DBP’nin halk buluşmaları: Halkın kaygıları çerçeve yasa ile giderilebilir

DBP’nin halk buluşmalarında açığa çıkan talepleri değerlendiren Amed İl Eşbaşkanı Ruçem Elyakut, halkın kaygılarının olduğunu, çerçeve yasaların Meclis’e getirilmesi durumunda kaygıların giderilebileceğini belirtti.

ARJİN DİLEK ÖNCEL

Amed - Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’teki çağrısının ardından başlayan “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”, devlet ve iktidar kanadından atılmayan adımlar nedeniyle ilerlemiyor.

Sürecin üzerinden bir yılı aşkın bir zaman geçti. Sürecin en önemli adımı ve “entegrasyonun pozitif aşaması” olarak kabul edilen PKK’nin 11 Temmuz’da Silêmanî’de bulunan Şikefta Casenê'de düzenlenen silah yakma töreninin de bir yılı dolmak üzere.

Silahlarını yakan 30 kişilik Barış ve Demokratik Toplum Grubu, “Bundan sonra özgürlük, demokrasi ve sosyalizm mücadelemizi, demokratik siyaset ve hukuk yöntemiyle yürütmek amacıyla ve demokratik entegrasyon yasalarının çıkarılması temelinde silahlarımızı özgür irademizle imha ediyoruz” açıklaması yaptı.

Bu tarihi eşiğin ardından barışın toplumsallaşması için geri dönüşleri kapsayan “çerçeve yasanın” Temmuz ayında Meclis’e getirilmesi bekleniyor.

Bu sürecin uzamasıyla ve yaşanan belirsizlik toplumda huzursuzluk yaratırken, demokratik partiler sahada barışı kalıcılaştırmak için çalışmalarını sürdürüyor.

Bu kapsamda Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Haziran ayında bir hamle başlattı. “Barışın Sözünü Halkla Kuruyoruz” şiarıyla başlatılan halk buluşmaları Kürdistan kentlerini kapsıyor.

Buluşmalarda DBP Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır ile DBP MYK ve PM üyeleri halkla bir araya geliyor, halkın taleplerini dinliyor. Buluşmalar Temmuz ayında da devam edecek.

DBP Amed İl Eşbaşkanı Ruçem Elyakut, halk buluşmalarının önemini ve açığa çıkan mesajları değerlendirdi.

DBP’nin şimdiye kadar Kürdistan’ın birçok kentinde halk buluşmaları gerçekleştirdiğini ifade eden Ruçem Elyakut, “Amacımız temas kurarak, sorunları ve taleplerini dinleyerek, onlarla birlikte çözüm üretmek” dedi.

Halkın üretim alanlarına giderek, yaşadıkları sorunları yerinde dinlediklerini söyleyen Ruçem Elyakut, “Kapalı yerlerde bir araya gelmektense, pazarda, çarşıda, üretimin yapıldığı yerde, tarlada, sokakta, mahallede halkın bulunduğu alanlara gidiyoruz. Her kesime, Alevi, Sünni, Arap, farklı ırk ve inançtan tüm kesimlere ulaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

Buluşmalarda açığa çıkan mesaj

Halk buluşmalarında birçok mesajın ve önerinin açığa çıktığını kaydeden Ruçem Elyakut, özellikle gençlerin ve kadınların mesajlarını değerlendirdi. 

Ruçem Elyakut, şöyle dedi: “Gençler ve kadınların mesajları çok net. Savaşın hegemonlara ve güçlü olanlara kazandırdığını ve yine kaybedenin kadınlar, çocuklar ve toplumun diğer kesimleri olduğunu belirtiyorlar. Bu savaş sürecinde kaybedenin çocuklar ve kadınlar olduğunu söylüyorlar.”

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla başlayan “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”nde Kürt tarafından ciddi ve önemli adımların atıldığını hatırlatan Ruçem Elyakut, “Bu süreçten bahsederken ‘diyalog’ diyoruz, çünkü ‘müzakere’ diyebilmek için iki tarafın da koşullarının eşit olması lazım. Sayın Öcalan koşullar sağlanmamasına rağmen diyaloğu yürütmeye, süreci ilerletmeye çalışıyor” dedi.

