Herat’tan Kabil’e kadınlar anlattı: Gözaltına alınacağımız korkusuyla evden çıkamıyoruz

Taliban’ın kadınlara yönelik gözaltıları, yalnızca özgürlüğü değil, umutları da hedef alıyor. Afganistan’ın farklı kentlerinden kadınlar, korku nedeniyle evlerine kapanan ve geleceğe dair umutlarını yitiren bir kuşağın hikayesini anlatıyor.

BAHARİN LEHİB

Afganistan- Afganistan’da Taliban’ın “uygunsuz başörtüsü” gerekçesiyle kadınlara yönelik gözaltıları artırması, kadınlar ve aileleri arasında korku, endişe ve derin psikolojik etkilerin yayılmasına neden oldu. Gözaltıların ardından şüpheli ölümler ve cinsel şiddet vakalarına ilişkin raporlar da endişeleri daha da artırdı. Ülkenin farklı kentlerinden görüştüğümüz kadınlar, her gözaltı dalgasının ardından yaşamlarının daha da kısıtlandığını belirterek, “Artık evden çıkarken korku ve kaygı hissediyoruz. Hiçbir neden yokken gözaltına alınabileceğimiz endişesiyle yaşıyoruz” dedi.

Kadınlar, bu korku nedeniyle eğitimlerini sürdürmekte, sosyal yaşama katılmakta ve arkadaşlarıyla bir araya gelmekte zorlandıklarını söyledi. Kadın hakları savunucuları ise giderek yayılan korku ikliminin kadınlar ve kız çocuklarının ruh sağlığı üzerinde ağır sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunurken, kadınların kamusal alandaki varlığının sınırlandırılmasının yalnızca temel haklarını ihlal etmekle kalmadığını, aynı zamanda eğitimden istihdama kadar birçok alandaki fırsatlarının da ellerinden alındığına dikkat çekti.

‘Korkudan nadiren dışarı çıkıyorum’

Kabil’in bir mahallesinde yaşayan Leila Forough ile görüştük. Bizi evine davet etmeyi büyük bir tereddütle kabul etti. Eve girdiğimizde yüzündeki kaygı açıkça hissediliyordu; buna rağmen bizi sıcak bir şekilde karşıladı. Ardından, kendi yaptığı resimlerle süslediği ve küçük evine huzur katan odaya geçtik. Herat’tan gelen gözaltı haberlerinin ardından ailesinin daha da kaygılandığını anlatan Leila Forough, “Bu ilk kez yaşanmıyor. Taliban iktidara geldiğinden beri, özellikle başörtüsü gerekçesiyle kadınların gözaltına alındığı haberlerini duydukça ailemin endişesi artıyor. Annem, her dışarı çıktığımda erken dönmemi istiyor. Eskiden arkadaşlarımla buluşmak ya da kitap almak için rahatça dışarı çıkabiliyordum, şimdi ise özgürlüğümün kısıtlandığını hissediyorum. Eve dönene kadar annem beni sürekli arayıp nerede olduğumu ve ne zaman geleceğimi soruyor. Ailem kaygılanmasın diye artık çok nadiren dışarı çıkıyorum. Bu korku yalnızca Herat’a özgü değil, böyle olaylar yaşandığında Afganistan’daki bütün kadınlar ve kız çocukları kendilerini güvende hissetmiyor. Arkadaşlarımın çoğu da artık evden daha az çıkmayı tercih ediyor” ifadelerinde bulundu.

‘Endişeler giderek artıyor’

Bamyan’da İngilizce kursuna devam eden 25 yaşındaki Fatema Hosseini, gözaltı haberlerinin yalnızca Herat’ı değil, diğer kentleri de etkilediğini söyledi. Fatema Hosseini, “Bamyan’da çalışmak ya da eğitim görmek için evden çıkan genç kadınların aileleri de büyük endişe yaşıyor. Birçok kadın hem kendi kaygısını hem de ailesinin stresini azaltmak için dışarı daha az çıkmayı tercih ediyor. Herat’taki gözaltıların ardından Bamyan’da da kızların gözaltına alındığına dair söylentiler yayıldı. İnsanlar korkudan bunları açıkça konuşamadı. Bu nedenle kursumuz ve kızların eğitim gördüğü diğer eğitim kurumları bir hafta boyunca kapalı kaldı” ifadelerinde bulundu.

Babasının mümkün olduğunca yalnız dışarı çıkmaması konusunda sürekli uyarıda bulunduğunu anlatan Fatema Hosseini, “Diğer illerde durumun daha da kötüleşmesinden endişe ediyor. Benim tek hedefim İngilizce öğrenmek. Ancak bu belirsizlik içinde geleceğe umutla bakmak çok zor. Kızlar korku duymadan eğitimlerine devam edebilmeli ve günlük yaşamlarını özgürce sürdürebilmeli” şeklinde konuştu.

