Şam’la görüşmeler ve YPJ’nin statüsü: Newroz Ehmed yanıtladı
YPJ’nin Şam’la yürüttüğü görüşmelerin ayrıntılarını paylaşan Newroz Ehmed, İçişleri Bakanlığı bünyesinde özel görev birlikleri formülüne olumlu yaklaşıldığını belirterek, “Önemli olan YPJ’nin, örgütlü yapısını ve özerkliğini korumaktır” dedi.
Haber Merkezi – Suriye’nin yeniden yapılanma sürecinde ülkenin siyasi, askeri ve idari geleceğine ilişkin yürütülen görüşmeler kritik bir aşamaya girdi. Bu süreçte YPJ’nin yeni askeri ve güvenlik yapılanmasındaki konumu da müzakerelerin önemli başlıklarından biri oldu. YPJ Komutanı Newroz Ehmed, editörümüz Avrin Navdar'ın 25 ve 26 Ağustos’ta Şam’da Suriye geçici yönetimiyle gerçekleştirilen görüşmeleri ve YPJ'nin statüsüne dair sorularını yanıtladı.
Newroz Ehmed, YPJ’nin entegrasyonuna ilişkin gündemdeki formülleri, İçişleri Bakanlığı bünyesinde özel görev birlikleri olarak örgütlenme seçeneğini ve YPJ’nin örgütlü yapısı ile özerkliğinin korunmasına yönelik taleplerini değerlendirdi. Görüşmelerde ayrıca kadınların kazanımları, dil ve eğitim hakları ile IŞİD’in yeniden güçlenme riskine karşı öz savunmanın geleceğinin ele alındığını aktardı.
Henüz nihai karara bağlanmayan başlıkların bulunduğuna dikkat çeken Newroz Ehmed, YPJ’nin yıllar içerisinde oluşturduğu örgütlü yapı ve mücadele deneyiminin korunmasının temel öncelikleri olduğunu vurguladı.
*25 Ağustos’ta Şam’daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda gerçekleştirilen görüşmeyle başlayalım. Doğrusu biz de merak ediyoruz, halk da merak ediyor; bu görüşmede neler tartışıldı? Görüşme nasıl bir atmosferde gerçekleşti ve hangi konularda uzlaşmaya varıldı?
Öncelikle bu fırsatı bize sunduğu için ajansınıza teşekkür ediyoruz. Elbette bu görüşme, daha önce gerçekleştirilen birçok görüşmenin sonucunda yapıldı. Çünkü 7 ay önce bir anlaşmaya varılmıştı ve o tarihten bugüne kadar bu anlaşmanın uygulanması ve hayata geçirilmesine ilişkin bir süreç yürütülüyordu.
Bu nedenle bu görüşmeyi bir aşamanın tamamlanması ve yeni bir aşamaya geçiş olarak tanımlayabiliriz. İlk aşamada çok önemli adımlar atıldı. Bunların en önemlisi de QSD güçlerinin Suriye ordusuna entegrasyonuydu. Her ne kadar bazı konular henüz tamamlanmamış olsa da genel hatlarıyla baktığımızda bir aşamanın artık sona erdiğini söyleyebiliriz.
Eksik kalan konular ise önümüzde duruyor. Bunların üzerinde duracak ve tamamlayacağız. Bu görüşmede de eksik kalan bu başlıkların nasıl tamamlanacağı ele alındı. Elbette bunun yanında başka temel konularımız da vardı.
En temel konu dil meselesiydi
Bunlardan biri askeri güçler ve QSD ile ilgiliydi. Bir diğer konu ise YPJ meselesiydi ve bu görüşmede ele alındı. Bunun yanı sıra Özerk Yönetim kurumlarının ve geriye kalan diğer meselelerin hükümetle ilişkilerinin nasıl şekilleneceği de görüşüldü. Bunların bir bölümü hayata geçirildi, bir bölümü ise henüz tamamlanmadı.
