Şiraz'da iki Bahai kadın gözaltına alındı: Akıbetleri hala belirsiz

İran'ın Şiraz kentinde yaşaya Bahai yurttaşlar Sima Septo ve Nahid Felahati, güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınarak bilinmeyen bir yere götürüldü. Gözaltı gerekçesi ve tutuldukları yer hakkında herhangi bir resmi açıklama yapılmadı.

Haber Merkezi – İran'ın Şiraz kentinde yaşayan iki Bahai vatandaşı, Sima Septo ve Nahid Felahati, 23 Haziran günü güvenlik güçlerinin evlerine düzenlediği baskınlar sonucunda gözaltına alınarak bilinmeyen bir yere götürüldü. Gözaltı gerekçesi, işlemi gerçekleştiren kurum ve tutuldukları yer hakkında henüz herhangi bir bilgi verilmedi.

İnsan hakları kuruluşlarının yayımladığı bilgilere göre güvenlik güçleri, Sima Septo ve Nahid Felahati'nin evlerine baskın düzenleyerek iki kadını gözaltına aldı. Gözaltı sırasında evlerde arama yapılıp yapılmadığı, kişisel eşyalarına el konulup konulmadığı ya da aileleri ve avukatlarıyla iletişim kurmalarına izin verilip verilmediği konusunda da herhangi bir açıklama yapılmadı. Ailelerin gözaltına alınanların nerede tutulduğunu bilmemesi, sağlık ve güvenlik durumlarına ilişkin kaygıları artırıyor.

Belirsizlik içinde gözaltı

Bir kişinin suçlama yöneltilmeden, gözaltı işlemini gerçekleştiren kurum açıklanmadan ve tutulduğu yer bildirilmeden gözaltına alınması, aileleri ciddi bir belirsizlik ve endişe içinde bırakıyor. Bu koşullarda aileler ne etkili bir hukuki süreç yürütebiliyor ne de yakınlarının durumuna ilişkin bilgi alabiliyor.

Sima Septo ve Nahid Felahati de herhangi bir resmi açıklama yapılmaksızın bilinmeyen bir yere götürülmüş durumda. Avukata erişim hakkının kısıtlanması ve ailelerin bilgilendirilmemesi, sorgu sürecinde ek baskıların uygulanabileceği yönündeki kaygıları güçlendiriyor.

Bahailer ve dini ayrımcılık

İran'daki Bahai toplumu uzun yıllardır çeşitli ayrımcılık ve baskılarla karşı karşıya bulunuyor. Güvenlik operasyonları, hapis cezaları, eğitim hakkından mahrum bırakılma, iş yerlerine yönelik baskılar, mülklere el konulması, defin işlemlerine getirilen kısıtlamalar ve sosyal faaliyetlere yönelik engeller, insan hakları kuruluşlarının yıllardır gündeme getirdiği sorunlar arasında yer alıyor.

Bu baskılar yalnızca tanınmış kişilerle sınırlı kalmıyor; birçok Bahai vatandaş, yalnızca dini inançları nedeniyle ifadeye çağrılma, sorgulanma ve haklarında dosya hazırlanması gibi uygulamalarla karşılaşabiliyor. Şiraz'da iki Bahai kadının gözaltına alınması da bu çerçevede değerlendiriliyor.

Bahai kadınlar çifte ayrımcılıkla karşı karşıya

Bahai kadınlar, hem kadın olmaları hem de Bahai inancına mensup olmaları nedeniyle çifte ayrımcılığa maruz kalıyor. Sivil, eğitimsel veya toplumsal faaliyetlerde bulunmaları ya da Bahai toplumunun günlük işleyişine katkı sağlamaları dahi zaman zaman güvenlik soruşturmalarına ve gözaltılara gerekçe yapılabiliyor.

Bu tür gözaltılar yalnızca bireyleri değil, ailelerini ve sosyal çevrelerini de etkiliyor. Pek çok kadın çocukların, yaşlı aile bireylerinin bakımını üstlenirken veya aile bütçesine katkı sağlarken, gözaltılar aileler üzerinde ekonomik ve psikolojik yük oluşturabiliyor.

Hak savunucuları, Bahai kadınlara yönelik güvenlik uygulamalarının, onların kamusal yaşama katılımını sınırlandırma mesajı taşıdığını belirtiyor.

İnanç özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı

Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü temel insan hakları arasında yer alıyor. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 18. maddesi, herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahip olduğunu; bu hakkın inancını seçme, değiştirme ve bireysel ya da toplu olarak ifade etme özgürlüğünü de içerdiğini belirtiyor.

Ayrıca Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'nin 9. maddesi, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını güvence altına alıyor ve keyfi gözaltıları yasaklıyor. Buna göre gözaltına alınan kişilerin gözaltı nedenini öğrenmesi, avukata erişebilmesi ve adil bir yargı sürecinden yararlanabilmesi gerekiyor.

Sima Septo ve Nahid Felahati'nin durumunda ise tutuldukları yerin, sağlık durumlarının ve gözaltı gerekçesinin açıklanması ile avukatlarına erişimlerinin sağlanması yönündeki çağrılar sürüyor.

Ayrımcı politikaların devamı

Hak örgütleri ve Bahai toplumuna yakın çevreler, Şiraz'da yaşanan gözaltıların yalnızca iki kişiyi ilgilendiren münferit bir olay olmadığını, Bahai vatandaşların dini inançları nedeniyle eşit haklardan mahrum bırakıldığı politikaların devamı niteliğinde olduğunu savunuyor.

Sima Septo ve Nahid Felahati'nin gözaltına alınması, İran'da Bahai vatandaşlara yönelik ayrımcılık ve baskı tartışmalarını yeniden gündeme taşırken, gözaltındaki iki kadının durumuna ilişkin resmi açıklama yapılması yönündeki talepler de sürüyor.