Şengal ve Mahmur raporu: Uluslararası kamuoyuna “gereğini yapın” çağrısı
HDP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenleyen Feleknas Uca, Hüda Kaya, Murat Çepni ve Hasan Özgüneş, Şengal ve Mahmur ziyaretlerine dönük hazırladıkları raporu kamuoyu ile paylaştı. IŞİD ve Türkiye’nin saldırılarına dikkat çekilen raporda tüm uluslararası kamuoyuna da “gereğini yapın” çağrısında bulunuldu.
Ankara - Dış İlişkiler Eş Sözcüsü Feleknas Uca, HDP’li vekiller Hüda Kaya, Murat Çepni ve Hasan Özgüneş, Şengal ve Mahmur ziyaretlerine dönük hazırladıkları raporu açıkladı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Merkezi’nde yapılan basın toplantısında kamuoyu ile paylaşılan raporda, “Heyetimizin karşılaştığı en çarpıcı gerçek; Türkiye’nin IŞİD ile mücadelenin koca bir yalan olduğu ve uluslararası toplumun bu kritik meseleye karşı yetersiz kaldığıdır. Açıkça ifade etmek isteriz ki; artık dünyanın da bildiği üzere, IŞİD’in en fazla güç aldığı, güç topladığı, lojistik temin ettiği ülke, ne yazık ki Türkiye’dir. En son, basına da yansıdığı üzere, kendisini IŞİD’in Türkiye emiri olarak tanıtan bir şahıs, ülkede pek çok şehre silah gömdüklerini, yeni üs bölgelerinin Türkiye olduğunu açıkça ifade etmişti” denildi.
Raporun devamında şu ifadeler yer aldı:
“Kürtlerin elde ettiği ya da edebileceği tüm kazanımlar bu taşeron örgüt tarafından yok edilmek isteniyor. Kuzey Suriye-Rojava’da büyük halk direnişiyle yenilgiye uğratılan IŞİD, yeniden işgal hazırlıkları yapabilmekte ve kapasitesini arttırmaktadır. Hasekê cezaevine yapılan ve 121 Rojavalı insanın yaşamını yitirdiği saldırıyı tüm uluslararası güçlerin, Türkiye, Irak ve Suriye’nin gözü önünde gerçekleştirebilmiştir.
“Topraklarına geri dönen Êzidîler bombalanıyor”
Tarih boyunca 74 fermana (katliam) maruz bırakılan Êzidî halkı, 3 Ağustos 2014’te IŞİD barbarlarının Şengal’e saldırmasıyla tarihin en büyük soykırımlarından birine daha maruz kaldı. Bu kıyım sonrası binlerce Êzidî öldürülmüş, yüz binlercesi topraklarından edilmiş, en az 7 bin kadın ve çocuk, IŞİD tarafından kaçırılmış ve köle pazarlarında satılmıştır. Bugün halen 2 bin 800 Êzidî kadın ve çocuğun akıbeti bilinmemektedir. Öte yandan; Şengal’de açığa çıkarılmamış toplu mezarlar bulunmaktadır. Bu kıyımdan sonra yeniden yaşamlarını kurmak için topraklarına geri dönen Êzidî halkı, şimdi de uluslararası toplumun gözü önünde Saray Rejimi’nin hava bombardımanlarına maruz kalması, son derece çarpıcıdır.
“Anlaşmadan sonra saldırılar arttı”
Bağdat ile Erbil arasında 9 Ekim 2020'de BM, ABD ve Türkiye'nin de desteğiyle “Şengal Anlaşması” imzalandı. Anlaşmadan sonra ise Şengal ve Êzidî halkı üzerindeki baskılar ve saldırılar artmaya başladı. Tüm bunların neticesinde heyetimiz, Şengal bölgesinde gözlemlerde bulundu. Şengal Özerk Demokratik Yönetimi, Şengal Özgür Kadın Hareketi, Kadın Meclisi, Şengal ŞİA halkı temsilcisi Seyid Mahmud, Êzidî Aşiret Meclisi, IŞİD’in işgal saldırısı sonrası halkın sığındığı Serdeşti alanı, Şubat ayı başında Türkiye tarafından havadan bombalanan Hanasor Halk Meclisi binası, PADE (Demokratik Özgür Êzidî Partisi) ve IŞİD’in katlettiği 400 Êzidî’nin gömüldüğü toplu mezar ziyaret edildi.
