Gazzeli kadınlar bombalarla artan çevre kirliliğine karşı mücadele ediyor

Gazze’de süregelen savaş ortamında kadınlar, bir yandan sürekli bombardıman altında hayatta kalma savaşı verirken, diğer yandan sağlıklarını tehdit eden ve fiziksel-psikolojik acılarını artıran çevre kirliliğiyle mücadele etmek zorunda.

RAFIF ESLEEM

Gazze - İsrail 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarına devam ediyor. Saldırılarda kadın ve çocuklar hedef alınırken Filistinlilere karşı açlık bir silah olarak kullanılıyor. Her geçen gün yetersiz beslenme nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı da artıyor.

Gazze’de yıkıntılar arasında yaşam mücadelesi veren kadınlar bir yandan da sağlıklarını tehdit eden bir çevresel felaketin içinde direniyor. Şehre atılan tonlarca fosfor bombası ve diğer kimyasal silahlar nedeniyle bozulan ekosistem, Gazze’nin direnişçi kadınlarında geri dönüşü zor hastalıklara neden oldu.

Savaşın dayattığı yaşam koşulları da bu durumu ağırlaştırıyor. Her gün yakılan ateşler, plastik ve kumaşların yakılması ve “mezbahane” adı verilen yerlerde alternatif mazot üretimi, İsrail’in yakıt girişini engellemesi sonucu ortaya çıktı. Bu durum çevre üzerinde büyük bir etki yaratarak karbon ayak izini artırdı ve özellikle kadınlar, gençler, hastalar ve yaşlılar üzerinde ciddi etkiler bıraktı.

Zehir soluyorlar

Amani El-Masri, Gazze’deki korkunç savaşın Ekim 2023 ortasında başladığını söylüyor. İsrail ordusu o dönemde büyük miktarlarda fosfor bombalarıyla saldırılara başlamış, ardından şehir tonlarca füze ve bomba ile delik deşik edilmişti. Solunum problemi olan kadınlar bu süreçten en çok etkilenenler oldu. Amani El-Masri, hava saldırıları yoğunlaştığında hemen kendisine, eşine ve çocuklarına maske taktırdığını belirtiyor. Bu sayede, evlerine uyarı yapılmadan düzenlenen saldırıda hayatta kalabildiler. Karanlık ve füze tozu her yeri yutmuştu, ama maskeler çocukları korudu. Üç saat sonra gelen sivil savunma ekipleri tarafından kurtarıldılar.

Savaş öncesi dönemi hatırlatan Amani El-Masri, şöyle konuşuyor:

“Gazze’de çok iyi bir çevresel denge vardı. Her yerde ağaçlar dikilirdi, denizin taze havası ve kumları vardı. Kuzey ve güneyde geniş tarım arazileri bulunuyordu. Canımız sıkıldığında çocuklarımızı alıp şehir gürültüsünden uzaklaşıp o alanlara giderdik. Şimdi nerede? İsrail güçleri hepsini dümdüz etti, hiçbir iz kalmadı.”

Geçici körlük yaşadılar

Amani El-Masri, gün boyu yanan ateşlerin ve kanalizasyon kokularının halkı egzoz havuzunda yaşar gibi hissettirdiğini belirtiyor. Daha önce görülmeyen bazı böcek türlerinin ortaya çıktığını, küçük kızının tanımlanamayan bir böcek tarafından ısırıldığını ve doktorların ne olduğunu teşhis edemediğini, günlerce ateşinin düşmediğini anlatıyor. Üstelik kızı tek mağdur değildi. Amani El-Masri’nin yakın arkadaşı da geceleri kısmi körlük yaşadı. Bir gece kızını tuvalete götürmek istediğinde, sadece duvarlara tutunarak yürüyebildi. Doktor bu durumu, on dakikadan uzun süren yoğun bombardıman sırasında solunan zehirli gazlara bağladı.

Sessiz bir ölüm

Amani El-Masri, “mezbahane” olarak bilinen yerlerin Gazze’deki çevresel dengeyi tamamen yok ettiğini söylüyor. Bu yerlerde, plastik ve araba lastiği yakılarak sentetik mazot üretiliyor. Amani El-Masri, “Yaklaşık dört kilometre öteden görünen siyah bir duman bulutu var, oradan geldiğini hemen anlıyorsunuz. Yaydığı zehirli kokular yüzünden insanlar nefes alamıyor. Kıyafetlere değerse çıkmayan lekeler bırakıyor” diyor. Amani El-Masri’nin fark ettiği hastalıklar arasında şunlar var: aşırı yorgunluk ve halsizlik. Önceden arkadaşlarıyla ve çocuklarıyla kilometrelerce yürüyebilirken, şimdi herkes öksürüyor, bitkin ve nefes almakta zorlanıyor. Ayrıca sürekli grip, burun akıntısı gibi belirtiler yaygın. Amani El-Masri, “İlaç getirsem bile çevresel koşullar aynı, ilacın onardığını zehirli kokular bozuyor” şeklinde konuşuyor.

Kadınlar ağaçlar dikiyor

İlerleyen dönemlerde kanser ve böbrek hastalıklarının yaygınlaşacağını düşünen Amani El-Masri, kadınların bu felaketle başa çıkmak için çadırların ve evlerin etrafına ağaçlar dikmeye başladığını anlatıyor. Kadınlar bu sayede oksijen üretip havayı temizlemeyi umuyorlar.