Elbette en temel konu dil ve eğitim meselesiydi. Görüşmede bu konular üzerinde de duruldu. Bundan sonra bu sürecin nasıl ilerleyeceği ve nasıl bir yol haritası izleyeceğimiz ele alındı. Genel olarak temel başlıkların görüşüldüğünü söyleyebiliriz. Suriye’nin içinde bulunduğu mevcut durum da değerlendirildi. Elbette bizim durumumuzu bölgedeki gelişmelerden ve yaşananlardan bağımsız değerlendiremeyiz. Bizim durumumuz bunlardan kopuk değildir. Çünkü Suriye’nin ve genel olarak bölgenin içinde bulunduğu koşullar bizi de etkiliyor.
Suriye’nin yeniden inşası da dahil olmak üzere bu genel başlıklarda önemli tartışmalar yürütüldüğünü söyleyebiliriz. Daha önce de bu konulara ilişkin birçok görüşme yapılmıştı ve bazı sonuçlara ulaşılmıştı. Elbette hala sonuçlanmayan bazı konular bulunuyor. Bunlar konusunda tam anlamıyla bir sonuca ulaşıldığını söyleyemeyiz. Önümüzdeki süreçte bu başlıklar üzerinde görüşmeler ve çalışmalar devam edecek.
*YPJ’nin bu heyette yer almasının özel olarak anlamı neydi? Bunu size sormak istiyoruz. 25 Ağustos’taki görüşmede YPJ’ye ilişkin masada neler tartışıldı?
Bildiğiniz gibi YPJ meselesi uzun süredir gündemdeydi. QSD güçleri görüşülürken YPJ de bu gücün bir parçası olarak ele alınıyordu. Ancak pratikte YPJ meselesi sürekli tartışma gündeminde kalmasına rağmen netleştirilmemişti. Daha önce YPJ heyetlerimizin gerçekleştirdiği birçok görüşme oldu ve YPJ temsilcilerimiz de bu görüşmelerde yer aldı. Fakat konu tartışılmaya devam etti ve netlik kazanmadı.
Bu görüşmedeki temel taleplerimizden biri de YPJ’nin bu şekilde askıda kalan ve belirsizliğini koruyan durumunu artık hem güçlerimiz hem de toplumumuz açısından netleştirmekti. Çünkü bunun için bir mücadele yürütüldü ve bir mücadele süreci yaşandı. Orada bulunmamızın nedenlerinden biri de şuydu: QSD değerlendirilirken daha çok erkek güçleri üzerinden ele alınıyordu. Kadın güçleri ise her görüşmede bunun dışında bırakılıyordu.
Bu görüşmede bize açık bir şekilde, YPJ’nin mevcut durumda ordunun içerisinde yer almasının mümkün olmadığı söylendi. Onların yaklaşımı bu yöndeydi. Suriye’nin mevcut ordusunun ve genel olarak Suriye hükümetinin şu anda buna hazır olmadığını söylediler. Ne mevcut altyapının ne zihniyetin ne de toplumun bugün buna hazır olduğunu, ancak gelecekte bunun mümkün olabileceğini ifade ettiler.
Suriye yeniden yapılanma sürecinden geçiyor
Bildiğiniz gibi Suriye yeniden yapılanma sürecinden geçiyor. Bizim bu konudaki ısrarımızın nedenlerinden biri de buydu. Eğer Suriye’yi yeniden inşa ediyorsak kadın güçleri de bunun içerisinde yer alabilir. Eski Suriye ordusunun yapısını olduğu gibi sürdürmek zorunda değiliz. Devrimin ve Suriye’de yaşanan sürecin üzerinden uzun yıllar geçti ve bu süreçte çok sayıda değişim yaşandı. Ancak bize mevcut koşullarda bunun mümkün olmadığı, ilerleyen yıllarda ise mümkün olabileceği söylendi. Biz de bu konudaki mücadelemizi sürdüreceğiz. Bunu özellikle belirtmek istiyorum.
