Güney Kürdistan’da kadın katliamları artıyor: Failler aftan yararlanıyor
Güney Kürdistan’da son 20 günde 12 kadın katledildi ya da şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Avukat Geşa Dara Hafîd, kadın katliamlarının genel af kapsamından çıkarılması ve faillere verilen cezaların ağırlaştırılması gerektiğini belirtti.
HÊLÎN EHMED
Silêmanî- Güney Kürdistan’da kadın katliamları ve şüpheli kadın ölümleri artarak sürüyor. Aile içi şiddet, erkeklerin kadınlar üzerinde kurduğu denetim ile “namus” ve “itibar” gerekçeleri kadınların yaşamını tehdit ederken, faillerin cezasız kalması ve koruyucu mekanizmaların yetersizliği sorunun derinleşmesine neden oluyor.
Ajansımız NÛJINHA’nın derlediği verilere göre, yalnızca 25 Temmuz ile 15 Ağustos tarihleri arasında 12 kadın katledildi ya da şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Kadın hakları savunucuları ise katliamların önlenmesi için etkili koruma mekanizmalarının oluşturulması, faillerin cezasız bırakılmaması ve kadın katliamlarının genel af kapsamı dışında tutulması gerektiğine dikkat çekiyor.
Derlenen verilere göre olaylar şöyle:
*25 Temmuz: Kerkük'e bağlı Kır Hencir ilçesinin Satî köyünde, Hewîce nüfusuna kayıtlı 39 yaşındaki F.M. isimli kadın ateşli silahla katledildi. Olayın ardından güvenlik güçleri kadının evli olduğu erkek ile 10 yaşındaki oğlunu gözaltına alarak soruşturma başlattı. Kadının ailesi cenazeyi teslim alarak fail hakkında şikayette bulundu.
*28 Temmuz: Germiyan Polis Sözcülüğü'nün açıklamasına göre, Kelar ilçesine bağlı Tazade köyünde bir kadın kesici aletle katledildi. Suçla mücadele ekipleri olay yerine ulaşırken, fail hakim kararıyla Ceza Kanunu'nun 40'ıncı maddesi kapsamında gözaltına alındı. Soruşturma sürüyor.
*3 Ağustos: Mêrgesor'a bağlı Şîrwan Mazinî köyünde, bir süredir kayıp olan Ruyan Necah Şîrwanî'nin cenazesi bulundu. Kadının şüpheli şekilde yaşamını yitirdiği ve bedeninde ağır yaralanma izleri bulunduğu bildirildi.
*4 Ağustos: Silêmanî'nin Serdawî Mahallesi'nde bir kadın evli olduğu erkek tarafından katledildi. Silahlı olan fail, kayınpederinin evine saldırarak kadını katletti, kayınpederini ise ağır yaraladı. Fail polis gözetiminde tutuluyor.
*9 Ağustos: Kerkük'ün Îmam Qasim Mahallesi'nde bir kadın şüpheli bir şekilde yüksekten düşerek yaşamını yitirdi.
*9 Ağustos: Kerkük'ün Hesabat Mahallesi'nde 26 yaşındaki bir kadın, erkek kardeşi tarafından katledildi. Failin polis olduğu ve henüz yakalanmadığı belirtildi.
*11 Ağustos: Germiyan İdaresi'ne bağlı Kelar'ın Pibaz ilçesinde 32 yaşındaki bir kadın, şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmiş halde bulundu.
*12 Ağustos: Diyala vilayeti sınırlarındaki Xaneqîn'in Meydan köyünde iki aile arasında kavga çıktı. Olayda iki kişi yaşamını yitirirken bir kişi yaralandı. Yaşamını yitirenlerden birinin 15 yaşındaki bir kız çocuğu olduğu belirtildi.
*13 Ağustos: Şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren 93 yaşındaki Emîne Ehmed'in cenazesi Germiyan'ın Kelar ilçesindeki Şehîd Hecar Acil Hastanesi'ne getirildi.
*14 Ağustos: Silêmanî'nin Serçinar Mahallesi'nde bir kadın şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Evli olduğu erkeğin Yükseköğretim Bakanlığı çalışanı olduğu belirtilen kadının ölümü şüpheli olarak değerlendiriliyor.
