Savaşın yıktığı hayat: Mansoura Abdel-Dayem kamyonda yaşamak zorunda kaldı
Gazze’de savaş nedeniyle evini ve arazisini kaybettikten sonra harap bir kamyonun içinde yaşamaya başlayan 70 yaşındaki Mansoura Abdel-Dayem, yerinden edilme, ilaç eksikliği ve ekonomik yoksunlukla mücadele ediyor.
RAFIF ESLEEM
Gazze - Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahia kasabasında yaşayan 70 yaşındaki Mansoura Abdel-Dayem, savaş nedeniyle evini ve arazisini kaybettikten sonra harap bir kamyonun içinde yaşamaya başladı. Saldırılar öncesinde 11 dönümlük ekili arazi ve bir hayvancılık çiftliği bulunan müstakil bir evde yaşayan Mansoura Abdel-Dayem, bugün yerinden edilme, ilaç eksikliği ve gelir yokluğu gibi ağır yaşam koşullarıyla mücadele ediyor.

‘Şimdi geriye sadece hatıralar kaldı’
Saldırıdan önceki yaşamını anlatan Mansoura Abdel-Dayem, “Gazze şehrinin eteklerinde, Beyt Lahiya ile işgal altındaki Filistin toprakları arasında, El-Şeyma mahallesinde yedi katlı geniş bir evde yaşıyordum. Çocuklarım ve torunlarım hep birlikte aynı çatı altındaydık. Evimiz 11 dönümlük tarım arazisiyle çevriliydi, bunun beş dönümü bana, kalanı ise altı çocuğuma aitti. Bu topraklarda sebze ve meyve yetiştiriyorduk, her şey kendi emeğimizdi. Ben hep şuna inandım: kadın ve erkek arasındaki ortaklık sözle değil, emekle kurulur. Tarlaya iner, kendi ellerimle sürer, eker, otları temizlerdim. Ağaçlarımın büyümesini gözlerimin önünde izlemek benim hayatımdı. Sonra saldırı geldi… Bizi evimizden, toprağımızdan, çocuklarımdan ve torunlarımdan kopardı. Şimdi geriye sadece hatıralar kaldı” diyor.
‘Hayatım boyunca güçlü ve karakterli bir kadın oldum’
Sadece çiftçilik yapmadığını aktaran Mansoura Abdel-Dayem, “Ailem tamamen bağımsız olsun diye sığır ve koyun besledim, kuşlar yetiştirdim. Pazardan sebze ya da et almak nedir, onu hiç bilmedim; ihtiyacımız olan her şeyi kendim üretirdim. Tarım ya da hayvancılıkla uğraşmak benim için bir yük olmadı. Aksine bu, varlığımı ve aileme bakmadaki rolümü kanıtladığım bir alandı. Toprağı işlemekten çocuk yetiştirmeye kadar birçok işle uğraştım. Hayatım boyunca güçlü ve karakterli bir kadın oldum” diye belirtiyor.
‘Şu an yaşadığım şey bir kamyon’
Yerinden edilme sürecini anlatan Mansoura Abdel-Dayem, “Otuzdan fazla kez yerimden edildim. Çocuklarımla birlikte enkaz altından çıktığımızda öldüğümü sandım. Ama biri uzanıp beni çekip çıkardı. O an yeniden nefes aldım ama aslında yeni bir acının içine uyandım. Gazze’nin kuzeyindeki Cebeliye’den başladık, sonra şehir şehir sürüklendik. Kuzey kapanınca Gazze’nin içlerine, ardından orta ve güney bölgelere gittik. Sonunda Deyr el-Belah’a sığındık. Şu an yaşadığım şey bir kamyon. Bunu gören herkes benim sanıyor. Çadırlar çok pahalıydı, çocuklarımın çadırında da yer kalmadı. Buna rağmen her ay bu aracın park ettiği arazi için 200 dolar kira ödüyorum. Ama artık başka seçeneğim yok” sözlerine dikkat çekiyor.
“Kamyonun içinde tuvalet yok” diyen Mansoura Abdel-Dayem, “Yerimizden edildiğimizden beri altı ailenin birlikte kullandığı derme çatma bir tuvalet yaptık. Geceleri kamyondan inip oraya gitmek çok zor oluyor ama başka seçeneğimiz yok. Bir kaza olmasın diye kamyonun içinde yemek pişirmiyorum. O yüzden biraz uzakta ateş yakıp yemeği pişiriyorum. Yazın bu yer bir fırına dönüyor, kışın ise buz gibi oluyor” diye belirtiyor.
Barınma sorunu, yoksulluk, ilaçsızlık…
Günlük yaşamda maruz kaldığı zorlukları anlatan Mansoura Abdel-Dayem, sözlerine şöyle devam ediyor:
“Kamyon yerden birkaç metre yüksekte olduğu için genç erkekler gibi kolayca aşağı atlayamıyorum. İnmek için bir sandalye koyuyoruz. Ona yaslanarak iniyorum ama bu benim yaşımda çok zor; düşme riskim de var. Eğer o sandalyeyi kaldırırlarsa, oğullarım ya da torunlarımdan biri gelene kadar bu kamyonun içinde mahsur kalıyorum. Çocuklarım bana bakıyor, yiyecek getiriyor ve kirayı ödüyorlar. Ama ben de Gazze’deki birçok yaşlı ve kronik hastalığı olan insan gibi ilaç bulamama ve fiyatların çok yüksek olması nedeniyle çok zorlanıyorum. Diyabet ve tansiyon ilaçları yok denecek kadar az. Bazen günlerce ilaçsız kalıyorum. Ama dayanamadığım anlar oluyor. Kan, kalp ya da beyinle ilgili bir şey olmasından korkuyorum. O yüzden ilaç alabilmek için elimdeki az parayı biriktirmeye çalışıyorum.”
Kamyonun sahibinin bir gün gelip kendisini buradan çıkaracağından korktuğunu kaydeden Mansoura Abdel-Dayem, “Henüz uygun bir barınak bulamadım. Yaşlılar için aylık bir yardım, geçici bir konut ve sırt ağrılarım nedeniyle uygun bir yatak istiyorum. Savaş, beni sıcak evimden alıp geçici barınaklara, gıda yardımı arayışına sürükledi. Oysa eskiden bulunduğum bölgede ihtiyaç sahiplerini ben doyurur, insanları ben barındırırdım” diye belirtiyor.