Fakat mevcut durumda YPJ’nin ordu içerisinde yer alamayacağı yönünde net bir tutum ortaya konuldu. Bunun üzerine İçişleri Bakanı ile görüşme gündeme geldi. Zaten bir süredir İçişleri Bakanı ile görüşme gerçekleştirilmesi yönünde taleplerimiz vardı ancak bu görüşmeler ertelenmişti. 25 Ağustos’taki toplantıda bu meseleye ilişkin net bir yanıt verilmesinin ardından İçişleri Bakanı ile görüşmemiz gerçekleştirildi.
*İçişleri Bakanı ile neler görüştünüz? 25 Ağustos’taki görüşmenin hemen ardından, 26 Ağustos’ta İçişleri Bakanı ile bir başka görüşme gerçekleştirdiniz. Bu görüşmede neler tartışıldı, iki görüşme arasındaki fark neydi? 25 Ağustos’taki görüşmede YPJ’nin nasıl entegre edileceğine ilişkin bir karar alındı mı ve 26 Ağustos’ta İçişleri Bakanı ile gerçekleştirdiğiniz görüşmede bunun ayrıntıları mı ele alındı?
25 Ağustos’taki toplantıda bize net bir yanıt verildi; mevcut durumda YPJ’nin ordu içerisinde yer almasının mümkün olmadığı söylendi. Bunun üzerine hem bizim ne istediğimizi, güçlerimizin nasıl dahil olabileceğini hem de İçişleri Bakanlığı’nın mevcut yapısının nasıl olduğunu ve bizim bu yapı içerisinde nerede yer alabileceğimizi görüşmek üzere bir toplantı yapılması kararlaştırıldı. Hem onların görüşlerini almak hem de kendi görüşlerimizi aktarmak istedik. Bu temelde İçişleri Bakanı ile bir toplantı gerçekleştirilmesi kararı alındı. Asıl ayrıntılar burada ele alındı ve toplantı da bu amaçla planlandı.
Elbette bizim 25 Ağustos’taki toplantıda bulunmamız da önemliydi. Çünkü bir aşamayı tamamlıyoruz ancak hala netleşmemiş konular var ve bunların açıklığa kavuşturulması gerekiyor. Orada bulunmamızın temel önemi de buydu. Bu açıdan baktığımızda yürüttüğümüz mücadelenin gerçekten önemli olduğunu söyleyebiliriz. Bütün kadınların mücadelesi sayesinde bu sonuca ulaşıldığını söyleyebiliriz.
Birliklerimiz açısından da durum böyledir. Tartışabilmemiz ve bir sonuca ulaşabilmemiz gerekiyor. Ancak belirttiğim gibi mesele henüz tam olarak netleşmiş değil. Bu nedenle mücadelemizi sürdürüyoruz. Eğer mevcut koşullarda kabul edilmezsek, o zaman varlığımızı nasıl koruyacağız? Mücadelemizi hangi biçimde sürdüreceğiz? Belki önümüzdeki süreç bunu daha iyi netleştirecektir. Şimdiden kesin bir şey söylemek doğru olmayabilir. Verilecek yanıta göre biz de kendi durumumuzu yeniden değerlendirebiliriz.
Ancak bunun önemli bir sonuç olduğunu söyleyebiliriz. Bütün kadınların mücadelesi sayesinde bu noktaya gelindi. Bunun geleceğin Suriye’si açısından da önemli bir adım olacağına inanıyoruz.
Bugüne kadarki yapılanmalarda kadınlar yer almıyor
25 ve 26 Ağustos’taki toplantılar açısından baktığımızda; güçlerimiz bugüne kadar askeri güçler içerisinde yer aldı. Bu güç savaş koşullarında kuruldu, şekillendi ve deneyim kazandı. Birliklerimizin bugüne kadarki örgütlenmesi de mevcut koşullara göre oluşturuldu. Sahip olduğumuz deneyim ve bu gücün gerçekliği temelinde bugüne kadar böyle bir örgütlenme yürütüldü.
