Afganistanlı öğretmen: Din kisvesi altında kadınlara yönelik baskı topluma zarar verir
Taliban’ın ‘tesettüre uymadıkları’ gerekçesiyle kadınları gözaltına almasına tepki gösteren öğretmen Zoya Noruz, “Din kisvesi altında kadınlara yönelik baskı ve kötü muamele, İslam'a ve topluma zarar veriyor” dedi.
BAHARİN LEHİB
Kandahar- Afganistan'da son yirmi yılda dini okulların sayısı hızla arttı. Taliban'ın iktidarı yeniden ele geçirmesiyle birlikte bu artış daha da hız kazandı. Okullardan uzaklaştırılan çok sayıda kız öğrenci, eğitimlerini sürdürebilmek için dini okullara yöneldi. Ancak toplumdaki birçok aydın, bu kurumların yaygınlaşmasının demokratik düşüncenin bastırılmasına hizmet ettiğini ve öğrencilerin radikal ideolojilere yönlendirilerek, gelecekte Taliban, IŞİD ve diğer aşırılık yanlısı grupların etkisi altına girebileceğini belirtiyor.
Buna karşın, eğitimli ve bilinçli ailelerden gelen bazı kız öğrenciler dini okullara farklı bir bakış açısıyla gidiyor. Bu öğrenciler, dini eğitimi aşırılık yanlısı fikirleri benimsemek için değil, bilgi edinmek ve eğitimden tamamen kopmamak için bir fırsat olarak görüyor. Bu süreçte Arapça öğrenerek dil becerilerini de geliştirdiklerini ifade ediyorlar.

‘Din kisvesi altında kadınlara baskı İslam ve topluma zarar veriyor’
Kandahar'daki bir dini okulda öğretmenlik yapan Zoya Noruz, Afganistan’da kadınların maruz kaldığı baskıları değerlendirdi. Taliban'ın kadınları "tesettüre uymadıkları" gerekçesiyle gözaltına almasının hem toplumda hem de İslam dünyasında geniş tepkilere yol açtığını dile getiren Zoya Noruz, dijital medyada ve çeşitli dini toplantılarda çok sayıda din insanının bu uygulamaları insanlık dışı olarak değerlendirdiğini anlattı. Zoya Noruz, "Din kisvesi altında kadınlara yönelik baskı ve kötü muamele, İslam'a ve topluma zarar veriyor. Birçok din alimi de bu uygulamaların dini değerlerle bağdaşmadığını dile getiriyor" ifadelerini kullandı.
‘Ne İslami ilkelere ne insani değerlere ne de kendi yasalarına saygı gösteriliyor’
Adaletin sağlanması ve bireylerin haklarının korunmasının temel ilkeler arasında yer aldığını kaydeden Zoya Noruz, sözlerine şöyle devam etti:
“İnsanların gözaltına alınması, hukuki dayanak, açık gerekçe ve dini yetki çerçevesinde gerçekleştirilmelidir. Yargı süreci işletilmeden ve adalet ilkesi gözetilmeden yapılan gözaltılar, birçok İslam alimine göre meşru kabul edilemez. Kanunlar, toplumun yararı gözetilerek uygulanmalıdır. Taliban'ın Erdemin Teşviki ve Kötülüğün Önlenmesi Bakanlığı'nın yayımladığı düzenlemelerde de bu ilkelere yer veriliyor. Ancak uygulamada ne İslami ilkelere, ne insani değerlere ne de kendi yasalarına saygı gösteriliyor. Bana göre bu anlayışın benimsediği tek şey kadınların baskı altına alınması ve onlara yönelik kötü muameledir. Adaletsizliğe, aşağılanmaya ve insanların zarar görmesine yol açan bu tür uygulamaların, birçok din alimi tarafından İslam'ın özüne aykırı olduğu değerlendiriliyor."
‘Yaşam hakkının korunması en temel değerlerden biridir’
Kadınların "tesettüre uymadıkları" gerekçesiyle gözaltına alınmasına tepki gösteren Zoya Noruz, "Dini hükümlerin uygulanmasında adalet, saygı ve merhamet gözetilmezse, bu durum İslam hakkında olumsuz bir algının oluşmasına yol açabilir. Kadınların yaşam hakkının korunması en temel değerlerden biridir. Barışçıl protestolarda öncelik diyalog kurulmasına, taleplerin dinlenmesine ve anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesine verilmelidir. Silahsız sivillere ve barışçıl göstericilere karşı güç kullanılması, ne adalet ilkesiyle ne de insan hayatının korunması anlayışıyla bağdaşır" sözlerine dikkat çekti.
Kadınların hakları için çağrı
Taliban ve diğer radikal gruplar, Afganistan'da aşırılık yanlısı düşünceleri yaygınlaştırarak toplumu geçmişe döndürmeye çalışsa da teknolojinin gelişmesi, iletişim imkanlarının artması ve modern dünyanın etkisi, Afganistanlı kadınların düşünce yapısını da değiştirdi. Kadınlar bugün her zamankinden daha fazla eğitim, adalet, insan hakları ve özgürlük talep ediyor. Zoya Noruz, kadınların haklarının korunması, adaletin sağlanması ve insan onuruna saygı gösterilmesi gerektiğini belirterek, bu değerlerin toplumda güvence altına alınması çağrısı yaptı.