Şehîd Amara Merkezi: Şiddete maruz kalan kadınlar için güvenli bir alan
Cinsiyete dayalı şiddetin derin psikolojik etkilerini anlatan Şehîd Amara Merkezi’nde sosyal hizmet uzmanı Tamara Mohamed Ali, psikolojik, sosyal ve maddi güçlendirme yoluyla şiddet döngüsünün kırılabileceğini vurguladı.
ASMAA MUHAMMED
Qamişlo - Cinsiyete dayalı şiddetin toplumlarda en yaygın ve karmaşık şiddet türlerinden biri olması, bu alanda çalışan psikososyal destek merkezlerinin önemini her geçen gün daha da artırıyor. Kuzey ve Doğu Suriye’nin Qamişlo kentinde faaliyet gösteren Şehîd Amara Merkezi, şiddete maruz kalan kadınların iyileşme ve güçlenme yolunda destek sunan önemli kurumlardan biri olarak öne çıkıyor. 2017 yılında kurulan Şehîd Amara Merkezi, ruh sağlığı ve sosyal destek alanında önemli bir boşluğu doldurmayı hedefliyor.
Şiddete maruz kalan kadınlara psikolojik ve sosyal destek alanı
Merkez, bireysel ve grup psikolojik destek seanslarının yanı sıra, psikolojik dayanıklılığı artırmaya yönelik rehberlik programları, eğitim kursları ve atölye çalışmaları düzenliyor. Cizîr Kantonu Kadın Otoritesi’ne bağlı olarak faaliyet gösteren merkez, cinsiyete dayalı şiddete karşı insani ve psikososyal bir yaklaşımla mücadele ediyor. Bu şiddetin, toplumdaki köklü kültürel yapılar ve kadınların rolüne dair kalıplaşmış düşüncelerle bağlantılı olduğuna dikkat çekiliyor. Şehîd Amara Merkezi, sivil toplum kuruluşları ve kadın merkezleriyle koordinasyon içinde çalışarak, şiddete maruz kalan kadınlara psikolojik, sosyal ve bilişsel alanlarda kapsamlı destek sunan bir dayanışma ağı oluşturmayı amaçlıyor.
Şehîd Amara Merkezi’nde sosyal hizmet uzmanı olarak görev yapan Tamara Mohamed Ali, cinsiyete dayalı şiddetin yalnızca görünür fiziksel etkilerle sınırlı olmadığını, çoğu zaman derin ve kalıcı psikolojik hasarlar bıraktığını vurguladı. “Fiziksel şiddete çoğu zaman aşağılama, küçük düşürme, tehdit ve kontrol gibi psikolojik ve sembolik şiddet biçimleri eşlik eder. Bu uygulamalar, kadının güvenlik ve öz saygı duygusunu zayıflatır ve uzun süreli psikolojik yaralara neden olur” diyen Tamara Mohamed Ali, bu tür şiddetin kadınların iç dünyasında derin izler bıraktığını söyledi.
‘Cinsiyete dayalı şiddet, doğrudan saldırı sona erdiğinde bitmez’
Tamara Mohamed Ali’ye göre bu etkiler, zamanla kadınların kendilerine ve yeteneklerine olan güvenlerini sarsarak karar alma süreçlerini, sosyal ilişkilerini ve kamusal hayata katılımlarını olumsuz yönde etkiliyor. “Cinsiyete dayalı şiddet, doğrudan saldırı sona erdiğinde bitmez, aksine, yıllarca sürebilen psikolojik etkilerle devam eder” diyen Tamara Mohamed Ali, psikolojik destek arayışının önündeki en büyük engellerden birinin toplumsal damgalama olduğuna dikkat çekti. Tamara Mohamed Ali, “Bazı çevrelerde psikolojik yardım almak hala zayıflık ya da kişisel bir başarısızlık olarak görülüyor. Bu da kadınların ve kız çocuklarının destek mekanizmalarına ulaşmasını zorlaştırıyor” diye kaydetti.
Destek mekanizmalarına ulaşamamanın utanç ve çaresizlik duygularını daha da derinleştirdiğini ifade eden Tamara Mohamed Ali, sözlerinin devamında şu hususlara dikkat çekti:
“Bu durum bazı kadınları şiddete karşı koymak yerine sessiz kalmaya, şiddete katlanmaya iter. Toplumsal damgalanmanın etkisi sadece yardım aramayı engellemekle sınırlı kalmaz, kadınlar hakkındaki yanlış algılar ve baskılar, ebeveynlik ilişkilerine de yansıyabilir ve aile içinde şiddetin yeniden üretilmesine yol açabilir. Buna ek olarak, sembolik şiddet, kadınları küçümseyen veya onları belirli rollere hapseden klişelerin sürdürülmesi yoluyla kamusal söylem ve popüler kültürde kendini gösterir. Bu durum, kadınların karar verme yeteneklerinin sürekli sorgulanmasında veya geleneksel olarak erkeklere özgü kabul edilen kariyer ve sosyal alanları tercih eden kadınların damgalanmasında açıkça görülür. Dolaylı olsa da bu şiddet, kadınların öz farkındalığı, aile ve evlilik ilişkileri üzerinde kümülatif bir etki bırakır, zihinsel ve fiziksel sağlıklarına yansıyarak sürekli bir psikolojik tükenmişlik durumuna yol açar” dedi.