Anlaşmanın yapılmasından bugüne kadar da güçlerimiz bölgemizin tamamında mevcut tugaylar içerisinde örgütlendi ve buna göre bir yapılanma oluşturuldu. Ancak İçişleri Bakanlığı bünyesinde çok sayıda farklı birim bulunuyor. Farklı kısımlar, birimler ve bölümler var. Bizim birliklerimiz bugüne kadar bu yapıya göre eğitilmedi ve hazırlanmadı. Evet, halkın içerisinde yer aldılar, halkı korumak için birçok görev ve sorumluluk üstlendiler. Fakat iç güvenlik gücü olarak görev yapmak birçok açıdan farklıdır.
Bizim temel taleplerimizden biri de buydu. Güçlerimizin mevcut yapısı ve uzun yıllar içerisinde edindiği deneyim dikkate alınarak, kendi rolünü en iyi şekilde oynayabileceği ve görevlerini yerine getirebileceği bir yapılanmanın oluşturulmasını istiyoruz. Bu nedenle ordunun, yani askeri güçlerin içerisinde yer alma konusunda ısrar ediyorduk. Ancak bize bu yönde bir yanıt verilince bir süredir tartıştığımız ‘Alternatif ne olabilir?’ sorusu gündeme geldi. Çünkü bizim açımızdan önemli olan, bu güçlerimizi örgütlü bir biçimde koruyabilmektir. Bunun için en uygun seçenek, iç güvenlik bünyesinde özel görev güçleri ya da özel görev birlikleri olarak örgütlenmek olabilir.
Bizim güçlerimiz daha çok operasyonel güçlerdir. Savaş alanında edindikleri deneyim nedeniyle kendilerini böyle bir yapılanma içerisinde daha güçlü biçimde ifade edebilirler. Ancak mevcut iç güvenlik güçleri içerisinde kadınlar yok. Bugüne kadar oluşturdukları yapılanmada kadınlar yer almamış. Bu nedenle biz de bu talebimizi dile getirdik.
Zaten kadınlar iç güvenlik güçleri içerisinde yer alıyor
Elbette onlar da şunu ifade etti: Kadınlar iç güvenliğin bütün birimlerinde yer alabilir ve biz buna açığız. İçişleri Bakanlığı’nın, diğer bakanlıklara kıyasla kadınların daha fazla yer aldığı bir bakanlık olduğunu söyleyebiliriz. Bunun yeterli düzeyde olduğunu söylemiyoruz ancak bakanlığın yapısı açısından kadınların katılımına daha fazla olanak bulunduğunu ve buna gerçekten ihtiyaç olduğunu belirttiler.
Fakat bizim talebimiz bu değildi. Zaten bölgemizde iç güvenlik güçleri içerisinde kadınlar var ve sayıları da az değil. Hatta kadınların sayısının diğer birçok vilayetten daha fazla olduğunu söyleyebiliriz. Üstelik uzun yıllara dayanan bir deneyimleri de var. Bizim talebimiz, kadınların gidip mevcut yapıya bireysel olarak dahil olması değildi. Onların meseleyi bu şekilde düşündüklerini anladığımızda bunu açıkça ifade ettik. Yani kadınların bireysel olarak başvurup uygun görüldükleri birimlere katılması biçiminde bir yaklaşım vardı. Biz ise talebimizin bu olmadığını söyledik. Çünkü zaten kadınlar bu yapıların içerisinde var.
Biz, güçlerimizin mevcut yapısını ve sahip olduğu deneyimi korumasını istiyoruz. Bu deneyimle daha güçlü bir katılım sağlamalarını, birikimlerini daha da geliştirmelerini ve sahip oldukları tecrübeyi toplumun korunması için kullanmalarını istiyoruz. Bu temelde ağırlıklı olarak özel görev birlikleri biçiminde örgütlenmesini önerdik. Bu öneriye olumlu yaklaştılar. Doğrudur, bugüne kadar diğer bölgelerde ve mevcut güçlerin içerisinde böyle bir yapı bulunmuyor. Ancak bunun tartışılabileceğini ve öneriye olumlu baktıklarını söylediler. Yaklaşımlarının bu konuda bize açık olduğunu gördük. Dolayısıyla güçlerimizin bu biçimde katılmasının güçlü bir ihtimal olduğunu söyleyebiliriz.
