Gazze’de on binlerce kişi tutsaklara özgürlük için yürüdü
Filistinli Tutuklular Günü’nde Gazze’de düzenlenen kitlesel yürüyüşte idam yasasının iptali ve tutukluların derhal serbest bırakılması talepleri öne çıktı.
NAGHAM KARAJEH
Gazze – Binlerce kişi Filistinli Tutuklular Günü dolayısıyla Gazze kentinde bir araya geldi. Bugün düzenlenen yürüyüş, Telekomünikasyon Kavşağı’ndan başlayarak kentin batısındaki Uluslararası Kızılhaç Komitesi binasına kadar sürdü. Gösteride işgal politikaları protesto edilirken, tutukluların derhal serbest bırakılması ve İsrail parlamentosu tarafından kabul edilen idam yasasının iptali talep edildi.
Gazze sokakları Filistin bayrakları ve tutukluların fotoğraflarıyla dolarken, “Tutuklularımız direnişin simgesidir”, “Zincir iradeyi kıramaz” ve “İdam yasası düşsün” yazılı pankartlar taşındı. “Özgürlük, özgürlük tutsaklara özgürlük” ve “Gece ne kadar uzasa da sabah mutlaka gelecek” sloganları, tutuklular meselesinin Filistin toplumundaki merkezi yerini bir kez daha ortaya koydu.
Eylemde Filistinli kadınların yoğun katılımı dikkat çekti. Kadınlar yalnızca sayısal olarak değil, sloganlar, organizasyon ve siyasi mesajlar bakımından da etkin rol üstlendi.
‘Geçici bir durum değil’
Kadın Çalışmaları Sorumlusu Nesrin Radi, kadınların katılımının tesadüfi olmadığını belirterek şunları söyledi:
“Bugün burada yalnızca dayanışma için değil, bu davanın asli bir parçası olduğumuz için bulunuyoruz. Filistinli kadın, tutsağın annesi, eşi, kız kardeşi ve onun yokluğunun tüm yükünü taşıyandır.”
Nesrin Radi, kadınların katılımının hem işgale hem de uluslararası topluma mesaj verdiğini vurgulayarak, “Kadınların iradesi kırılmaz ve uluslararası toplumun sessizliği artık kabul edilemez” dedi.
‘Kadınlar kitlesel mücadelenin öznesi’
Feminist aktivist Varda Rıdvan ise kadınların ulusal etkinliklerdeki rolünün artık sembolik olmaktan çıktığını ifade ederek, bunun kadınların siyasal bilinç düzeyinin yükseldiğini gösterdiğini söyledi.
“İşgal güçleri yaşam hakkını hedef alan ırkçı yasaları dayatmaya çalışırken, kadınlar sokağı harekete geçiren bir güç olarak öne çıkıyor” diyen Varda Rıdvan, kadınların bu koşullarda sokağa çıkmasının başlı başına bir direniş olduğunu vurguladı.
‘Filistinliler tek ses’
Kadın Dairesi Sorumlusu Aric el-Eşkar da bu kitlesel katılımın Filistin toplumunun tutuklular konusunda ortak bir tutuma sahip olduğunu gösterdiğini belirtti.
Aric el-Eşkar, “Filistinli kadın rolünü kendi yaratır ve her mücadele alanında varlığını dayatır” diyerek, bu mücadelenin aynı zamanda yaşam ve insan onurunun savunusu olduğunu ifade etti.
‘Kadınların sesi susmayacak’
Filistin Halk Cephesi üyesi Andelib el-Hindi ise kadınların katılımının tarihsel bir devamlılık taşıdığını belirterek, “Biz bu mücadelenin öznesiyiz” dedi. Kadınların bu güçlü varlığının, idam yasası gibi uygulamalara karşı açık bir mesaj olduğunu dile getirdi.
‘Bekleyişle yaşıyorum’
Gösteriye katılan üç tutuklunun annesi İn’am ed-Dehdûh ise yıllardır çocuklarından haber alamadığını belirterek, “Üç yıldır sadece bekliyorum. İyi olup olmadıklarını, tedavi görüp görmediklerini bilmiyorum” dedi. Çocuklarının bir sığınma merkezinden gözaltına alındığını söyleyen anne, “Dünya sesimizi duysun. İmkânsızı istemiyoruz; çocuklarımızın yaşama hakkını istiyoruz” diye konuştu.
Tutuklular meselesi öncelik olmaya devam ediyor
Etkinlikte konuşalar, tutuklular meselesinin öncelikli bir ulusal konu olmaya devam edeceğini vurguladı. İsrail hapishanelerinde 9 binden fazla Filistinlinin bulunduğu, aralarında kadınların da olduğu tutukluların ağır koşullarda tutulduğu belirtildi.
Bu kitlesel katılım, Filistin toplumunda tutuklular meselesinin güçlü şekilde varlığını sürdürdüğünü ve kadın-erkek herkesin katılımıyla sürdürülen mücadelenin, işgal politikalarına karşı önemli bir baskı unsuru olduğunu bir kez daha ortaya koydu.