‘Kürt halkı kutsal değerlerini korumak için mücadeleyi sürdürecek’

Kuzey-Doğu Suriye’de Kürt halkının değer ve sembollerine yönelik saldırıların toplumsal kazanımları ortadan kaldırmayı amaçladığını belirten Leyla Arzû Îlhan, halkın kutsal değerlerini korumak için mücadele ettiğini söyledi.

Mexmûr- 13 Ekim’de Hesekê vilayetinin Xiwêran ve Neşwa mahallelerinde düzenlenen bir gösteri sırasında Kürt sembollerine hakaret edilirken yaşamını yitirenlerin fotoğrafları da hedef alındı. 16 Ekim’de ise Heleb’deki Şêxmeqsûd Mezarlığı’na saldırı düzenlendi. Kürt halkının değerlerini, sembollerini ve şehitlerinin hatırasını hedef alan saldırılar tepkiyle karşılandı. Mexmûr Mülteci Kampı İştar Meclisi Koordinasyonu üyesi Leyla Arzû Îlhan, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıları ve bu saldırıların arkasındaki planları değerlendirdi.

‘Kürt halkının kazanımlarına yönelik saldırılar gerçekleştirildiği açıktır’

Rojava Devrimi’nin kazanımlarına, özellikle Hesekê ile Heleb kentlerinde ve Kuzey-Doğu Suriye geneline yönelik saldırıları kınayan Leyla Arzû Îlhan, “Toplumsal değerlere ve kutsallara saldırarak varlığını sürdürmeye çalışan, toplumu korkutarak toplumun kazanımlarını ortadan kaldırmak ve toplum üzerindeki etkisini oluşturmak isteyen iktidar sisteminin gerçekliğiyle karşı karşıyayız. Bugün Rojava Kürdistan’daki kentlerde, iktidarcı erkek zihniyeti tarafından Kürt halkının kazanımlarına yönelik saldırılar gerçekleştirildiği açıktır. Kürt halkının kutsal değerlerine saldırıyorlar. Halkların mücadelesinin sembolü olan mezarlıklara, toplumun en kutsal değerlerine saldırılar düzenleniyor. İktidar sisteminin kendisini bu şekilde yaşatmak ve bununla toplum üzerinde egemenlik kurmak istediğini görüyoruz. Ancak toplumun emeğiyle, kanıyla ve toplumu korumak amacıyla oluşturulan değerler, toplum için her zaman en kutsal şeylerdir ve bu değerleri korumak için de mücadele ediliyor” dedi.

‘Saldırılar boşa çıkarıldı’

Leyla Arzû Îlhan, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıların Şam’daki geçici yönetim tarafından gerçekleştirildiğine dikkat çekerek, “Ancak gerçekleştirilen bu saldırıları ne Kürt halkı ne de Rojava halkı kabul ediyor. Rojava Devrimi’nin kadınların, toplumun ve toplumsal değerlerin devrimi olduğunu görmemiz gerekiyor. Hesekê’deki kirli zihniyet, Kürt halkının sembollerine saldırdı. Geçici yönetimin Rojava Kürdistan’a yönelik saldırılarının Kürdistan’ın dört parçasındaki ve yurt dışındaki tüm Kürt halkını bir araya getirdiğini gördük. Bu birliktelik, hegemonik güçlerin planlarını boşa çıkardı” ifadelerinde bulundu.

‘Kirli siyasetlerini sürdürmek istiyorlar’

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çabalarına dikkat çeken Leyla Arzû Îlhan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Önder Apo, 2026 yılının başında Rojava halkına yönelik saldırılar karşısında, insanlık değerlerini korumak amacıyla harekete geçti ve demokratik entegrasyon fikriyle iktidar sahipleri tarafından oluşturulan bu kirli savaşı ortadan kaldırdı. Önder Apo’nun çağrısı ve halkın entegrasyon sürecine sahip çıkmasıyla onların planları gerçekleşmedi. Ancak bu kirli planlar hala tamamen ortadan kaldırılmış değil. Rojava halkının ve Suriye toplumunun tüm kazanımlarını ortadan kaldırmak isteyen bu zihniyetin, bugün Hesekê ve Heleb gibi onlarca bileşenin bir arada yaşadığı kentlerde yeniden kirli siyasetini yürütmek istediğini görüyoruz” şeklinde konuştu.

‘Mücadelemiz devam edecek’

Konuşmasının devamında Kürt halkının değerlerine ve sembollerine sahip çıkma çağrısında bulunan Leyla Arzû Îlhan, “Kadınlar olarak Kürdistan’ın sembol ve değerlerine yönelik saldırıları ve Kürt kadınlarının şahsında Kürt toplumuna ve birlikte yaşamak isteyen tüm demokratik bileşenlere yönelik saldırı girişimlerini kınıyoruz. Değerlerimize ve sembollerimize sahip çıkma çağrısı yapıyor, toplum içinde düşmanlık yaratmak isteyen güçlerin başarılı olmasına izin vermememiz gerektiğini söylüyoruz. Bu iktidar güçlerinin başarısızlığı, özgürlük, demokrasi ve eşitlik temelindeki mücadelemiz ve dayanışmamızla kesinleşecektir” diye belirtti.

Suriye’de insanların güvenli bir yaşam sürdürebileceği bölgelerin Kuzey ve Doğu Suriye’de bulunduğunu dile getiren Leyla Arzû Îlhan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ancak iktidar güçleri, yaşamaya elverişli olan bu bölgeyi kaos ve kriz içinde yaşanacak bir yere dönüştürmek istiyor. Fakat DAİŞ gibi çetelere karşı yıllarca mücadele etmiş kadınların ve halkların mücadelesinin, bugün DAİŞ kalıntılarının zihniyetine ve kendisini toplumun çok renkliliğini yok etme üzerine kuran anlayışa karşı mücadele edebileceğini, kutsal değerlerini ve kazanımlarını koruyabileceğini umuyoruz.”