“Ailelere ajanlık dayatılıyor”
Şengal’de 200 bin insan yaşıyor. Bir o kadar insan da Avusturalya, Amerika, Kanada’nın da içinde bulunduğu onlarca farklı ülkeye göç etmiş durumda. Bir kısmı da BM’nin denetiminde KDP’ye bağlı kamplarda yaşamaya mecbur bırakılıyor. Toplamda 13 kamp bulunmaktadır. Şengal halkının beyanına göre; İnsanların kamplardan ayrılmaları engelleniyor, dini ve kültürel açıdan yoğun bir asimilasyon politikasına maruz bırakılıyorlar. Ailelerin bir araya gelmesi zorlaştırılmakta ve parçalanmış durumdadırlar. Yaptığımız görüşmelerde bize iletilen en dikkat çekici bilgilerden biri de; MİT adına insanların telefonla arandığı, ajanlık dayatmasında bulunulduğu, yapmamaları halinde de öldürüleceklerinin söylendiği bilgisi oldu. Edindiğimiz bir diğer önemli bilgi de; Şengal Savunma Güçleri’nin Türkiye tarafından ‘terörist’ olarak görülmesine karşın, Irak Devleti tarafından 80. Tugay olarak resmî bir güç kabul edilmesi ve tüm ihtiyaç ve teçhizatlarının da devletçe karşılanıyor olması oldu.
“Êzidîsiz bir yaşam dayatılmaktadır”
Irak Hükümeti’nin ve Irak Kürdistan Federal Hükümeti’nin IŞİD saldırılarından koruyamadığı, Şengal halkı IŞİD’in olası bir saldırısından korunmak ve tekrar bir kıyıma maruz kalmamak için kendi öz savunmasını oluşturmak zorunda kalmıştır. Şengal’e yönelik tüm saldırılarda siviller yaşamını yitirmekte ve halk zarar görmektedir. Êzidîler bir taraftan IŞİD tehdidi altında yaşamaya çalışırken, diğer taraftan da Türkiye’nin bombalamalarına maruz kalmaktadır. Êzidîsiz bir yaşam dayatılmaktadır. Fermanlar üzerinden gerçekleştirilemeyen kırımlar, siyaset ve kirli anlaşmalar üzerinden yapılmaya çalışılmaktadır.
“Şengalliler SİHA uçuşlarının yasaklanmasını istiyor”
Şengal halkı, Şengal üzerindeki savaş uçaklarının ve SİHA’ların uçuşlarının yasaklanmasını istiyor. Şengal’in tüm dünyaya çağrısı, bu zulmün son bulması için harekete geçilmesidir. Bombalar ve abluka altında yaşamaya çalışan Şengal halkı, Türkiye ve tüm dünya halklarından destek beklemektedir. Demokrasi güçlerini, kadın örgütlerini, siyasi partileri, demokratik kitle örgütlerini, ekoloji örgütlerini, aydın ve sanatçıları Şengal’i ziyaret etmeye davet ediyorlar. Şengal halkı, Êzidî soykırımının tüm devletlerce tanınmasını talep ediyor. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere, uluslararası ilgili güçlerin duruma dair söz kurmasını, saldırıları engellemede inisiyatif almalarını talep ediyorlar.
Mahmur Kampı ziyaretine dair izlenimler
Tamamı 90’larda köyleri yakılan ve göçe zorlanan Türkiye vatandaşı köylülerimizin göç etmek zorunda kaldıkları ve yaşamlarını son derece ağır koşullarda sürdürmek zorunda oldukları Mahmur Kampı’na yaptığımız ziyarette; Genel Halk Meclisini, İŞTAR Kadın Meclisini, Gençlik Meclisini ve Yerel Belediyeyi ziyaret ettik, gözlemlerde bulunduk ve halkı dinledik. Heyetimiz Şengal sonrası Mahmur Kampını bu perspektifle ziyaret etti ve gözlemlerini ortaya koydu. Mahmur Kampı, 93-94 yıllarında Kürt illerinde yaşanan gözaltında kayıplar, 4 bin köyün katliamlarla, işkencelerle boşaltılması sonrasında binlerce Kürt köylüsünün sığındığı BM sorumluluğunda kurulan bir kamptır.
*27 yıl içinde bu kamp insanların el emekleriyle yaşanabilir bir alana dönüştürüldü.
*Kampta yaklaşık 13 bin insan yaşamaktadır.
*Kamp en az 5 anaokulu, 4 İlkokul, 1 lise, 1 down sendromlu çocuk okulu, sağlık ocağı ve sivil yerel yönetim-Belediyesi olan, sivil bir yaşam alanıdır.
