KJK: Rojava’daki saldırılar halkların ortak yaşam alternatifini hedefliyor
KJK Koordinasyonu, Rojava’ya yönelik saldırılara ilişkin, “Kürt kadınları Kürdistan’da ve bulundukları her yerde seferberlik düzeyinde Rojava Kadın Devrimi’ni sahiplenmeli” diyerek ortak eylem çağrısında bulundu.
Haber Merkezi- Komalên Jinên Kurdistan (KJK) Koordinasyonu, Rojava’ya yönelik saldırılara ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Açıklamada, saldırıların Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” ile başlattığı süreci ve halkların ortak yaşam alternatifini hedeflediği vurgulandı.
Açıklamada Rojava savaşçılarını anan KJK Koordinasyonu, “Öncelikle ilan edilen Rojava şehitleri şahsında tüm devrim şehitlerini anıyor, değerli ailelerine başsağlığı diliyoruz. Onlar insanlığın onurlu evlatları olarak özgür yaşam idealini gerçekleştirmenin büyük mücadelesini yürüttüler ve ölümsüzleştiler. Rojava halkı, aileleri ve yoldaşları başta olmak üzere tüm insanlığı, onurlu yaşam ve özgürlük savaşçılarımızın yarattıkları değerleri sahiplenmeye ve anılarına bağlılığın gereği demokratik, özgür toplum inşasında yer almaya çağırıyoruz” dedi.
‘Özgürlük savaşçıları tarihi halklar lehine yeniden altın harflerle yazdılar’
Kürt halkının, Kürdistan’a yönelik işgal ve soykırım politikalarına karşı büyük bedeller ödeyerek mücadele yürüttüğünün belirtildiği açıklamada, kadın öncülüğündeki bu mücadelenin toplumsal değişim ve devrimlere yol açtığı kaydedildi. Açıklamada, “Rojava Kadın Devrimi 53 yıllık mücadelemizin ve kadın mücadele tarihinin tüm birikim ve mirasının bir zirvesi ve en üst düzeyde temsili olarak yaşam bulmuştur. DAİŞ çetelerine karşı Kürt kadınları öncülüğünde özgürlük savaşçıları tarihi halklar lehine yeniden altın harflerle yazdılar ve alternatif yaşamın mümkün olduğunu kanıtlayarak dünyaya umut oldular” ifadelerine yer verildi.
‘Özgürlük ve demokrasi değerleri hedeflendi’
Rojava halkı ve kadınlarına yönelik soykırım politikalarının ve tehlikesinin sürdüğünün vurgulandığı açıklamada, Halep ile başlayan, Kobanê ve Hesekê ile devam eden saldırıların kadınlar öncülüğünde yaratılan özgürlük ve demokrasi değerlerini hedeflediği belirtildi. Açıklamada, bu saldırıların Abdullah Öcalan’ın başlattığı süreci ve Rojava şahsında halkların ortak yaşam alternatifini hedef aldığı ifade edildi.
Halkların ortak mücadelesi ve büyük bedeller sonucunda yaratılan değerlere, sembollere, kurumlara ve halka yönelik saldırıların sorumlusunun Suriye’nin kadim halkları olmadığı belirtilen açıklamada, Şam hükümeti, işbirlikçileri ve çetelerinin sorumlu olduğu kaydedildi. Suriye’deki halklara, kültürlere ve inançlara yönelik saldırı politikalarını destekleyen ya da engellemeyen uluslararası güçler ile Türkiye’nin de sorumluluğuna işaret edildi.
‘Şehirleri işgal etmek istiyorlar’
Saldırıların uluslararası politikalardan bağımsız ele alınamayacağının vurgulandığı açıklamada, devam etmesi durumunda başta Suriye halkları olmak üzere tüm bölge ülkeleri ve halklarının zarar göreceği belirtildi. İnsanların kaçırılması, fidye verilmediği için katledilmesi, kurumlara saldırılması ve toplumsal değerlerin hedef alınması, “savaşta ve soykırım politikalarında ısrar” olarak nitelendirildi.
Açıklamada, “Açık askeri işgal yöntemleriyle yapamadıklarını provokasyon ve komplolarla, özel ve psikolojik savaş yöntemleri ile zemin hazırlayarak şehirleri işgal etmek istiyorlar. Günlerdir başta Haseki olmak üzere Kürt halkının değerlerine yönelik çirkin saldırılar açık bir provokasyon ve bölgeyi Kürtsüzleştirme politikasıdır” denildi.
Rojava halkı ve kadınlarının ortak yaşam ve demokratik Suriye perspektifi temelinde yürüttükleri mücadeleye dikkat çekilen açıklamada, Suriye devleti ile demokratik ilişkilenme yaklaşımını soykırım ve tasfiye amaçları için kullanmak isteyenlerin kaybedeceği vurgulandı.
Mücadeleyi süreklileştirme çağrısı
Hiçbir tarihsel toplumun ve onurlu yaşam arayışçısının varlığına, kimliğine ve değerlerine yönelik saldırılar karşısında tepkisiz kalamayacağının belirtildiği açıklamada, Kobanê ve Tişrin Barajı direnişleri hatırlatıldı. Demokratik halklar birliği ruhunun ve “Arinler, Denizlerin öncülüğünde saç örgüleriyle sembolleşmiş kadınların özgür yaşam mücadelesinin” kazanacağı ifade edildi.
Rojava halkı ve kadınlarının varlıklarını, özgürlüklerini ve demokratik toplum sistemini koruma, savunma ve saldırılar karşısında mücadeleyi seferberlik düzeyinde süreklileştirme sorumluluğuyla karşı karşıya olduğu kaydedildi. Bir halkın kimliğine, değerlerine, varlığına ve toplumsallığına yönelik saldırılara ve ana dil kullanımını dahi üç saate indirgeyen politikalara dikkat çekilen açıklamada, Rojava halkı ve kadınlarının toplumsal direniş ve demokratik toplum inşasıyla komployu boşa çıkaracağı belirtildi.
‘Kürt ulusu birliğini güçlendirme ve mücadele günüdür’
Rojava’ya yönelik her saldırının tüm Kürtlere, Kürt kadınlarına ve insanlığa yapıldığının vurgulandığı açıklamada, Bakur, Başur, Rojhilat ve Rojava’nın uluslararası bir konsept dahilinde yürütülen komployu boşa çıkarma göreviyle karşı karşıya olduğu ifade edildi.Açıklamada, “Bugün Kürtlerin Rojava etrafında demokratik Kürt ulusu birliğini güçlendirme ve mücadele günüdür. Kürt kadınları Kürdistan’da ve bulundukları her yerde seferberlik düzeyinde Rojava Kadın Devrimi’ni sahiplenmeli ve ortak eylem ve etkinliklerle ulusal birlik ruhunu alanlarda haykırmalıdır” çağrısı yapıldı.
Demokratik toplum hareketlerine ve uluslararası kamuoyuna da çağrıda bulunulan açıklama, şu ifadelerle son buldu: “Kadın ve özgürlük karşıtı erkek egemen cinsiyetçi, milliyetçi bu politikalara karşı alternatif yaşam arayışçısı demokratik toplum hareketlerini, vicdanlı, onurlu insanlığı Rojava’da son günlerde Hesekê şahsında provası yapılan Kürt katliamının önüne geçerek gerçekleşen insanlık devrimini sahiplenmeye, uluslararası düzeyde Rojava halkının sesine ses olmaya çağırıyoruz.”