacak ve geleceğinin sınırlarının egemen güçlerin kararlarıyla çizilmesini kabul etmeyecek. Baskıya, savaşa ve dışlanmaya karşı direnen kadın, barış ve özgürlük ile demokratik toplum mücadelesinin ön saflarında yer alabilecek güce sahiptir.”
‘Çözümün yolu diyalog ve siyasi çözüm’
Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin siyasi bir soruna çözüm olamayacağı belirtilen açıklamada, cezaevlerinin düşünceleri durduramayacağı ve tecridin halkların iradesini ortadan kaldıramayacağı ifade edildi. İstikrarlı bir geleceğin tek yolunun diyalog, siyasi çözüm ve hakların tanınmasından geçtiği belirtilen açıklamada, inkar, tecrit ve baskı politikalarının çözüm getirmeyeceği kaydedildi.
Açıklamada, Ortadoğu’daki sorunların çözülmesi ve masum insanların yaşamını yitirmesinin önüne geçilmesi için Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında ciddi adımların atılması gerektiği vurgulanarak şu değerlendirmeye yer verildi:
“Bunun dışındaki her yol, halkların, kadınların ve ezilen sınıfların bedelini ödediği daha büyük istikrarsızlıklar ve savaşlar anlamına geliyor.”
Açıklamanın sonunda Nun İnisiyatifi, özgürlük mücadelesinin geçici bir eylem olmadığına ve halkların özlemlerinden doğan düşüncelerin parmaklıklar ardına gömülemeyeceğine inandığını belirtti. Kadınların, mücadelenin her alanında adaletsizliğe karşı durmanın ve onur, eşitlik ve adalet temelinde bir gelecek kurmanın temel güçlerinden biri olmayı sürdüreceği ifade edildi.