*2018’den beri halk, çalışmak için Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi kentlerine sokulmuyor. Hatta hastalar hastaneye bile gidemiyor. Hastanelere ulaşamayan birçok kadının da düşük yaptığı bilgisi iletildi.
*IKBY yönetimi tarafından Mahmur’a ambargo uygulanıyor. Sadece Bağdat’a gidebiliyorlar. Oradan da geri dönmekte sıkıntı yaşıyorlar.
Gençler, 2018’e kadar BM’nin de onayıyla, tüm üniversitelere ve Erbil’e de kabul ediliyorken, son üç yıldır üniversite sınavlarına kabul edildikleri ve iyi dereceler aldıkları halde, hak ettikleri Üniversitelere kabul edilmiyorlar. Binlerce genç üniversite eğitimi haklarından mahrum durumda ve çözüm arıyorlar. Erbil’e gidebilen gençler ise Mahmur’a tekrar dönemiyorlar. Bir kısmı iki senedir ailelerini görmediklerini beyan ettiler.
“Vurulan yerler yerleşim yerleri”
Kamp IŞİD saldırılarına maruz kalmaya devam ediyor. Halk tümüyle kendi imkânlarıyla güvenliğini sağlamaya çalışıyor. Neredeyse her aşiretin silahlı gücünün olduğu, IŞİD saldırılarının sürdüğü bölgede, kampta yaşayan Kürtler yirmi dört saat tehdit altındadırlar. Kamp aynı zamanda Türkiye’nin de hava saldırılarına maruz kalıyor. “Terör noktaları” vuruluyor diye açıklanan noktaların yerleşim yerleri olduğunu bu ziyaretimizle bir kez daha gözlemledik.
“Halk BM’nin harekete geçmişini istiyor”
Halk bombalamaların son bulmasını, uygulanan ambargonun kaldırılmasını, seyahat ve çalışma yasaklarının kaldırılmasını, üniversite eğitimi önündeki engellerin kaldırılmasını, kamp üzerinde askeri uçuşlara izin verilmemesini, BM’nin kampta kalan insanların temel haklarının korunmasına karşı harekete geçmesini ve saldırıların engellenmesine yönelik çalışmaların yapılmasını istiyor.
YNK ziyaretinde talepler iletildi
Son olarak heyetimiz, IŞİD’in Hesekê cezaevi saldırısı sonucunda yaşamını yitiren 121 insan için Süleymaniye’de bulunan Özerk Yerel Yönetim Ofisi’ne taziye ziyaretinde bulundu. Ardından da yine Süleymaniye’de Kürdistan Yurtseverler Birliği Partisi (YNK) milletvekillerini ziyaret etti. Milletvekili heyetine de gözlemlerimizi ve taleplerimizi ilettik. Bazı medya kuruluşlarınca ve sosyal medyada parlamenterlerden oluşan heyetimizin Şengal, Mahmur ve Süleymaniye ziyaretleri “PKK kampı ziyareti” biçimde yansıtılmaya çalışılmıştır. Kullanılan görseller, heyet temsilcilerimizin Kuzey ve Doğu Suriye Yönetimi’nin Süleymaniye’deki temsilciliğine yapılan taziye ziyaretinden alınmış ve kamuoyuna açık biçimde zaten tarafımızca paylaşılmıştır. Irkçı ve IŞİD yanlısı hesaplardan bu görseller tekrar dolaşıma sokularak IŞİD'e karşı çatışmalarda hayatını kaybeden SDG üyelerinin fotoğrafları ‘PKK kampı ziyareti’ şeklinde çarpıtılmıştır. IŞİD'e karşı dış destekli Hasekê saldırısı nedeniyle 121 Kuzey Suriyelinin hayatını kaybetmesinden dolayı gerçekleştirilen taziye ziyaretimiz, insani ve vicdani sorumluluğumuzun bir gereği olarak yapılmıştır.
Uluslararası kamuoyuna çağrı
Başta IŞİD’e karşı koalisyon güçleri olmak üzere uluslararası toplumun başsağlığı mesajlarının iletildiği bir süreçte Türkiye’de ırkçı ve IŞİD yanlısı hesaplardan haberlerin yapılması son derece manidardır. Sözde IŞİD’e karşı büyük mücadele verenlerin, IŞİD’in nasıl oluyor da bu saldırıyı yapabildiğini ve 121 insanı katlettiğini sormak yerine, cani sürüsünün propaganda organı gibi çalışmasını da kınıyoruz. Tüm uluslararası kamuoyunun bu raporu dikkate alarak gereğini yapmasını talep ediyoruz.”