‘Halkın kaygıları var, kaygıları giderecek yasalar çıkarılmalı’

Sürecin durağanlaşması nedeniyle Kürt halkında kaygıların oluştuğunu belirten Ruçem Elyakut, “Halkın kaygıları var. Evet, Kürt Özgürlük Hareketi adımlar attı. Kürt halkı bir buçuk yılı aşkın bir süredir ne yapılması gerekiyorsa yapmaya çalıştı. Ama henüz devlet ve iktidar tarafından hiçbir somut adım atılmadı. Evet, bir çerçeve yasadan söz ediliyor ama bu çerçeve yasa sadece sözde kalıyor. Süreç zamana yayılıyor. Oysa yasa oluşturulursa, Meclis’ten geçirilirse güven oluşacak. Barış süreçleri zordur. Bir anda oluşabilecek bir şey değildir. Ancak en azından halkın kaygıları en aza indirgenmeli. Halkın başta barış umudu vardı ancak bu umut yerini kaygıya ve güvensizliğe bırakıyor” diye belirtti.

‘Halk Abdullah Öcalan’a güveniyor ve özgürlüğünü istiyor’

Yıllar sonra halkın Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ı videolu mesajı ile görüp duymalarının yarattığı etkinin hala devam ettiğini kaydeden Ruçem Elyakut, “Ama bu sesin duyulmasıyla birlikte kendi özgürlüğünü halkın özgürlüğünün önüne koymayan bir mesaj vermesi çok kıymetliydi. Halk, tecrit koşullarına rağmen 24 saatini bu halkın özgürlüğü için harcayan Sayın Öcalan’a inanılmaz bir güven duyuyor. Kendini öncelemeyen, yaşadığı onca olumsuz koşullara rağmen hala halkın özgürlüğü için çabalayan Sayın Öcalan'ın tabii ki bir an önce özgür ve eşit yaşar koşulların, çalışır koşulların sağlanması gerektiğini düşünüyorlar. Bu sürecin ancak bu şekilde kalıcı bir barışa evrilebileceğini, belki nihayete ereceğini biliyorlar. 4 kentte Özgürlük Mitingi oldu. Katılımın nasıl olduğunu hepimiz gördük, izledik. Tabii ki halk toplantılarında, halk buluşmalarında da ortaya çıkan mesaj aynı. Sayın Öcalan'ın da özgür, çalışır ve yaşar koşullarının artık sağlanması gerektiği noktasında çok net beklentilerini ve dileklerini, isteklerini ortaya koyuyorlar” ifadelerini kullandı.

Halk buluşmalarında açığa çıkan bir diğer gündemin de ekonomik ve sosyal sorunlar olduğunu vurgulayan Ruçem Elyakut, “Süreçle birlikte çatışmalı süreç sona ermiş olabilir, Kürtlere yönelik toplu gözaltılar olmayabilir ama bunlar yeterli mi, tabii ki yeterli değil. Hala kayyımlar ile yönetilen kentler var ve barış hala toplumsallaşamadı, yasalar hala Meclis’e getirilmedi. Aynı zamanda başka sorunlar da daha görünür oldu. Savaş politikaları nedeniyle gençler yıllarca siyasetten uzaklaştırdı. Uyuşturucu, fuhuş ve bağımlılığın etkisi altında olan bir gençlik ile yüz yüze kaldık. Gençler artık bunlarla mücadele ediyor. Yani özellikle gençler toplumsal hayattan, ahlaki değerlerden uzaklaştılar, uzaklaştırıldılar.

Ekonomik sorunlar ve kadınlar

Yine zengin bir coğrafyada olmamıza rağmen, savaş ekonomiyi de olumsuz etkiledi. Savaş sürecinde en büyük yoksulluğu bu halk yaşadı. Bu yoksulluğun bu ekonomik krizin savaşla bağlantılı olduğunu da zaten çok net görebiliyoruz ki bu ekonomik kriz gençleri, aileleri büyük bir uçuruma da sürükledi. Özel savaş politikaları kendini daha çok göstermeye başladı. Halkın bir diğer talebi de şu; Artık bir an önce bütün kesimlerin bir araya gelerek bu çeteleşmeye, özel savaşa yozlaşmaya karşı topyekûn bir politika üretilmesini istiyorlar” diye belirtti.