*14 Ağustos: Çemçemal ilçesinde meydana gelen deprem sırasında uyarı amacıyla açılan ateş sonucu 50 yaşındaki bir kadın yaralandı. Kadın acil olarak Silêmanî'deki bir hastaneye kaldırıldı.
*15 Ağustod: Diyala vilayetinin Gûlale ilçesinde yangın çıktı. Yangında bir anne ağır yaralanırken üç çocuğu yaşamını yitirdi. Vücudunun yüzde 80'inin yandığı belirtilen annenin durumunun kritik olduğu ve yoğun tıbbi gözetim altında tutulduğu bildirildi. Yangını çıkaran failin, kadının evli olduğu erkek olduğu belirtildi.
‘Kadın cinayetleri sistematik biçimde işleniyor’
Avukat Geşa Dara Hafîd, kadın katliamlarına ilişkin ajansımıza yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Ortadoğu’da kadınlar erkeklerin namusu olarak görülüyor. Bu nedenle kadın cinayetleri toplumda bir olguya dönüşmüş durumda. Kadın, ailedeki erkeklerin namusu olarak görülüyor. Kültürümüzde kadının namusu, ailedeki erkeklerden biriyle ilişkilendiriliyor. Bu namus anlayışı Kürt aileleri arasında da yaygın ve ne yazık ki bu anlayışın değiştirilmesi için aileler içinde yeterli çalışma yürütülmedi. Kadın hakları alanında çalışan örgütlerin ve aktivistlerin bütün çabalarına rağmen, ailelerdeki bu namus anlayışını ortadan kaldırmaya yönelik sistematik ve planlı bir çalışma yapılmadı. Toplumsal zihniyet hukuk, yargı ve medya aracılığıyla değiştirilmeli, yurttaşlar hakları konusunda bilinçlendirilmelidir.
‘Namus’ gerekçesiyle işlenen cinayetlerde mahkeme failin cezasında indirime gidebiliyordu. Yani bir kadın ‘namus’ gerekçesiyle katledildiğinde mahkeme yasal cezayı hafifletebiliyordu. Ancak bu madde parlamento tarafından kaldırıldı.”
‘Kadın cinayetlerinin cezaları ağırlaştırılmalı’
Kadın katliamlarının sıradan cinayetler kapsamında değerlendirildiğini ve diğer suçlarla aynı şekilde cezalandırıldığını belirten Geşa Dara Hafîd, “Parlamento bu maddeyi değiştirirken büyük bir hata yaptı. Kadın cinayetlerine ilişkin özel bir madde düzenlenmeliydi. Bu maddede kadın cinayetlerinin genel af kapsamına alınamayacağı açıkça belirtilmeliydi. Kadın cinayetleri için daha ağır cezalar verilmesini talep ettiğimizde, bunun sıradan bir cinayet olduğu ve kadınları katleden faillere farklı muamele yapılamayacağı söyleniyor. Kadın cinayetlerine verilen cezalar ağırlaştırılmalıdır. Çünkü işlenen her suçun bir cezası vardır. Ceza ağır olursa ya da suç genel af kapsamına alınmazsa, başka bir kişi aynı suçu kolaylıkla işleyemez” şeklinde konuştu.
‘Toplumsal uzlaşma ceza indiriminin gerekçesi olmamalı’
Geşa Dara Hafîd, kadın katliamlarının her geçen gün arttığına dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Cinayetlerin büyük bölümünde toplumsal uzlaşma yoluna gidiliyor. Bu durum cinayetlerin artmasına zemin hazırlıyor. Toplumsal uzlaşma, cezanın hafifletilmesine gerekçe olmamalıdır. Aksine failler bunu cinayet işlemek için bir kolaylık olarak görüyor. Tekrarlanan birçok suç örneği var. Kürdistan Parlamentosu tarafından çıkarılan genel af yasası kapsamında serbest bırakılan bazı kadın katilleri, tahliye edildikten sonra yeniden kadınları katletti.”
Bilinçlendirme kampanyaları çağrısı
Geşa Dara Hafîd sözlerini şöyle tamamladı:
“Yasalar yeniden gözden geçirilmeli ve kadın cinayetleri genel af kapsamına alınmamalıdır. Aynı zamanda aktivistler ve ilgili kurumlar, sorunların artmasının önüne geçmek için ailelere ve bireylere yönelik bilinçlendirme kampanyalarını sürdürmelidir.”