Kongra Star Sözcüsü: Yılların kazanımları ve emeği tehlike altında
Suriye’deki entegrasyon süreci kadınlar için varoluşlarını koruma alanına dönüştü. Kongra Star Sözcüsü Gulistan Gulo, “Suriye tek bir zihniyetle yönetilemez” diyerek dil ve kadınların rolü üzerindeki kısıtlamalara dikkat çekti.
NEXEM ÇAÇAN
Qamişlo - Kadınların demokratik bir toplumun inşası ve haklarının korunması için yıllardır yürüttüğü mücadele, Suriye’deki entegrasyon süreciyle birlikte yeni bir aşamaya girdi. Kadınlar açısından bu süreç yalnızca siyasi bir gelişme değil, aynı zamanda yeni Suriye’nin inşasında elde edilen kazanımların ve kadınların gelecekteki rolünün nasıl şekilleneceğini belirleyecek önemli bir süreç olarak değerlendiriliyor. Suriye Demokratik Güçleri’nin (QSD) entegrasyon sürecinin sona erdiğini açıklamasının ardından Kongra Star da kadınların kazanımlarının korunması ve karar alma mekanizmalarındaki rolünün güvence altına alınması gerektiğini vurguluyor.
Kongra Star Sözcüsü Gulistan Gulo, entegrasyon sürecine, kadın hareketlerinin tutumuna ve kadınların Suriye’nin siyasi ve toplumsal geleceğindeki rolüne ilişkin ajansımızın sorularını yanıtladı.
*Kongra Star entegrasyon sürecini nasıl değerlendiriyor ve bu sürecin amacı nedir?
29 Ocak Anlaşması’nın ardından bazı değişikliklerin gerekli olduğu yeni bir aşamaya girdik. Elbette bu değişiklikler Rojava halkı açısından yeni bir sürecin başlangıcıydı. Bu çerçevede, özellikle Suriye dosyası üzerinde çalışan bazı iktidar sahibi devletlerin amacı, bölgede oluşturulan yönetimi zayıflatmak ve ortadan kaldırmaktı. Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê’de çok büyük bir savaş yürütüldü. Bu süreçte bölge halkını katliamlara karşı korumak amacıyla 29 Ocak Anlaşması imzalandı. Bu anlaşma, yıllardır devrim içinde büyüyen ve mücadele eden halkın hayali değildi. Ancak anlaşma imzalanmamış olsaydı, Kürt halkı bir kez daha yıllarca yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktı. Bölge halkı bugün de entegrasyon süreci konusunda çelişkiler ve tartışmalar yaşıyor.
*QSD’nin entegrasyon sürecinin sona erdiğini açıklamasının ardından Kongra Star bu yeni aşamayı nasıl değerlendiriyor?
Sayın Mazlum Ebdî yaptığı bir açıklamayla QSD’nin entegrasyon sürecinin sona erdiğini duyurdu. Açıklamaya göre entegrasyonla bağlantılı güvenlik ve askeri dosyalar tamamlandı, ayrıca Kürt bölgeleri için üç tugay oluşturuldu. Bir süre önce Şam hükümetine bağlı iç güvenlik güçleri Hesekê vilayetine geçerek burada güvenlik görevlerini yürütmek istedi. Ancak bu adım halkın tepkisiyle karşılaştı ve halk kentlerinin ve bölgelerinin güvenliğini kendilerinin sağlayacağını belirtti. Diğer yandan, Özerk Yönetim kurumlarının entegrasyon süreci hala tamamlanmış değil.
Şimdi Kürtçe dili de gündemin temel konularından biri haline geliyor. İlk olarak 13. kararda Kürtçenin Kürt bölgelerinde ulusal bir dil olacağı açıklandı. Ancak 27 Ağustos’ta, Kürtçenin haftada yalnızca üç saatle sınırlandırıldığı yeni bir karar açıklandı. Bu karar, dil haklarının korunmasını talep eden öğrenciler, öğretmenler ve Kürt halkının geniş tepkisine neden oldu. Gösterilen tepki, entegrasyon sürecindeki bazı karar ve adımların hala halkın tepkisiyle karşılaştığını da ortaya koydu.
Kadınlar açısından da entegrasyon sürecine ilişkin çok sayıda tepki var. Bu süreçte temel görev ve sorumlulukların çoğu erkekler tarafından üstlenilirken kadınların yönetim ve karar alma süreçlerindeki rolü geri planda kalıyor. Son dönemde birçok görüşme gerçekleştirildi ve son olarak Hesekê Valisi ile bir görüşme yapıldı. Bu görüşmelerde kadın hareketleri ve örgütleri olarak kimlik ve rollerinin korunması gerektiği dile getirildi. Entegrasyon sürecinde birleşecek kurumlarda kadınların yerinin ve temsilinin güvence altına alınması, yönetim ve karar alma süreçlerinde kadınların dikkate alınması gerektiği vurgulandı.
