Şex Maqsud ve Eşrefiye: Halep’in direniş sembolü
Halep’in Şex Maqsud ve Eşrefiye semtlerinde yaşayan halk, cihatçı Heyet Tahrir el-Şam’ın süren saldırı ve kuşatması nedeniyle zor günler geçiriyor. Halk ağır silahlar ve tanklarla bombardımana maruz kaldı.
SERİN MUHAMMED
Halep- Suriye devriminin başlarında, Halep’in Şex Maqsud ve Eşrefiye mahalleri, önceki rejimin uyguladığı Baas zihniyeti nedeniyle pek çok saldırı ve ihlale maruz kaldı. Bu uygulamalar, rejimin düşmesinin ardından cihatçı Heyet Tahrir el-Şam’ın kontrolü ele almasıyla da devam etti.
Baas rejiminin düşmesi ve yeni yönetimin kurulmasının ardından cihatçılar Suriye’nin etnik, mezhepsel ve kültürel çeşitliliğini kabul etmeyen ideolojilerini dayatmaya başladı ve Sünni olmayanlara karşı katliamlar gerçekleştirdi. Halep’in Kürt çoğunluğa sahip Şex Maqsud ve Eşrefiye mahalleri, defalarca hedef alındı. 6 Ekim’de mahaller ambargoya alındı; mahalleri Halep’in diğer bölgelerine bağlayan tüm yollar kapatıldı ve mal girişleri engellendi.
Cihatçılar yolları toprak setlerle kapattı. Halk barışçıl protestolar düzenleyerek kuşatmanın kaldırılmasını talep etti, ancak protestolar biber gazı ve gerçek mermiler kullanılarak engellenmeye çalışıldı. 60’tan fazla kişi yaralandı. Cihatçılar, bombardımanla semtleri hedef aldı.
Kadın mücadelesi
Şex Maqsud ve Eşrefiye Şehit Aileleri Meclisi Kadın Ofisi Yöneticisi Delal Ahmed, yaşananları ajansımıza anlattı. 2016’da çetelerin mahalleye saldırması nedeniyle eşini kaybeden Delal Ahmed, semtlerde kadın öncülüğünde bir direnişin devam ettiğine dikkat çekti. Delal Ahmed, “Birçok kadın, Şex Maqsud ve Eşrefiye’yi kanlarıyla savundu. Mesela Şehit Gule Selmo, 2013’te cihatçı bir grubun semti ele geçirme girişiminde şehit düştü. Ancak hayatını semti korumak için feda etti” dedi.
Devrimci halk savaşı
Delal Ahmed, devrimci halk savaşının Şex Maqsud ve Eşrefiye semtlerinden başladığını belirterek kadınların yiyecek hazırlayarak, yaralıları tedavi ederek ve gerektiğinde silah kullanarak direnişe destek verdiğini söyledi. 1 Nisan’da semt meclisi ile geçici yönetim arasında güvenlik, idari ve hizmet düzenlemelerini kapsayan bir anlaşma imzalandığını hatırlatan Delal Ahmed, hükümetin bu anlaşmayı uygulamadığını anlattı.
Saldırılar semtlerin altyapısına, evlere, camilere ve sokaklara zarar verdi; elektrik tamamen kesildi ve 20 sokakta su sağlanamadı; yaklaşık 400 aile etkilendi. Saldırıdan iki gün sonra ateşkes sağlandı ancak 24 Aralık’ta cihatçılar, sivil bir aracı hedef aldı. 26 Aralık’ta ise iç güvenlik noktasına roket fırlatıldı; cihatçılar tank ve ağır silahlarla yeniden saldırdı.
Kürt gençlerin kaçırılması
27 Aralık’ta cihatçı gruplar, Halep Üniversitesi’nden dönen Kürt kökenli iki genci silah tehdidiyle kaçırdı. Olay, Halep’in Yeni Süryan Mahallesi’nde Zühur Caddesi üzerinde meydana geldi. Kaçırılan gençlerin, İnşaat Mühendisliği 2. sınıf öğrencisi Bankin Abbud ile İnşaat Mühendisliği 1. sınıf öğrencisi Ahmed Velid Ömer olduğu belirtildi. Gençler, kamuoyu ve medya baskısının ardından ertesi gün serbest bırakıldı.
Cihatçı grupların saldırılarına ilişkin değerlendirmede bulunan Halep İç Güvenlik Güçleri – Kadın birimi yöneticisi Jin Efrîn, cihatçı Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) mensuplarının Eşrefiye ve Şêxmeqsûd mahallelerinde çok sayıda ihlal gerçekleştirdiğini söyledi. Jin Efrîn, “İşledikleri suçlar, katliamlar ve ihlallerle tüm Suriye halkının umutlarını kırdılar. Dürzi ve Alevi kadınlara yönelik saldırılar gerçekleştirdiler, iki mahalleye uygulanan kuşatma nedeniyle temel ihtiyaç maddeleri ve elektriğin kesilmesi halkı ciddi şekilde mağdur etti, piyasa ve çalışma hayatı felç oldu” dedi.
Baascı zihniyet yeni aktörlerle sürdürülüyor
Jin Efrîn, Baas rejiminin zihniyetinin bugün cihatçı HTŞ eliyle daha sert ve vahşi biçimde yeniden üretildiğini belirterek, “Kürt mahalleleri ve savunmasız siviller hedef alınıyor. Bu saldırıların amacı, Eşrefiye ve Şêxmeqsûd üzerinde tam kontrol sağlamak ve Suriye Demokratik Güçleri Genel Komutanı Mazlum Abdi ile geçici yönetim başkanı Ahmed Şara arasında 10 Mart’ta imzalanan anlaşmayı sabote etmektir” ifadelerini kullandı.
Saldırıların dış yönlendirmelerle gerçekleştirildiğini vurgulayan Jin Efrîn, Türkiye’nin bu grupları kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirdiğini, amacın bölgede korku, kaos ve istikrarsızlık yaratmak olduğunu söyledi.
Direnişte kadınların öncü rolü
Kadınların öncülüğünde gelişen halk direnişine dikkat çeken Jin Efrîn, Eşrefiye ve Şêxmeqsûd’ta başlayan direnişin Arap ve Kürt kadınlar tarafından yönetildiğini ifade etti. “Bu savaşta kadınlar, kararlılıklarıyla savaşı yönetebileceklerini ve zafer kazanabileceklerini bir kez daha gösterdi” dedi.
Kadınların örgütlenme ve toplumu koruma konusunda doğal bir rol üstlendiğini belirten Jin Efrîn, İç Güvenlik Güçleri – Kadın biriminin toplumda barış ve güvenliği sağlama konusunda etkili bir güç olduğunu vurguladı. Bu birimin, şiddet ve baskıya maruz kalan kadınların haklarını korumak ve onurlarını yeniden kazanmaları için aktif rol oynadığını söyledi.
Jin Efrîn, ağır silahlar ve tanklarla gerçekleştirilen HTŞ saldırılarına karşı meşru savunma hakkını kullandıklarını belirterek, “Kadınlar olarak bize dayatılan cihatçı, bağnaz zihniyeti kabul etmiyoruz. Rojava Devrimi’nde binlerce kadın şehit verdik. Kadınların hakları, onuru ve tüm alanlarda eşit temsili için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.