Kolombiyalı kadın avukatlardan Avrupa Konseyi’ne ‘umut hakkı’ çağrısı
Kolombiya’daki Cezaya Karşı Kadınlar Grubu bünyesinde yer alan kadın avukatlar, Avrupa Konseyi’ne gönderdikleri mektupta Abdullah Öcalan için “umut hakkı”nın uygulanmasını istedi.
Haber Merkezi – Kolombiya’da faaliyet yürüten Cezaya Karşı Kadınlar Grubu’na bağlı kadın avukatlar, Avrupa Konseyi’ne resmi bir mektup göndererek Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan hakkında “umut hakkı”nın uygulanması çağrısında bulundu.
Kadın avukatlar mektuplarında, Abdullah Öcalan’ın düşüncelerinin ve geliştirdiği barış perspektifinin önemine dikkat çekerek, Kürt halkının mücadelesi ile Latin Amerika’daki Abya Yala halklarının mücadeleleri arasında düşünsel ve politik bağlar bulunduğunu belirtti.
Mektubun giriş bölümünde, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sürdürülmesine ilişkin derin kaygı dile getirildi.
“Hayatını halkına, özellikle kadınlara ve barışa adamış insani bir filozof ve liderin, gerçek diyalog girişimlerinin tartışıldığı bir dönemde ağır tecrit koşullarında tutulması bizlerde büyük üzüntü yaratıyor” ifadeleri kullanıldı.
‘Barış süreçleri insanlığın inkarı üzerine kurulamaz’
Kadın avukatlar, herhangi bir diyalog, toplumsal dönüşüm ya da çözüm sürecinin tarafların insanlığını inkar ederek kurulamayacağını belirtti.
Mektupta, Afro-insani hak perspektifi ve Küresel Güney yaklaşımı açısından hukukun yalnızca teknik bir araç olarak ele alınmaması gerektiği vurgulanarak, hukuk sistemlerinin tarihsel baskı yaşamış halkların siyasal ve toplumsal gerçekliklerine yanıt vermesi gerektiği ifade edildi.
‘Umut hakkı yalnızca hukuki değil toplumsal bir meseledir’
Mektupta “umut hakkı” kavramının yalnızca hukuki bir terim olmadığı, aynı zamanda halkların örgütlenme, direnme ve özgür bir gelecek kurma kapasitesiyle bağlantılı siyasal bir pratik olduğu belirtildi.
Kadın avukatlar, bu anlayışın Latin Amerika’daki kadın mücadeleleri ve ezilen toplumsal kesimlerin direniş deneyimlerinin de temel parçalarından biri olduğunu kaydetti.
Türkiye ve Avrupa Konseyi’ne eleştiri
Mektupta ayrıca Türkiye’nin ağırlaştırılmış müebbet cezaları ve siyasi tutsaklara yönelik tecrit politikaları eleştirildi. Abdullah Öcalan’ın durumunun bu politikanın en dikkat çekici örneklerinden biri olduğu ifade edildi.
Kadın avukatlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “umut hakkı” kararına rağmen Avrupa Konseyi’nin gerekli adımları atmamasını da eleştirdi.
AİHM kararlarının, ağırlaştırılmış müebbet cezası alan mahpuslara gelecekte özgürlük ihtimali sunulmasını zorunlu kıldığı hatırlatılan mektupta, Türkiye’de halen 10 bin 235 kişinin koşullu salıverilme imkanı olmaksızın müebbet hapis cezasıyla tutulduğu belirtildi.
Bu durumun ciddi bir insan hakları krizine işaret ettiği ifade edilerek, uluslararası kurumlara acil müdahale çağrısı yapıldı.