Irak’ta kadın gazetecilerin mesleki güvenliği tehdit altında

Irak’ta kadın gazeteciler, mesleki faaliyetleri sırasında tehdit, zorbalık ve toplumsal baskılarla karşı karşıya kalıyor. Gazeteciler, mevcut yasal korumanın güçlendirilmesi ve daha güvenli başvuru mekanizmalarının oluşturulmasını talep ediyor.

TEMENNÎ EL-SERVÎ

Bağdat - Iraklı kadın gazeteciler, mesleki faaliyetlerini özgür ve güvenli bir şekilde yürütmelerini zorlaştıran çok sayıda engelle karşı karşıya. Toplumsal ve ailevi baskılardan yasal ve siyasi kısıtlamalara, dijital medya üzerinden yöneltilen tehdit, zorbalık ve karalama kampanyalarına kadar uzanan bu sorunlar, kadın gazetecilerin çalışma koşullarını doğrudan etkiliyor. Kadın gazetecileri koruması beklenen yasal düzenlemeler ve mekanizmalar bulunsa da bazı davaların sonuçlandırılmadan sürmesi ve kolluk kuvvetlerine duyulan güvenin zayıf olması, gazetecilerin mesleklerini korku ve baskı altında kalmadan ne ölçüde sürdürebildiği konusunda ciddi soru işaretleri yaratıyor.

Gazeteci Rana Halid, Irak’taki kadın gazetecilerin toplumsal, hukuki ve siyasi sorumlulukların yanı sıra ailevi sorumluluklarla da karşı karşıya kaldığını belirtti. Rana Halid, bu çoklu sorumlulukların gazeteciliği kadınlar açısından iki kat daha ağır bir yük haline getirdiğini ifade etti. Birçok kadın gazetecinin siyasi ve hukuki gazetecilikten uzaklaşarak sosyal, kültürel ve edebi alanlara yöneldiğine dikkat çeken Rana Halid, bunun temel nedeninin siyasi haber takibinin, özellikle değişken koşullarda, daha fazla zaman, çaba ve baskılarla başa çıkma kapasitesi gerektirmesi olduğunu söyledi.

Yasal koruma var ama yeterli değil

Rana Halid, Irak’ta kadın gazetecilerin ifade özgürlüğünün hala tam anlamıyla güvence altında olmadığını vurguladı. Gazetecilerin itibarını hedef alan karalama kampanyaları, zorbalık ve saldırıların kadın gazetecilerde korkuya yol açabileceğini dile getiren Rana Halid, bu baskıların kadınları meslekten uzaklaşmaya, hatta gazeteciliği bırakmaya itebileceğini söyledi. Kadın gazetecilere yönelik yasal korumanın mevcut olduğunu, ancak bunun yeterli olmadığını ifade eden Rana Halid, sonuçlandırılmayan davaların yanı sıra dijital medyada yayılan söylentilerin de sürdüğüne dikkat çekti. Rana Halid, bu durumun kadın gazetecilerin maruz kaldığı ihlallerin gerçek boyutuna ulaşmayı giderek zorlaştırdığını kaydetti.

Kadın gazetecilere sağlanan korumaya ilişkin gazeteci Vidad İbrahim ise, 2020 yılından bu yana UNESCO tarafından Adalet ve İçişleri Bakanlıkları işbirliğiyle yürütülen “Sessizlik Duvarını Kırmak” projesi kapsamında edindiği deneyimi anlattı. Vidad İbrahim, proje kapsamında gazetecilerin çalışmalarını düzenleyen yasa ve kurallar hakkında bilgi edinmeleri amacıyla hukuk uzmanları tarafından düzenlenen seminer ve toplantılara katılım sağlandığını belirtti. Vidad İbrahim, kadın gazetecilerin sahada özgürce çalışabilmelerinin, haklarını güvence altına alan ve yasal düzenlemeler ile toplumsal geleneklere saygı gösteren bir hukuki çerçeve içerisinde mümkün olduğunu vurguladı.

‘Daha güvenli vaka kayıt ve takip mekanizması olmalı’

Vidad İbrahim, projenin özellikle kadın gazetecilerin tehdit edildiği durumlarda cezasızlık sorununa odaklandığını belirterek, şunları söyledi:

“Gazetecinin tehdit edildiği durumlarda doğrudan polis merkezine başvurmak zorunda kalmaması için özel bir platform oluşturduk. Tehditlerin bu platform üzerinden belgelenmesini ve takip edilmesini sağlayan bir mekanizma geliştirdik. Gazeteciler arasında yaptığımız araştırma, tehdit durumunda polis merkezlerine duyulan güvenin düşük olduğunu ortaya koydu. Bu nedenle daha güvenli bir vaka kayıt ve takip mekanizmasının benimsenmesi gerektiği sonucuna vardık.”

Kadın gazetecilerin korunmasının ve onları tehdit eden kişilerin takip edilmesinin basın özgürlüğünün güvence altına alınmasının temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Vidad İbrahim, platformun 180’den fazla kadın gazeteciyi bünyesinde barındırdığını ve herhangi bir kadın gazetecinin tehditle karşılaşması durumunda iletişim ve takip mekanizması sunduğunu dile getirdi.