Nûjiyan Erhan: Hakikatin izinde bir özgür basın emekçisi

Şengal katliamının ardından Êzidî kadınların sesi olmak için sahaya giden Nûjiyan Erhan, direnişi belgeledi; Xanesor saldırısında yaralanmasına rağmen hakikati dünyaya ulaştırma mücadelesinin simgelerinden biri oldu.

SUHAM ŞENGALÎ

Birçok devrimci ve direnişçi kadın gibi, Nûjiyan Erhan da genç yaşta özgürlük mücadelesine katıldı. Dağ dağ dolaşan Nûjiyan, Kürdistan dağlarından Şengal’e uzanan kesintisiz bir yürüyüş sürdürdü. Ovalarda, dağlarda, köylerde ve şehirlerde mücadeleyi büyüttü. Nûjiyan Erhan için yaşamın her anı mücadele ve hakikat arayışıydı; yaşam, bitmeyen bir bilgelik okulu gibiydi. Yoldaş Nûjiyan hem yetkin ve bilgili bir gerillaydı hem de özgür basında hakikatin savaşçısıydı. Her zaman çaba sahibiydi. Ne olursa olsun, karanlık içinde hakikatin kaybolmaması ve hakikatin sesinin her zaman yükselmesi gerektiğini bilirdi.

Şengal’e geldiklerinde yoldaş Nûjiyan ve yoldaş Jînda ile tanıştım. İlk kez Nûjiyan yoldaşı gördüğümde, yüzündeki gülümseme dikkatimi çekmişti. Onu ilk kez görmeme rağmen hemen sevdim ve birlikte çalışmak istediğimi söyledim. Böylece medya çalışmalarına başladım. Nûjiyan yoldaştan çok şey öğrendik. Her şeyden önce yaşamı öğrendik. Nûjiyan yoldaşa göre yaşamda başarı, çalışmada başarıydı. Êzidî genç kadınlar olarak fermanı yaşadık. Yaralarımıza nasıl merhem olacağımızı, acımızı toplumumuzla ve dünyayla nasıl paylaşacağımızı, doğru gazeteciliğin ne olduğunu öğrendik. Nûjiyan yoldaşın tarzını ve yöntemini öğrendik.

Bize her zaman “Kimseyi beklemeyin, acınızı duyurun; kendi toplumunuzun dili, sesi ve rengi siz olun” derdi. Gazeteciliğin düşünsel bir çalışma olduğunu ve bilgi gerektirdiğini vurgulardı. Yaptığımız medya çalışmaları, Rêber Apo’nun fikir ve düşünceleri temelinde şekillenmiş ve gelişmişti. Bu fikirler üzerine Nûjiyan yoldaşla sık sık tartışmalarımız olurdu.

Fermanı dünyaya duyurdu

3 Ağustos 2014’te DAİŞ çeteleri Şengal’de halkımıza karşı 74. fermanı gerçekleştirdi. Bu fermanın hedefi Êzidîlerin soykırıma uğratılmasıydı. O kadar ağır bir ferman yaşandı ki insanlığın vicdanını sarstı. Bu ferman, PDK’nin (Kürdistan Demokrat Partisi-KDP) kin ve nefretle şekillenen ihanetinin bir sonucu olarak ortaya çıktı. Binlerce insanın katledilmesi, binlercesinin göç ettirilmesi, binlerce kadın ve kız çocuğunun esir alınarak pazarlarda satılması… Bu anlarda dünya Şengal’de bir katliam yaşandığını gördü ve duydu. Ancak gören ve duyanların hiçbiri, insanlık vicdanına aykırı bu katliamı durdurmak için ciddi bir çaba göstermedi.

Buna karşın Apocu özgürlük gerillaları bu sessizliği ve zulmü kabul etmedi, fermana karşı durarak “yeter” dedi. Bu müdahale ile fermanın önü kesildi, DAİŞ çeteleri ve PDK hedeflerine ulaşamadı.

Yüzlerce özgürlük gerillası gibi, Nûjiyan yoldaş da fermanın ardından bir yandan elinde silahıyla gerilla, diğer yandan kalemi ve kamerasıyla bir gazeteci olarak yönünü atalarının kadim yurdu Şengal’e çevirdi. Dünyanın dört bir yanından gelen birçok gazeteci yalnızca yaşananları izlemekle yetinirken, Nûjiyan yoldaş bu katliamı uzaktan seyretmeyi kabul etmedi ve Şengal’e gitti.

