Gittiği sığınma evinde Kürtçe konuşması yasaklandı!

Derik’te biri korucu 5 erkek tarafından tecavüze uğrayan bir kadın gittiği sığınma evinde de ayrımcılığa maruz bırakıldı. Kadının şikâyetiyle açılan soruşturmada takipsizlik kararı verilirken, gittiği sığınma evinde de Kürtçe konuşması yasaklandı.

MEDİNE MAMEDOĞLU

Mêrdin- Mêrdîn’in Derik ilçesinde Eylül 2023 tarihinde 22 yaşındaki bir kadın, korucu Yakup Akyol ve arkadaşları Çetin Tag, Suud Çelik, Harun Yılmaz tarafından şantajla sistematik olarak tecavüze maruz bırakıldı. Yaşanan olay bir buçuk yıl devam ederken, kadın failler hakkında şikâyette bulunarak ifade verdi. İfade sonrası gözaltına alınan failler serbest bırakıldı; savcılık soruşturmaya takipsizlik kararı verdi. Kararı değerlendiren ve dosyanın detaylarını aktaran Avukat Dilan Koç, “Müvekkilim bu süreçte hem ayrımcılığa hem de hukuksuzluğa maruz bırakılmıştır” dedi.

Savcılık delillere rağmen takipsizlik kararı verdi!

İlk olarak Mezopotamya Ajansı’ndan Ahmet Kanbal’ın kamuoyuna yansıttığı haberde gözaltına alınan failler ilk ifadelerinde “rıza” ve “iftira” gibi sözlerle kendini savunmaya çalıştı. Alınan ifadeler sonrası yurt dışı yasağıyla serbest bırakılan failler hakkında açılan soruşturma savcılığın tecavüz ve zorla fuhuş yaptırıldığına dönük “yeterli delil bulunmaması” ve şikâyetin olaydan bir buçuk yıl sonra yapılmasının “hayatın olağan akışına aykırı" olduğu gerekçesiyle takipsizlik kararı verildi.

‘Kadının beyanları esas alınmadı’

Karara itiraz eden dosyanın Avukatı Dilan Koç, kadının bu süre zarfında çok ciddi ihlallere maruz bırakıldığını aktardı. Yaşanan sistematik cinsel saldırının yanı sıra müvekkilinin amcası tarafından da zorla evlendirilmek istendiğine değinen Dilan Koç, savcılığın verdiği kararın hiçbir şekilde anlaşılır bir tarafı olmadığına dikkat çekti. Dilan Koç konuşmasının devamında şunlara yer verdi: “Müvekkil cesaretini toplayıp savcılıktan kendisine yönelik işlenen suçların cezasız kalmaması isteğiyle ifade vermiş ve soruşturma başlamıştır. Soruşturma neticesinde şüphelilerin ifadeleri alınmış adeta şüphelilerin tüm beyanları geçerli kabul edilmiş, müvekkilin beyanlarının gerçeği yansıtmadığına itibar edilmiştir. Müvekkilin iki kez intihara teşebbüs etmiş olması dahi savcılık makamı için delil olarak kabul edilmemiştir. Yine yaşadığımız coğrafyada genç bir kadının kendisine yönelen sistematik şiddet, cinsel saldırı eylemlerini ifade etmesinin zorluğu da müvekkil aleyhine değerlendirilmiş aradan geçen sürenin fazlalığı da gerekçe gösterilerek her 5 şüpheli hakkında da kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.”

‘Gittiği sığınma evinde Kütçe konuşması yasaklandı’

Müvekkilinin yaşanan olaydan sonra olası tehditlerden korunmak için gittiği sığınma evinde de ayrımcılığa maruz bırakıldığını aktaran Dilan Koç, sığınma evinde Kürtçe konuşan müvekkiline tepki gösterildiğine ve Kürtçe konuşmasının yasaklandığı bilgisini verdi. Dilan Koç konuya dair şu aktarımda bulundu: “Türkiye illerinden bir tanesinde bulunan bir sığınma evinde kendisi gibi kadın sığınma evinde kalan bir Kürt anne ve kızıyla günlük bir konuşma yaparken kendilerini en rahat hissettikleri dil olan Kürtçe iletişim kurmuşlardır. Bunun üzerinde yine o sığınma evinde bulunan başka kadınların kendilerini susturmak istemesi ve Kürtçe konuşmalarını istememesiyle karşılaşmıştır. Müvekkil buna direnmiş bunun üzerine güvenlik görevlisi çağırılmıştır. Bunun üzerine güvenlik görevlisi ve kurum amirlerinden bir tanesi kendilerine Kürtçe konuşmanın yasak olduğunu bir daha Kürtçe konuşmalarına izin vermeyeceklerini söylemiştir. Yaşamış olduğu cinsel saldırı, tehditler, şantajların travmalarıyla mücadele eden müvekkilin, ayrımcılığa da maruz kalması bir kez daha hak ihlaline uğramasına sebep olmuştur.”

‘Dosya alelacele kapatılmak istendi’

Kararın cezasızlık politikasının bir ürünü olduğunun altını çizen Dilan Koç, gerekli itirazları yaptıklarını söyledi. Aylarca süren soruşturma dosyasında tek araştırılan hususun faillerin telefonu olduğunu kaydeden Dilan Koç, “Müvekkile yer gösterme yaptırılması, müvekkilin beyanında geçen kişilerin tanık olarak ifadelerine başvurulması, Adli Tıp raporunda belirtildiği gibi müvekkilin psikiyatrik sürece sevk edilmesi gibi hususların hiçbirine başvurulmadan dosya kapatılmaya çalışılmıştır. Delil tespitinin zor olduğu ve çoğunlukla dört duvar arasında kapalı mekânlarda işlenen cinsel saldırı dosyalarında mağdurdan dosyaya somut delil sunmasının istenmesi de cezasızlık politikasına hizmet eder niteliktedir. Yine aradan geçen sürenin uzun olmasının Yargıtay’ın da bu yönde lehe kararları olması sebebiyle artık kadınlar aleyhine değerlendirilmesinden vazgeçilmesi gerekmektedir” dedi.

‘Üniformalı failler zırhın arkasına saklanarak suç işliyor’

Dilan Koç son olarak şu cümleleri kullandı: “Buradan şu hususu da ifade etmek isteriz ki faillerin üniformalı olduğu dosyalarda daha fazla hassasiyetle hareket edilmesi gerekir. Zira üniformalı failler üniforma zırhının arkasına sığınarak kadına yönelik suçları daha kolay işleyebilir duruma gelmektedir. Dosya özelinde de tüm itirazlarımızı yapacağımızı dosyayı sonuna kadar takip edeceğimizi de bildirmek isteriz.”