Bu gücün örgütlenmesi taburlar biçiminde olabilir; sistem üzerinde değişiklikler yapılabilir. Çünkü orada da yeniden yapılanma süreci var. Bu bizim açımızdan sorun değil. Bizim için önemli olan, güçlerimizin mevcut bütünlüğünü ve örgütlü yapısını dağıtmadan koruyabilmek. Edindikleri deneyimi birlikte muhafaza etmek, özerkliklerini koruyabilmek ve aynı zamanda aktif biçimde sürece katılabilmek. Yani mesele yalnızca bu gücün fiziksel varlığını korumak değil; aktif biçimde görev ve sorumluluklarını yerine getirebilmesini sağlamaktır.
*YPJ’nin bundan sonra İçişleri Bakanlığı bünyesinde özel koruma birlikleri olarak yer alacağını söylediniz. Bu konu netleşti mi, yoksa buna ilişkin görüşmeler devam edecek mi? Çünkü şu ana kadar ne YPJ ne de İçişleri Bakanlığı tarafından bu konuda resmi bir açıklama yapıldı. Bu birlikler nerelerde örgütlenecek? Yalnızca Cizîrê bölgesinde mi olacak? Bu birliklerin rolü ne olacak? Bu konunun ayrıntılarını biraz açabilir misiniz?
Onlar da bunun kendileri açısından yeni bir konu olduğunu ve ilgili taraflarla görüşeceklerini söylediler. Bizim talebimiz, güçlerimizin halihazırda bulunduğu bölgelerde kalması yönünde. Bu nedenle ilgili taraflarla konuyu görüşüp bize yanıt vereceklerini ifade ettiler. Ancak daha önce de söylediğim gibi, görüşmeden edindiğimiz izlenim bu konuya olumlu yaklaştıkları yönünde. Bunun gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Biz de bu konuda umutlu ve inançlıyız. Çünkü bu güçlerin sahip olduğu deneyim, aslında Suriye’nin tamamı açısından da örnek oluşturabilir. Bunu birçok kez dile getirdik. Ancak şu aşamada bunun özellikle bölgemiz açısından gerekli olduğunu söylüyoruz.
Olumlu bir yanıt verileceğine inanıyoruz. Bu nedenle şimdiye kadar bu konuda net bir açıklama yapmadık. Onların vereceği yanıtı bekliyoruz. Bu süreçte kendi güçlerimizle de görüşmemiz gerekiyor. Çünkü güçlerimiz bugüne kadar askeri bir güç olarak tugaylara ve orduya bağlı biçimde örgütlenmeye göre hazırlandı. Mücadelemizi de bu doğrultuda yürüttük. Güçlerimiz kendilerini buna göre hazırladı; mevcut yapılanmamız ve örgütlenmemiz de buna göre şekillendi.
Dolayısıyla bizim de kendi güçlerimiz ve birliklerimizle bu yeni durumu tartışmamız ve buna göre hazırlık yapmamız gerekiyor. Bizim açımızdan da bazı değişikliklere ihtiyaç var. Bunun için bizim de zamana ihtiyacımız var. Önümüzdeki süreçte bu konu üzerinde duracağız.
*Belirlenmiş bir sayı var mı?
Görüşmede sayıyı da konuştuk. Şu anda bin 500’ü aşkın askeri gücümüz bulunuyor ve talebimizi buna göre ilettik. Güçlerimizin şu anda bulunduğu bölgelerde kalmasını istiyoruz. Kobanê, Hesekê, Qamişlo ve Dêrik’te örgütlenmiş durumdayız. Talebimiz, güçlerimizin bu bölgelerde kalmaya devam etmesi ve mevcut bölgeler temelinde örgütlenmesidir.