Kadınların haklarının korunması, kadın örgütlerinin omuzlarında olan büyük bir görev ve sorumluluktur. Entegrasyon süreci başlamadan önce biz kadın örgütleri olarak ortak platformlara sahiptik ve tüm kadın örgütleri haklar, özgürlük ve kadınların rolü konusunda ortak bir tutuma sahipti. Entegrasyon konusu gündeme geldikten sonra bu süreç kadın örgütlerinin tutum ve çalışmalarını da etkiledi. Bu çerçevede kadın örgütlerinin, kadınların kimlik ve haklarının nasıl korunacağı konusunda bazı kaygı ve endişeleri var. Bu nedenle temel meselemiz, bu süreçte örgütlerimizi, kimliğimizi ve kadınların kazanımlarını nasıl koruyacağımız ve kadınların yönetim ve karar alma süreçlerindeki rolünü nasıl sürdüreceğimizdir.
YPJ’nin kadınların savunulması için özel bir askeri güç olarak kalması amacıyla büyük bir mücadele yürüttük. Entegrasyon süreciyle birlikte kadınların mücadelesi ve devrim sonucunda elde edilen kazanımların birçoğunun, özellikle Şam yönetiminin kadın haklarını temel bir mesele olarak görmemesi nedeniyle tehlikelerle karşı karşıya kalabileceğine inanıyoruz. Bu nedenle kadın haklarının korunması ve anayasada güvence altına alınması için bu konunun tartışılması gerekiyor. Ayrıca kadınların rolünü küçümseyen zihniyetler hala bulunduğu için kadınların eğitim düzeylerini güçlendirmeli ve kadınların tüm alanlara katılımının önünü açmalıyız. Böylece kadın devriminin kazanımları korunabilir ve kadınların toplumun inşası sürecindeki rolü güçlendirilebilir.
*Kongra Star, kadınların siyasi kararlarda ve bölge yönetiminde temel bir role sahip olması için ne talep ediyor?
Biz kadın örgütleri olarak karar alma mekanizmalarında ve Suriye anayasasının yazım sürecinde yer almamız gerekiyor. Bu yalnızca geçici yönetime yönelik bir talep değil, aynı zamanda uluslararası güçlere verdiğimiz bir mesajdır: Biz tek ses ve tek kararız. Kadınların haklarını ve varlığını koruyabilmemiz için kadın haklarının Suriye anayasasında açık bir şekilde yer alması ve güvence altına alınması gerekiyor.
*Kongra Star bu yeni Suriye aşamasında kadınların geleceğini nasıl görüyor?
Kadınların geçici yönetimdeki geleceğini olumlu görmüyoruz; çünkü şimdiye kadar kadınların hak ve rolünü güvence altına alacak herhangi bir şey sunmadı. Bu yönetimin ilan edilmesinden bu yana içinde yalnızca bir kadın yer aldı ve bu kadın tüm kadınları temsil edemez. Bu coğrafyada binlerce kadını eğittik ve örgütledik. Aynı zamanda birçok kadın kurumu kendi kendini yönetiyor ve binlerce kadının sorunlarını çözen Mala Jin de var. Ancak geçici yönetim kadınların yalnızca tek bir rengini gösteriyor ve belirli kıyafet ve görünüşe sahip bir kadını sunuyor. Kadınların özgürce yaşayabilmesi, kendilerini yönetebilmesi ve yaşamın tüm alanlarında karar alma rolüne sahip olabilmesi için yıllarca mücadele ettik.
Bu dönemde önemli bir olay gündeme geldi. Suriye Parlamentosu toplantısında parlamenterlerden biri çocukların eğitimi konusunda görüşünü dile getirerek, okullara gittiklerinde çok sayıda okulun kadınlar tarafından yönetildiğini gördüklerini söyledi. Bunu çocuklar açısından bir tehdit olarak nitelendiriyor ve erkeklerin eğitim vermesi gerektiğini söylüyor. Bu görüş, kadınların eğitimde ve toplumun inşasındaki rolünü hala küçümseyen ve onları daha az önemli bir güç olarak gören bir zihniyetin bulunduğunu gösteriyor. Ancak ne yazık ki bu görüşleri paylaşan kişiler kadınların tarihini ve toplumun inşasındaki rolünü hala yeterince tanımıyor. Çünkü kadın yalnızca eğitimci değildir; kadın tarih boyunca toplum kurmuş, onu korumuş ve yönetmiştir. Bu nedenle bu zihniyetlere karşı durabilmek ve kadınların toplumun inşasındaki rolünü güçlü ve açık bir şekilde gösterebilmek için mücadelemizin devam etmesi gerekiyor.
*Entegrasyon sürecinin demokratik bir şekilde ilerlemesi, tüm halkların ve kadınların haklarını koruması için ne gerekiyor?
Gerçek bir entegrasyonun gerçekleşmesi için bu ülkenin inşasında ortak olmamız gerekiyor; çünkü biz de yıllardır bu bölgede mücadele ettik. Talebimiz, devrim sürecinde elde edilen kazanım ve deneyimlerin tüm Suriye halklarının ortak değeri haline gelmesidir. Sürecin birçok boyutunda hala demokratik bir entegrasyon görmüyoruz. Gerçek ve demokratik bir entegrasyonun gerçekleşmesi için bu yönetimin zihniyetinde bir değişiklik olması gerekiyor. Suriye yalnızca tek bir zihniyet ve tek bir yöntemle yönetilemez. Yönetimin tutumu, bölgede demokratik bir sistemin inşasının önünde hala engeller bulunduğunu gösteriyor.