DFG ve MKG’den uluslararası basına Rojava çağrısı: Sessizlik suçtur

DFG ve MKG, uluslararası basına ‘Rojava’ çağrısında bulunarak “Rojava’da yaşananlara ilişkin bağımsız ve görünür habercilik yapmaya” davet etti.

Haber Merkezi- Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG), Kuzey ve Doğu Suriye’de devam eden saldırılarla ilgili yaptığı açıklamada uluslararası basına acil çağrıda bulundu. 

Açıklamada gazeteci, yazar, akademisyen, insan hakları kuruluşları ve vicdan sahibi tüm aydınlara seslenildi ve şu ifadelere yer verildi:

“Kuzey Doğu Suriye'de (Rojava) yaşananlar yalnızca yerel bir iç çatışma değil; uluslararası hukuku, insan haklarını ve ortak insanlık vicdanını ilgilendiren ağır bir yaşamsal krizdir. Son haftalarda artan saldırılar, Kürt halkının varlığına ve kazanımlarına yönelik toplu bir yok etme tehdidini açıkça ortaya koymaktadır. Sahadan gelen görüntülerde; Suriye’de geçici hükümet olarak adlandırılan HTŞ yönetimi ve onlara destek veren silahlı yapılar, geçmişte IŞİD’le ilişkilenmiş unsurlar ve Türkiye destekli çeşitli çete gruplarıyla birlikte Rojava’ya yönelik eşgüdümlü bir saldırı süreci başlatmıştır. Bu sürecin, bölgesel güç dengeleri ve uluslararası mutabakatlar bağlamında önceden planlanmış olduğuna dair kuvvetli emareler bulunmaktadır. Nitekim HTŞ’nin Paris’te ABD’nin gözlemciliği eşliğinde gerçekleştirdiği anlaşma, ortada nasıl bir planın olabileceğini açıklar niteliktedir. Bu anlaşmanın hemen akabinde de Kürtlere dönük saldırılar başlamıştır.”

‘İnsanlığa karşı suç işleniyor’

Saldırıların ilk hedefinin Halep’teki Kürt mahalleleri olduğu belirtilen açıklamaya şöyle devam edildi:

“Çatışmalar kısa sürede Kobanê ve Hasekê hattına kadar yayılmıştır. Bu esnada, IŞİD mensuplarının tutulduğu cezaevlerinin hedef alınması, güvenlik boşluklarının oluşması ve çok sayıda radikal unsurun serbest kalması, yalnızca Kürt halkı için değil, bölgesel ve küresel güvenlik açısından da son derece tehlikeli bir tabloyu beraberinde getirmiştir. Saldırıya uğrayan yerleşimlerde sivillere yönelik infaz, zorla yerinden etme, işkence ve yağma gibi ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığına dair ciddi iddialar vardır. Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar doğrudan hedef haline gelmiş; sivil yaşam sistematik biçimde felce uğratılmıştır. Kürtlerin yaşadığı kentler elektriksiz ve susuz bırakılarak halk bir bütün olarak açlığa mahkum edilmek istenmektedir. Tüm bu uygulamalar, uluslararası hukukta açıkça tanımlanan savaş suçu ve insanlığa karşı suç kapsamına girmektedir.

Rojava, IŞİD’e karşı yürütülen küresel mücadelenin en ağır bedellerinin ödendiği yerlerden biridir. Bugün aynı coğrafyada, dün insanlığı savunmak için can verenlerin halkı, sessizlik duvarına çarpmaktadır. Bu sessizlik sürdükçe şiddet ve cezasızlık daha da derinleşmektedir. Bununla birlikte başta Türkiye medyası olmak üzere sahada ciddi manada bir dezenformasyonla Kürtlere yönelik katliamlar karartılmaya çalışılmaktadır.

‘Gazetecilerin can güvenlliği yok’

Rojava'daki saldırıları dünya kamuoyuna duyuran gazetecilerin can güvenliğinin tehlikede olduğunu, halkın haber alma hakkına yönelik bir saldırı olduğunu da belirtmek istiyoruz. Uluslararası insanlık dışı uygulamalar ve savaş suçunu belgeleyen gazetecilerin daha rahat çalışabilmesi için uluslararası basın mecralarının meslektaşlarımızın yanında olmalarını ve seslerini duyurmaları çağrısında bulunuyoruz.  Gazetecilerin dezenformasyon ve yanıltıcı bilgilerden kaçınılarak yaşananları objektik bir şekilde yer vermesinin gazetecilik etiği açısında önemli bir yerde olduğunu hatırlatıyoruz.

Bu nedenle sizleri;

* Rojava’da yaşananlara ilişkin bağımsız ve görünür habercilik yapmaya,

* Sahadan gelen tanıklıkları ve insan hakları ihlallerini ısrarla gündemde tutmaya,

* Uluslararası kamuoyunu, hükümetleri ve kurumları acil sorumluluk almaya çağırmaya,

* Kürtlere dönük soykırım saldırılarının durdurulması, sivillerin korunması ve insani yardım koridorlarının açılması için etkili bir kamuoyu baskısı oluşturmaya davet ediyoruz.

Bu bir taraf tutma çağrısı değil; yaşamdan, hukuktan ve insan onurundan yana tavır alma çağrısıdır. Rojava’da olup bitenlerin karanlıkta kalmaması için kaleminize, sözünüze ve cesaretinize ihtiyaç var. Unutulmamalı ki tarih, susanları değil; hakikati dile getirenleri ve dünyaya duyuranları hatırlayacaktır.”