Bugüne kadar güçlerimiz ‘fevc’ (Alay) biçiminde örgütlenmişti. Ancak şimdi bunun değiştirileceğini ve ‘ketîbe’ (Tabur) biçiminde olabileceğini söylüyorlar. Bu bizim açımızdan büyük bir sorun değil. Önemli olan, güçlerimizin bu bölgelerde özerk biçimde kendi varlığını koruyabilmesidir.
*Eğitim konusunda da bilindiği gibi YPJ bugüne kadar hem askeri hem de düşünsel eğitimlerini kendi bünyesinde yürütüyordu. Halkın da merak ettiği bir konu var: Bundan sonra YPJ savaşçıları eğitimlerini nasıl alacak? Savaşçılar ve komutanlar perspektiflerini doğrudan kimden alacak?
Bizim talebimiz, görüşmede de dile getirdiğimiz gibi, birliklerimizin kendi komuta yapılarıyla birlikte entegre edilmesidir. Örgütlenme biçimi tabur ya da fevc olabilir; ancak bulundukları alanlara göre kendi komutanlarıyla birlikte örgütlenmelerini istiyoruz. Aynı zamanda bu gücün komuta kademesinde kadın komutanların da yer almasını talep ettik.
Bu talebimizi açık biçimde dile getirdik. Önümüzdeki süreçte bunlar daha fazla netleşecek. Bu nedenle şu anda bütün ayrıntılarıyla ‘kesinlikle böyle olacak’ diyemeyiz. Ancak bugüne kadar ısrar ettiğimiz ve görüşmede de dile getirdiğimiz yaklaşım budur.
Eğitim konusunda ise elbette bizim mevcut bir eğitim sistemimiz var ve bunun devam etmesini istiyoruz. Güçlerimizin bugüne kadar sahip olduğu yapıyı ve ruhu koruyabilmesi için kendi eğitimlerini sürdürmesi gerekiyor. Aynı zamanda yeni örgütlenme biçimine uygun yeni eğitimlere de ihtiyaç duyulacak. Çünkü özel görev birlikleri açısından sistemin ve eğitim biçiminin bütün ayrıntılarını henüz bilmiyoruz. Ancak burada bazı değişikliklerin gerekli olduğunu biliyoruz. Bundan sonra üstlenilecek görevlere göre yeni bir eğitim sürecine de ihtiyaç olacak. Bu mesele önümüzdeki görüşmelerde daha fazla netleşecektir. Görüşmede onların kadınlardan sorumlu yetkilileri de hazır bulundu. Kadın polis biriminin sorumlusu ile yardımcısı da toplantıya katıldı ve onlar da kendi görüşlerini dile getirdi.
*Eğitim sistemi nasıl olacak?
İçişleri Bakanlığı bünyesindeki kadınların görev ve sorumlulukları ile katılım biçimlerine baktığımızda bildiğimiz kadarıyla şöyle bir sistem var: İç güvenlik güçlerine katılan bütün kadınların bu akademilerden geçmesi gerekiyor. Yeni katılan herkesin bu eğitim sürecinden geçmesini öngören bir sistem oluşturmuşlar.
Ancak bizim güçlerimiz yeni katılan güçler değil; geçmişten gelen bir deneyimleri var. Dolayısıyla eğitim sisteminin onlar açısından nasıl uygulanacağı ayrıca ele alınması gereken bir konu. Şu anda söz konusu akademinin yalnızca Şam’da bir merkezi bulunuyor. Fakat onlar da bu konuyu tartıştıklarını ve farklı bölgelerde akademinin bazı şubelerini açabileceklerini söylediler.
Bu, önümüzdeki süreçte ele alınması gereken başlıklardan biri. Eğer mesele netleşir ve güçlerimiz bu yapıya dahil olursa, bölgemizde de merkezi bir eğitim yerinin bulunması gerekecek. Çünkü burada çok sayıda kadın var. Hem İç Güvenlik Güçleri içerisindeki kadınların sayısı oldukça fazla hem de YPJ güçlerinin katılması durumunda bu ihtiyaç daha da artacak.