Şengal’e ulaştıktan sonra Nûjiyan, genç Êzidî kadınların eğitimi için çalışmaya başladı. Özellikle genç kadınların gazetecilik alanında yetişmesi için çaba gösterdi; kendi acılarını dünyayla paylaşmalarını teşvik etti. Toplumumuzun tarihinde ilk kez özgür basın örgütlenmesi ve Êzidî kadın medyası bu süreçte inşa edilmeye başlandı. Ortaya çıkan her hakikat, toplumumuzun düşmanlarının ve hainlerinin gözünde bir diken haline geliyordu.

Hayatlarında hiç kameranın karşısına çıkmamış kadınlar Nûjiyan’a konuştu

Nûjiyan yoldaş yumuşak huylu ve güler yüzlü bir kişiliğe sahipti. Onu bir kez gören herkesin içinde umut yeşerirdi. Özellikle düşmanın umutlarını çaldığı çocuklar için Nûjiyan bir umut kaynağıydı. Nûjiyan, Êzidî toplumunun geleceğinin gözlerinde umut parlayan bu çocuklar olduğunu söylerdi. Bu yüzden çocuklarla çocuk gibi, gençlerle genç gibi, yaşlılarla ise onların diliyle iletişim kurardı.

Gittiği her yerde yaptığı tartışmalar bilgili ve içtendi. Bu nedenle Nûjiyan, her Êzidî’nin kalbinde yer edindi ve sevildi. Bitmeyen bir yolculuk gibi her Êzidî kadının dünyasına girdi. Fermanın her hikâyesini kaydederken Êzidî annelerle birlikte fermanın bıraktığı acıların yoldaşı oldu. Nûjiyan’ın yüreğinde her hikâye, yaşamın yeniden doğuşu anlamına geliyordu. Bu yüzden o yalnızca haber, program ya da dosya hazırlayan bir gazeteci değildi; Êzidî kadınların acısını hissediyor ve bu acıyı paylaşıyordu.

Hayatlarında hiç kameranın karşısına çıkmamış anneler, Nûjiyan’ın kamerasına konuştu. DAİŞ çeteleri tarafından esir alınan ve her türlü insanlık dışı uygulamaya maruz kalan yüzlerce Êzidî kadın kurtarıldıklarında, Nûjiyan onları tek tek dinledi ve yaşadıkları acıları kamuoyuyla paylaştı.

DAİŞ’e karşı yürütülen savaşta Nûjiyan, gerillanın, özgürlük savaşçılarının ve Êzidî toplumunun direnişini anbean izledi. Şengal’in özgürleştirilmesinin tüm aşamalarında yer aldı ve özgürlük müjdesini hem Êzidî toplumuna hem de insanlığa duyurdu.

Xanesor’a yönelik saldırıda ağır yaralandı

3 Mart 2017’de PDK’ye bağlı Roj Peşmergeleri kirli bir planla Xanesor yerleşimine saldırdı. O sırada köylerimizin bir kısmı hâlâ DAIŞ çetelerinin elindeydi ve çatışmalar sürüyordu. Êzidî toplumunun sırtına ihanet hançerini saplayan bu güçler, yeni bir planla Êzidîleri yok etme hedeflerini tamamlamak istedi.

Nûjiyan yoldaş, peşmergelerin Xanesor’a saldırdığını duyduğunda yönünü ihanet saldırısının yaşandığı cepheye ve gerillanın destansı direnişine çevirdi. Nûjiyan cephe hattına ulaştığında, “Roj peşmergeleri” olarak adlandırılan güçler tarafından hedef alındı ve başından yaralandı.

Bizler, Nûjiyan Erhan’ın öğrencileri ve yoldaşları olarak onun kalemini ve kamerasını devraldık. Hakikat uğruna canlarını veren özgür basın şehitlerinin izinde çalışmalarımızı sürdürdük. Bu topraklarda hakikatin bir daha karanlıkta kalmaması ve gerçeğin sesinin susturulmaması için söz verdik. Hakikat karanlıkta kalmayacak, her yerde dile getirilecek ve gerçeğin sesi yükseltilecektir.

Tüm özgür basın şehitlerini saygıyla anıyor, onların anıları önünde saygıyla eğiliyorum.