‘Aileler kısıtlamaları arttırdı’

Belh vilayetinde yaşayan Şokofa Şuca, Herat’taki gözaltıların ardından ailelerin kız çocuklarına yönelik kısıtlamaları artırdığını söyledi. Şokofa Şuca, “Herat’ta kadınların gözaltına alındığı haberlerinden sonra mahallemizde birçok aile kızlarına daha fazla kısıtlama getirdi. Bazı aileler, kızlarının yanlarında bir aile üyesi olmadan evden çıkmasına bile izin vermiyor. Benim ailem de onlardan biri. Annem ve babam sürekli endişe içinde. Taliban’ın insanların onuruna ve haysiyetine saygı göstermediğini, bu yüzden onlarla karşılaşmamanın en iyisi olduğunu söylüyorlar” dedi.

Yaşam alanlarının her geçen gün daraldığını ifade eden Şokofa Şuca, “Genç kadınlar özgürlüklerinin giderek daha fazla kısıtlandığını hissediyor. Bu durum moralimizi ve geleceğe dair umudumuzu zedeliyor. Sonuç olarak ruh sağlığı sorunları yaşayanların sayısı her geçen gün artıyor ve bundan en fazla etkilenenler kadınlar oluyor” diye konuştu.

‘Anne ve babamı kaybetmenin acısını yaşıyorum’

Herat’ın kırsal bir bölgesinde yaşayan 28 yaşındaki Vahida Barakat’ın yaşamı da Taliban yönetimiyle birlikte altüst oldu. Önceki hükümette asker olan babası, Taliban tarafından gece evlerinden “hırsızlık” suçlamasıyla gözaltına alındı ve o günden bu yana kendisinden hiçbir haber alınamadı. Annesi ise eşinin kaybolmasının ardından yaşadığı derin üzüntü ve kaygı nedeniyle hayatını kaybetti. Vahida Barakat, şimdi iki küçük erkek kardeşiyle birlikte yaşamını sürdürüyor. Kadınlara yönelik gözaltıların ardından kentteki atmosferin tamamen değiştiğini anlatan Vahida Barakat, “Taliban’ı benden daha iyi kimse tanıyamaz. Anne ve babamı kaybetmenin acısını yaşıyorum, insanlara nasıl davrandıklarını biliyorum. Bu yüzden kadınların gözaltına alınmasının ardından şehirde büyük bir korku hakim oldu. Sokaklarda çok az kadın ve kız çocuğu görülüyordu; herkes gözaltına alınmaktan çekiniyordu. Ben de artık evden çıkmamayı tercih ediyorum. Anne ve babamı kaybettim, şimdi benden küçük iki erkek kardeşimi de kaybetme korkusuyla yaşıyorum” sözlerine dikkat çekti.

Celalabad’da özel bir hastanede çalışan Şahin Muhammedi, kentte kadınların geçmişten bu yana daha muhafazakar bir giyim anlayışına sahip olduğunu, ancak Herat’taki gözaltı haberlerinin burada da büyük bir korku yarattığını söyledi. Şahin Muhammedi, “Herat’tan gelen haberler aileler arasında ciddi endişeye neden oldu. Anneler kızlarının başına bir şey gelmesinden korkuyor. Birçok genç kadın ise her an yeni kısıtlamalarla ya da daha kötü bir kaderle karşılaşabileceğini düşünüyor. Bu yüzden pek çoğu evden korkuyla çıkıyor. Ben de birçok kez işime devam etmemeyi düşündüm. Ancak uzun süre düşündükten sonra, Taliban’ın kadınların hiçbir koşulda evlerinden çıkamayacağı bir düzen kurmak istediğini fark ettim. Bu nedenle korkuya teslim olmamaya ve çalışmayı sürdürmeye karar verdim” ifadelerini kullandı.

‘Sık sık hakaretlere maruz kalıyorum’

Takhar vilayetinde yaşayan 35 yaşındaki Masooma ise, dışarı çıktığı her an gözaltına alınma korkusuyla yaşadığını anlattı. Masooma, “Evden her çıktığımda kıyafetlerimi defalarca kontrol ediyorum. Taliban’ın başörtümü ‘uygunsuz’ bulup beni gözaltına almasından korkuyorum. Gözaltına alınmasam bile yolda sık sık hakaretlere maruz kalıyorum. 13 yaşındaki kızım için de sürekli endişe duyuyorum. Kızım nereye giderse gitsin onunla birlikte gitmek zorundayım. Sürekli, ‘Ya Taliban’ın eline düşerse, ya korkunç bir şey yaşarsa?’ diye korkuyorum. Bir anne olarak böyle bir durumda kendimi asla affedemem” şeklinde konuştu.