Kadınların Ulusötesi Platformu, İran Devrimi ve Rojava için kampanya başlattı

Halep’in Kürt mahallelerindeki direniş sürerken, platform tüm kadınlara sınırları, milliyetleri ve kimlikleri aşan bir çağrı yaparak, “Jin, Jiyan, Azadî” hareketinin mirasını sahiplenme ve özgürlük mücadelesini destekleme çağrısı yaptı.

Haber Merkezi- İran’daki protestolar ve Halep’in Kürt mahallelerinde halk direnişi sürerken, Kadınların Ulusötesi Demokratik Platformu, “Sınırları, milliyetleri ve kimlikleri aşan tüm kadınlara çağrı” başlıklı bir açıklama yayımlayarak İran Devrimi ve Rojava’yı destekleme kampanyasını başlattı.

Platformun açıklamasında, İran’daki mevcut protestoların “Jin, Jiyan, Azadî” devrimci ayaklanmasının doğrudan ve inkar edilemez bir devamı olduğu vurgulandı. Bu ayaklanmanın geçici bir tepki değil, mevcut düzenin bütünü, baskı mekanizmalarının meşruiyeti ve hakimiyet ilişkilerine karşı köklü bir saldırı olduğu belirtildi. Açıklamada, “Bu hareket, İran toplumunun geri dönüşü olmayan bir mücadele evresine girdiğini gösteriyor; bu evrede korku çökmüş ve köklü değişim için kolektif irade oluşmuştur” denildi.

Mücadele sınır tanımıyor

Platform, bu sesi yalnızca İranlı kadınların değil, Arap, Beluc, Türk, Kürt, Mazani, Afgan ve İran coğrafyasında ve tüm dünyada savaş, baskı, yoksulluk ve ayrımcılığa maruz kalan tüm kadınların sesi olarak nitelendirdi. Bu mücadelenin sınır tanımadığı ve tüm sistematik olarak insanlık onuru ve özgürlüğü gasp edilen kadınlara seslendiği ifade edildi.

Açıklamada, Halep’teki Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinin ağır ve insanlık dışı bir kuşatma altında olduğu; su, elektrik, ilaç ve temel hizmetlerin kesilmesiyle binlerce sivilin—özellikle kadın, çocuk ve yaşlıların—rehin alındığı belirtildi. Yerleşim alanlarına yönelik saldırılar, sürekli ölüm tehdidi ve toplu cezalandırmaların açıkça sivil halkın hedef alındığını gösterdiği, bu sessizliğin şiddetle işbirliği anlamına geldiği vurgulandı.

Platformun açıklamasında ayrıca, İran’daki mevcut durumun bölgesel gerilimler ve ABD ile müttefiklerinin olası askeri müdahalesi gölgesinde ciddi bir endişe yarattığı; bölgesel savaş deneyimlerinin, dış müdahalelerin yalnızca yıkım, göç ve sivil kayıplara yol açtığını gösterdiği ifade edildi. İç baskı veya dış savaşın halkı özgürleştirmeyeceği açıkça vurgulandı.

Geniş bir savaşın parçası

Açıklama, hapishanelerdeki kadınların grevleri ve direnişi, siyasi tutsakların direnişi ile kadınların sokaklardaki aktif, bilinçli ve öncü varlığının, onların devrimin kalbindeki belirleyici rolünü pekiştirdiğini belirtti. “Jin, jiyan, azadi” sloganının, toplumun kurtuluşunun yalnızca tabandan örgütlenme, kolektif özyönetim ve baskı ilişkilerini kırmak yoluyla mümkün olduğunun kanıtladığı ifade edildi. Kadınların, mücadelenin kenarında değil, lider güç ve vicdanı olduğu vurgulandı.

Bu mücadelenin yalnızca iç bir protesto olmadığı, bölgedeki otoriter, militarist ve siyasi İslamcı sistemlere karşı daha geniş bir savaşın parçası olduğu ifade edildi. İran, Suriye ve diğer Ortadoğu ülkelerindeki baskının ortak bir yüzü olduğu, buna karşı Rojava’daki demokratik özyönetim deneyiminin özgürlük, etnik uyum ve toplum savunusuna odaklanarak ilham verici bir model oluşturduğu belirtildi.

Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê halkını savunma çağrısı

Platform, bugün kadınların ulusötesi, bölge ötesi ve etnik, dini ve partisel kimliklerin ötesinde birliklerinin tarihi bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Ortadoğu’daki ortak kadın platformlarının savaş, kuşatma, işgal, baskı ve ataerkilliğe karşı mücadelede bir seçenek değil, varoluş ve ilerleme şartı olduğu ifade edildi. Açıklamada, İran’daki mevcut protestoların ekonomik kriz, sistemik yolsuzluk ve sosyal çöküşten kaynaklansa da, özünde her tür diktatörlüğe karşı olduğu belirtildi. Halkın gerçek cevabının tüm baskı biçimlerini kaldırmak ve adil, halkçı yeni bir düzen kurmak olduğu vurgulandı. Platform, siyasi tutsaklara—özellikle kadın tutsaklara—koşulsuz destek ve kuşatma altındaki Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê halkını savunma çağrısında bulundu. Gelecek özgür toplum perspektifinde, tüm etnik hakların, dil ve kültürel çeşitliliğin, cinsiyet eşitliğinin ve halkın doğrudan karar alma süreçlerine katılımının vazgeçilmez olduğu ifade edildi. Halk konseyleri, yerel komiteler ve koordineli direniş ağlarının acil ve hayati önemde olduğu vurgulandı.

Zamanın, kadınlar ve Ortadoğu’daki demokratik güçlerin birlik olma zamanı olduğu; savaş, kuşatma ve baskıya karşı durmak ve hiçbir kadının güç, sınır ve silah uğruna kurban edilmediği bir gelecek inşa etmek zamanı olduğu belirtilerek açıklama, “Jin, Jiyan, Azadî devrimi yaşıyor ve özgürlük, eşitlik ile halkın kaderi üzerinde egemenlik sağlanana kadar sürecek” ifadeleriyle sonlandırıldı.