“Kardeşimin kemiklerini bulup göğüslerime yaslamak istiyorum”

Diyarbakır’da kayıp yakınları eyleminde söz alan İffet Mutaş, 1993 yılında faili meçhul cinayetle katledilen kardeşi Mehmet Tekdağ ile kaybedilen diğer kardeşi Ali Tekdağ’ın faillerini sorarak, “O günden beri kardeşim kemiklerini arıyorum. Kemiklerini göğüslerime yaslamak istiyorum. Kardeşim ve diğer kayıpların fotoğraflarını taşımaya devam edeceğim. Onların fotoğraflarının sahipsiz kalmasını istemiyorum" dedi.

Amed - Yakınları faili meçhul cinayetlerle katledilen ya da kaybedilen ailelerin, İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ile birlikte sürdürdükleri oturma eylemi 679'uncu haftasında sürdü. "Kayıplar bulunsun, failler yargılansın" talebiyle Koşuyolu Parkı'ndaki Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya gelen aileler, ellerine yine katledilen ve kaybedilenlerin fotoğraflarını taşıdı. Bu haftaki eylemde 12 Şubat 1993 yılında gözaltına alındıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Mehmet Tekdağ'ın akıbeti soruldu.

“Geçmiş ile yüzleşilmedi”

İHD Şube Başkan Yardımcısı Ezgi Sıla Demir, uluslararası alanda yaklaşık 40 yıldır ülkelerin, demokratik ve insan haklarına saygılı bir düzen kurabilmeleri için kendi geçmişlerinde uyguladıkları suçlarla yüzleşmek zorunda kaldığı dile getirdi. Türkiye'de ise farklı iktidarlarca bu önemsenmediği için henüz böyle bir girişimde bulunmadığını belirten Ezgi Sıla Demir, “Dönem dönem buna dair umutlara sebep olacak gelişmeler yaşansa da, Türkiye’de ne yazık ki ne kapsamlı bir geçmişle yüzleşme arzusundan ne de yüzleşmeyi mümkün kılacak siyasi iradeden söz edilebilir" dedi.

“Aysel Tuğluk işkence şartları altında tutuluyor”

Ezgi Sıla Demir, ağır hasta olmasına rağmen Kandıra 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulmaya devam edilen Kürt siyasetçi Aysel Tuğluk'un durumuna da dikkat çekerek, insan hakları savunucusu olarak ülkede yıllarca demokrasi, adalet ve özgürlük mücadelesi yürüten Aysel Tuğluk'un 2016 yılından beri ağır işkence şartları altında tutulduğunu kaydetti.

Ezgi Sıla Demir, sözlerine şöyle devam etti:

"Ataerkil siyaset anlayışının değişiminde önemli rol oynayan kişilerden biridir Aysel Tuğluk. Siyasetin eril yapısının sorgulanıp, kadınlara siyaset olağanının geliştiği bu dönemde parlamenter seçilip, parlamentoya girmiştir. Aysel Tuğluk, mücadele tarzı ve en zorlu zamanlarda aldığı sorumluluk ve siyaset alanında yaşanan ilklerle Türkiye siyasetinin demokratikleşmesinde önemli rol oynamıştır. Tüm bunlar unutturulmak istenen birer toplumsal hafıza olgularıdır. Ama unutmuyor ve unutturmuyoruz.

“Tahliye edilmesini talep ediyoruz”

Bildiğiniz üzere tutukluluğundan yaklaşık 9 ay sonra annesinin vefatıyla beraber derin bir üzüntü yaşayan Aysel Tuğluk, verilen izinle annesinin cenaze törenine katıldı. Ancak Ankara’da gerçekleştirilen cenaze törenine yapılan ırkçı ve nefret içerikli saldırının Aysel Tuğluk’ta yarattığı travma sonucunda sağlık problemleri yaşamaya başladı. Her geçen gün ilerleyen hastalığı maalesef hafıza kaybına yol açmaktadır. Son gelinen aşamada 3 haftalık bir süre zarfında ATK’de gözlem altına alınacaktır. Çağrımız şudur; objektif ve sağlık hakkını önceleyen bir raporun sonucunda tahliye edilmesini talep ediyoruz. Yine tüm hasta mahpuslar için de aynı hassasiyetle tahliye edilmelerini talep ediyoruz."

Sonrasında Aysel Tuğluk'un 7 Mayıs 2012 tarihinde katıldığı "Kayıplar bulunsun, failler yargılansın" eyleminde yaptığı konuşmaya ait ses kaydı dinletildi.

“Ali Tekdağ ülkenin en karanlık döneminde katledildi”

Bu haftaki eylemde Mehmet ve Ali Tekdağ kardeşlerin öyküsünü ablaları İffet Mutaş anlattı. Kürtçe konuşan İffet Mutaş, kardeşi Ali Tekdağ’ın ülkenin en karanlık döneminde kaybedildiğini, aynı dönemde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden diğer kardeşi Mehmet Tekdağ'ın faillerinin ise meçhul kaldığını dile getirdi. İffet Mutaş, "1993 yılında insanların sokaklarda öldürüldüğü ve yok edildiği bir dönemde kardeşim Mehmet, öğle saatlerinde silahlı saldırı sonucu ağır yaralanarak hastaneye kaldırıldı. Yaralı olan kardeşimi daha başka bir hastaneye kaldırmak için havalimanına götürürlerken yolda yaşamını yitirdi. Diğer kardeşim Ali de 1994'te Dağkapı'da kaçırıldı. O dönem annemle birlikte iki ay boyunca kardeşimi aradık. Yetkililere gittiğimizde bize ‘elimizde bir şey yok’ diyorlardı. Daha sonraki zamanda gazeteden Ali’nin öldürüldüğünü öğrendik” sözleri ile yaşananları aktardı. 

Kardeşimin kemiklerini arıyorum”

Kardeşi ali Tekdağ’ın 24 gün boyunca işkenceye maruz kaldıktan sonra Silvan'a götürüldüğünü öğrendiklerini kaydeden İffet Mutaş, “O zamandan beri ne zaman Silvan’a gitsem; 'Ali senin mezarın burada biliyorum ama nerede olduğunu bilmiyorum’ diyorum. ‘Sen beni görüyorsun ama ben seni görmüyorum' diyorum. Suçsuz yere kanına girdiler kardeşimin. O günden beri herkese soruyorum; 'burada sahipsiz bir mezar gördünüz mü?' diye, ama kimseden ses yok. Gazetede işkence sonrası yakılarak gömüldüğü yazılıyordu. O günden beri kardeşimin kemiklerini arıyorum. Kemiklerini göğüslerime yaslamak istiyorum. Kardeşim ve diğer kayıpların fotoğraflarını taşımaya devam edeceğim. Onların fotoğraflarının sahipsiz kalmasını istemiyorum" şeklinde konuştu.

Yapılan konuşmaların ardından geçilen oturma eylemi alkışlarla son buldu.