*Bu konu henüz netleşmedi. Ancak önümüzdeki süreçte böyle bir durum ortaya çıkabilir mi? Örneğin kadın savaşçılar eğitim almak üzere buradan başka bölgelere gönderilebilir mi?
Elbette entegrasyon gerçekleşirse böyle bir ihtiyaç doğal olarak ortaya çıkacaktır. Ya bu akademiden geçmeleri ya da akademiye bağlı şubelerin bölgemizde açılması gerekecek. Çünkü bölgemizde çok sayıda kadın gücü bulunuyor. Bunların tamamının eğitim almak üzere tek bir merkeze gitmesi yeterli ya da uygulanabilir olmayabilir. Bu nedenle bölgemizde kendi eğitim merkezlerimizin oluşturulmasına ihtiyaç var.
Aynı zamanda görev alanlarına ve branşlarına göre özel eğitimlerin de verilmesi gerekebilir. Biz buna açığız. Ancak bunlar, temel mesele netleştikten sonra gündeme gelebilecek konular. Çünkü şu anda hala bir müzakere sürecindeyiz ve her şey tam anlamıyla netleşmiş değil.
*YPJ yıllardır mücadele ediyor. Yürüttüğü mücadele ve savaş alanındaki rolüyle kamuoyunda bir direniş sembolüne dönüştü. Bununla birlikte hem YPJ adı hem de savaşırken ve mücadele ederken kullandığı üniforma artık birer sembol haline geldi. Halkın da merak ettiği bir konu var: YPJ’nin adı değişecek mi, yoksa korunacak mı? Aynı şekilde sembolleşen üniforması da değişecek mi?
Entegrasyon gerçekleşirse, katılacağımız birliklerin yapısına göre bunlarda değişiklik olabilir. Zaten bugüne kadarki ısrarımız yalnızca YPJ adının korunması üzerine değildi. Doğrudur, YPJ adı dünyada kadınların direnişinin sembollerinden biri haline geldi. Bizim için de çok değerlidir. Bu ismin tarihte yerini aldığına ve bundan sonra da yaşamaya devam edeceğine inanıyoruz. Çünkü burada yaratılmış bir miras var.
Elbette ismin korunması bizim için önemliydi ancak artık bunun mümkün olmayabileceğini görüyoruz. Çünkü entegrasyon gerçekleştiğinde hangi güce dahil olunacaksa, o yapının isminin kullanılması gerekecek. Ancak bunu bir sürecin sona ermesi olarak ifade etsem de bu, her şeyin bittiği ya da YPJ’nin yarattığı mirasın ortadan kalktığı, boşa gittiği anlamına gelmez. Kesinlikle böyle değil. YPJ, her kadının, toplumumuzun ve dünyanın dört bir yanındaki kadınların yüreğinde kendisine bir yer edinmiştir. Bu miras, bir ismin kalıp kalmamasıyla ya da YPJ’nin şu veya bu yapıya dahil olmasıyla ortadan kaldırılamaz. Biz buna inanmıyoruz.
Aynı şey üniforma için de geçerli. Önümüzdeki süreç bu konuyu daha fazla netleştirecek. Çünkü daha önce de söylediğimiz gibi bizim ısrarımız, bu gücün örgütlü yapısını koruyarak yoluna devam edebilmesidir.
Kabul edilmezse mücadelemizi sürdüreceğiz
İçişleri Bakanlığı bünyesinde bu şekilde gerçekleşirse, o zaman YPJ adı açısından bu süreç sona erecek. Ancak kabul edilmezse mücadelemizi sürdüreceğiz. Çünkü onların söylediği gibi kadınların bireysel olarak başvurması ya da diğer bütün birimler içerisinde ayrı ayrı yer alması bizim talebimiz değil. Zaten oralarda kadınlar var ve yer almaya devam edecekler.