Sürecin öncülüğünü kadınların yaptığını ve bu nedenle halk buluşmalarına da en çok kadınların katılım sağladığını, sorunlarını aktardıklarını ve çözüm için mücadele ettiklerini kaydeden Ruçem Elyakut, “Kadınlar toplumsal rollerini üstlendiler. Barışın da öncülüğünü yapan kadınlar oldu. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin olduğu bir dünyada yaşıyoruz.

Ancak kadınlar kendi sözünü kurmak istiyor. Anneler yaşadıkları acılara rağmen, sürecin kalıcı bir barışa evrilmesini istiyorlar. Biliyoruz ki her savaşta annelerimiz en ön saflarda yer alıp, canı pahasına da olsa o savaşı durdurmaya çalıştılar. Biz kadınlar, genç kadınlar olarak barış için çok çabaladık” dedi.

‘Kadınlar artık toplumun öznesi olduğunun bilincinde’

“Halk buluşmalarında açığa çıkan önemli noktalardan biri de şu; kadınlar artık toplumun özneleri. Özne olduklarının bilincindeler” diyen Ruçem Elyakut, “Erkek egemen zihniyetin nesneleştirmeye çalıştığı, sesini, rengini yok etmeye çalıştığı kadın, bugün kadın özgürlükçü paradigmayla birlikte kendini var etti. Kendi sesiyle toplumun da öncüsü olmayı başarabilmiş. Yine bu süreçte en önemli görevin, sorumluluğun kadınlarda olduğunun da bilincinde olarak, sorumluluklarını yerine getireceklerine dair kararlılıklarını da ortaya koyuyorlar” şeklinde konuştu.

‘DBP halkla birlikte çözüm arıyor’

Ruçem Elyakut, DBP’nin halkın sorunlarına karşı çözüm önerilerine ilişkin ise şunları söyledi: “Merkezi bir yönetim halka kazandırmadı, kaybettiriyor. Bürokrasiden, hiyerarşik bağlardan tamamen azade bir biçimde halkın kendini yönetebildiği bir yönetim şekli birçok soruna da çözüm olacaktır. Yani kısaca halkın komünleşmesiyle birlikte sorunları yerinde tespit etmek ve birlikte çözümlemek.

Köy ziyaretlerimiz oldu ve bir köyde kadınlar çocukların top oynaması için halı saha istedi. Önce bir beklenti içindeydiler ama biraz konuştuktan sonra şunu söylediler; ‘Birlikte yeri belirleyip, sahayı birlikte kurup hep birlikte burada çocuklarımızla açılış yapacağız’ dediler. Aslında belki de yapabildiğimiz, en iyi yaptığımız şey birlikte ortak çözümler üretmek. Ancak toplumun bu hale gelmesine neden olan ulus devletçi egemen zihniyetin yarattığı özne olmama hali, nesneleştirme hali ve merkezden yönetimdir. Çünkü biz şunu biliyoruz ki, bir toplumun en iyi o coğrafyada yaşayan bilir. Ancak o sorunlara o halk çözüm üretebilir. O yüzden yerelden yönetim, yerel demokrasi dediğimiz sistem çözüm üretebilir” ifadelerini kullandı.

Kalıcı bir barış için tüm toplumun sorumluluk alması gerektiğini vurgulayan Ruçem Elyakut, “Kalıcı bir barış sağlayabiliriz. Bunun için de Alevi, Sünni, Kürt, Türk, Arap, Ermeni, Süryani her dilin, her rengin, her ırkın kendini bu süreçte sorumlu görmesi gerekiyor ve artık bir an önce bu savaş dilinin, savaş ortamının bitmesi ve kalıcı bir barışın sağlanması gerekiyor” diye kaydetti.

Ruçem Elyakut, DBP’nin halk buluşmalarının Temmuz ayının sonuna kadar devam edeceğini, daha sonra halkın taleplerinin raporlaştırılıp Meclis’e sunulacağını ifade etti.