Şiddete maruz kalan kadınların kaygı, korku ve uyku bozuklukları gibi çeşitli psikolojik semptomlarla karşı karşıya olduğunu anlatan Tamara Mohamed Ali, bazı vakalarda, depresyon veya travma sonrası stres bozukluğu gibi ciddi ruhsal sağlık sorunlarının gelişebileceğini ifade etti. “Geçmişte yaşanan şiddet veya psikolojik tehdit deneyimleri, bazı kadınlarda sosyal geri çekilme veya istikrarlı duygusal ilişkiler kurma isteğinin kaybına yol açabiliyor” diyen Tamara Mohamed Ali, cinsiyete dayalı şiddetin etkilerinin yalnızca zihinsel düzeyde kalmadığını, fiziksel sağlık üzerinde de derin izler bıraktığını vurguladı. Tamara Mohamed Ali, kronik baş ağrıları, sindirim bozuklukları ve zayıflamış bağışıklık sistemi gibi kronik stresle ilişkili rahatsızlıkların şiddete maruz kalan kadınlarda sıkça görüldüğünü söyledi.
‘Toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin etkilerinden kurtulmak uzun bir yolculuktur’
Tamara Mohamed Ali, “Annelik sorumluluğunu taşıyan kadınlar şiddetten özellikle yoğun şekilde etkilenir. Tedavi edilmeyen psikolojik stres, çocuklarla olan ilişkileri doğrudan etkiler ve gerginlik, sertlik veya aşırı koruma temelli ebeveynlik tarzlarına yol açarak aile içindeki şiddet döngüsünü sürdürme riski oluşturabilir” dedi. Tamara Mohamed Ali, cinsiyete dayalı şiddetin yalnızca kadınları birey olarak etkilemekle kalmadığını, aynı zamanda ailenin eğitimsel rolünü yerine getirme kapasitesini zayıflatarak, psikolojik ve sosyal açıdan sağlıklı bir neslin yetişmesini olumsuz etkilediğini ve böylece toplumsal uyumun temellerini de sarstığını vurguladı.
İyileşme süreciyle ilgili olarak Tamara Mohamed Ali, “Toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin etkilerinden kurtulmak uzun ve çok aşamalı bir yolculuktur. Bu süreç, yaşanan deneyimi kabul etmekle başlar, düzenli psikolojik destekle devam eder ve özgüveni yeniden inşa etmekle sonuçlanır. Psikolojik güçlendirme, sosyal ve ekonomik güçlendirmenin temelini oluşturur ve onu tamamlar. Şehîd Amara Merkezi olarak bizler, kadınlara bu yolda sadece terapi seanslarıyla değil, aynı zamanda kendilerini ifade edebilecekleri güvenli alanlar oluşturarak eşlik ediyoruz. Hak ve sorumlulukları konusunda farkındalıklarını artırmayı ve onları aile ile toplum içindeki rollerini yeniden sahiplenmeye teşvik etmeyi hedefliyoruz” sözlerine yer verdi.
‘Psikolojik, sosyal ve maddi güçlendirme yoluyla şiddet döngüsünü kırabiliriz’
Tamara Mohamed Ali, erken müdahale ve sürekli desteğin önemini şu sözlerle vurguladı:
“Merkezin programlarından yararlanan birçok kişi, sonrasında ailelerinde sosyal rehber veya sosyal çevrelerinde aktivist haline gelmiştir. Bu durum, psikolojik ve sosyal destek programlarının kümülatif etkisini açıkça göstermektedir. İster uzmanlaşmış merkezler, ister yasama kurumları olsun, destekleyici bir kuruluşun varlığı güçlenme fırsatlarını artırır ve kadınlara toplumun onları koruma kapasitesine dair güven ve güvenlik duygusu sağlar.”
Cinsiyete dayalı şiddeti önlemenin en erken eğitim ortamından başlayarak eğitim ve medya kurumlarında önleyici eylemler gerektirdiğinin altını çizen Tamara Mohamed Ali, “İnsan onuruna saygı duyan ve şiddeti reddeden ortamlarda büyüyen çocuklar, gelecekte sağlıklı ilişkiler kurmak için daha donanımlı olur. Kadınların haklarıyla ilgili yasa ve mevzuat konusunda farkındalık kazanması, değişim yolunda atılacak temel adımlardan biridir. Her gerçek çaba bireyle başlar, ancak toplumsal ve kurumsal destek olmadan eksik kalır. Nihai amacımız, kadınların klişelere indirgenmediği, kendilerine karşı işlenen şiddetten sorumlu tutulmadığı ve aksine sosyal kalkınma sürecinde temel bir unsur olarak görüldüğü bir toplum inşa etmektir. Psikolojik, sosyal ve maddi güçlendirme yoluyla şiddet döngüsünü kırabilir, zorluklarla yüzleşebilen ve toplumun genel ilerlemesine katkıda bulunabilen daha bilinçli ve dirençli nesiller yetiştirebiliriz” diyerek sözlerini tamamladı.