Suriye’de yaşananlara tepki: Amaç Kürt-Arap çatışması yaşatmak

Hesekê tugayı savaşçısı Sîpan Hiznî’nin katledilmesi ve beraberinde Rojava’daki olaylara dair değerlendirmelerde bulunan kadınlar, yaşananlara tepki gösterdi. Kadınlar, “Kürt ve Arap çatışması çıkarmak istiyorlar” uyarısında bulundu.

MEMİHAN HİLBİN ZEYDAN

Wan - Hesekê tugayı savaşçısı Sîpan Hiznî’nin silahlı gruplarca kaçırılarak katledilmesiyle başlayan, ardından 12 Eylül’de Kobanê Cezaevi’nde çıkan yangında 10 tutuklunun yaşamını yitirmesi ve halkın meydanlara çıkarak yaşananları protesto etmesi Rojava’da yaşanan entegrasyon sürecine dair soru işaretlerine sebep oldu ve kaygıları artırdı.

‘Yaşatılan bir vahşettir’

Wanlı kadınlar yaşanılanların “vahşet” olduğunu belirtti. Yapılan saldırıların kabul edilebilir olmadığını belirten Barış Annesi Meclisi’nden Keve Işık, Kürtlerin her yerde saldırılara karşı tepki göstereceğini belirtti.

  

Keve Işık, hem Kürtçe eğitimin kısıtlanması kararı, hem cezaevindeki yangınlar hem de Kürtlere yönelik saldırılara ilişkin şöyle konuştu:

“Kendi vatanlarında insanları katledip haklarına el koyuyorlar. Anadili Kürtçe olan tabi ki kendi dilinde konuşacak. Zindanlardan feryatlar, çığlıklar yükseldi. Bu zulmü Kürtler kabul etmemeli. Yaşatılan vahşeti kınıyoruz, buna yol açan vahşileri lanetliyoruz. Sonuna kadar Rojava’nın yanındayız. Rojava Wan, Amed, Sêrt, Elih’tir. Rojava bizimdir, yapılan zulmün karşısında duracağız.”

‘Halkın sürece olan güveni sarsılıyor’

  

Sosyolog Pınar Kutevi de, Rojava’da yaşanan olayların, barış ve entegrasyon sürecinde toplumun güvenini sarstığını belirtti. Pınar Kutevi, şöyle konuştu:

“Barış ve entegrasyon iki gücün silahlı kuvvetlerinin bir araya gelmesi ya da bir sözleşme değildir. Toplumun bir arada, birbirine güven duyarak, kenetlenmesi ve birlikte yaşama durumudur. Ama meydana gelen bu tarz olaylar buna olan inancı zedeliyor. Güven unsurunu da ortadan kaldırmış oluyor. İnsanların hakları tanındıkça güven artar. İnsanlar yürütülen süreçlere ancak bu şekilde entegre olur. Fakat yaşananlar karşısında insanların kafasında soru işaretlerinin kalması çok mümkün. Çünkü bu olayları yaşayan, şahit olan insanların güvenleri ciddi oranda sarsılıyor.”

  

Star Kadın Derneği Başkanı Şafak Erkmen Özanlı, Rojava’da yıllarca sürdürülen direnişi hatırlatarak, yönetimin halkın örgütlü duruşundan korktuğunu söyledi.

Şafak Erkmen Özanlı, “Cezaevindeki yangının sorgulanması ve kapsamlı bir şekilde soruşturulması gerektiğine inanıyoruz. Rojava’da entegrasyondan bahsediliyor, entegrasyon dediğimiz toplumun bir arada yaşaması anlamına geliyor. Dil, din, ırk farketmeksizin beraber yaşamaları gerektiğine inanıyorum” dedi.

‘Amaçları Arap ve Kürt halkı arasında bir çatışma çıkarmak’        

Şafak Erkmen Özanlı, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlatmış olduğu Barış ve Demokratik Sürece de işaret ederek, süreçte Suriye’nin entegrasyonunun da tartışıldığını ve yaşanan olayların süreci provake etmekle beraber Arap ve Kürt halkı arasında bir çatışma ortamı yaratmanın amaçlandığını aktardı.

  
        

Star Kadın Derneği üyesi Leyla Abukan, Sîpan Hiznî’nin katledilmesinin entegrasyona yönelik bir provokasyon olduğunu vurguladı. Leyla Abukan, “Entegrasyon sürecine halk olarak güvenen bir yerdeyiz. Birlikte sağduyulu hareket ederek başarıya ulaşacağına inanıyoruz” diye belirtti.

Entegrasyon sürecinin kırılganlığı

          

Star Kadın Derneği Başkan Yardımcısı Ömür Çiftçi, Rojava'da çok kritik bir eşikten geçildiğine dikkat çekerek, yıllardır süren çatışmanın yerini entegrasyonun ve barışın alacağının konuşulduğu bir sürecin önemine işaret etti.

Ömür Çiftçi, “Bu süreçte de Sîpan Hiznî'nin kaçırılarak katledilmesi ve üzerine Kobanê'de yaşanan cezaevindeki yangın ve yangında kaybettiğimiz canlar olayın ne kadar kritik bir aşamada olduğunu ve entegrasyon sürecinin ne kadar kırılgan olabileceğini gösterdi. Gerçekten bir barış ve demokratik toplum, entegrasyon sürecinden bahsediyorsak, insani haklara, değerlere sahip bir zemin oluşmalı. Bunun başarılamadığı bir toplumda da entegrasyonun sağlıklı bir zemine oturtulabileceğini düşünmüyorum” sözlerini kaydetti.

Kürtlerin ve Arapların arasında bir çatışma zemini oluşturulmasının amaçlandığını ve bunun ciddi bir tehlike arz ettiğini ifade eden Ömür Çiftçi “Aynı zamanda bu ciddi bir ihanet döngüsüne de sebebiyet verebilir. Barış sürecinde entegrasyon bu şekilde sağlanamaz. Entegrasyonun silahlı güçlerin birleşmesi olarak ele alınmaması gerekiyor. Aynı zamanda topluma da bunun aşılanması gerekiyor. Toplumsal zeminde de bunun hem kültürel farklılıkları özümseyerek hem de bir arada yaşayarak gerçekleştirmek gerekiyor” dedi.