Önümüzdeki süreçte, onlardan alacağımız yanıta göre bu mesele daha fazla netleşecek. Ancak işin bir başka boyutu daha var. Belki bütün birliklerimiz de bunu kabul etmeyebilir. Çünkü henüz kendi içimizde bu biçimde kapsamlı bir tartışma yürütmedik. Hem güçlerimiz hem de toplum içerisinde YPJ’nin mevcut biçimiyle askeri bir güç olarak varlığını koruması yönünde güçlü bir ısrar var. Biz de bunu elbette değerli buluyoruz.
Bazı arkadaşlarımız entegrasyonu kabul etmek ya da bu yapıya katılmak istemeyebilir. Böyle bir durumda bunun nasıl ele alınacağına ilişkin ayrı bir tartışmaya ihtiyaç olacak.
*Bunun alternatifini şimdiden formüle ettiniz mi? Bazı YPJ savaşçılarının entegrasyona katılmama yönünde tutum göstermesi durumunda bir alternatifiniz var mı? Çünkü siz de önümüzde böyle bir ihtimal bulunduğunu söylüyorsunuz.
Burada önemli olan şu: Eğer bizim ortaya koyduğumuz koşullar kabul edilirse elbette talebimiz bütün savaşçılarımızın bu çerçevede hareket etmesidir. Çünkü varlığımızı bu şekilde koruyabilmek bizim açımızdan önemli bir kazanımdır. Bütün savaşçılarımızın da bu bilinç ve yaklaşım içerisinde olduğuna inanıyorum. Çünkü bizim için temel olan kadınları ve bölgemizi koruyabilmektir.
Eğer istediğimiz biçimde kabul edilirse ancak buna rağmen bazı arkadaşlarımız katılmak istemezse, o zaman başka çalışma alanlarında yer alabilirler. Fakat bu durumda YPJ adı altında ayrı bir güç olarak devam etmeleri zor olacaktır.
Ancak bizim koşullarımızın kabul edilmemesi durumunda mesele farklıdır. O zaman bunun için başka bir tartışma yürütmek gerekir. Fakat söylediğim gibi, taleplerimiz bu biçimde kabul edilirse bütün savaşçılarımızın buna göre katılım göstereceğine inanıyorum.
*Suriye geçici yönetiminin iktidara gelmesinden bugüne kadar bütün kadınların haklarını ve bu kapsamda Rojava Kürdistanı’ndaki kadınların kazanımları ile YPJ’nin kazanımlarını güvence altına alan anayasal bir hak bulunmuyor. YPJ olarak siz de buna karşı uzun süredir mücadele yürüttünüz. Tutumunuz her zaman YPJ’nin kendi varlığını koruması yönündeydi. Şunu sormak istiyorum: Varılan bu anlaşmanın Rojava Kürdistanı’nda kadınların kazanımlarını ve özellikle YPJ’nin varlığını koruduğunu düşünüyor musunuz?
Doğrusu kadınların katılımının hala düşük olduğunu söyleyebiliriz. İstenilen düzeyde değil. Zaten kadınların bütün alanlarda yarı yarıya ya da olması gerektiği düzeyde temsil edildiğini söylemiyoruz.
YPJ için başlattığımız hamlenin ve toplumumuzun, özellikle de kadınların buna verdiği desteğin temelinde de bu vardı. Kazanımlarımızı ve varlığımızı korumak istiyoruz. Yeniden inşa edilecek geleceğin Suriye’si açısından bunun gerçekten çok önemli olduğunu düşünüyoruz.
Askeri alanda bunun mümkün olmadığını söylüyorlar. Ancak bizim 10 yıllık bir deneyimimiz var. Doğrudur, belki bu deneyim her yerde aynı biçimde ortaya çıkmadı ancak bölgemizde önemli bir deneyim kazanıldı ve bugün dünyanın birçok yerinde bu deneyim örnek alınıyor.
*Son olarak şunu sormak istiyorum. Ortadoğu’da ve özellikle Suriye’de savaş ve güvenlik riskleri oldukça yüksek. Özellikle Suriye’de bugün IŞİD’in yeniden canlanması tehlikesi bulunuyor. YPJ olarak özellikle IŞİD’e karşı çok büyük bir mücadele yürüttünüz. IŞİD tehdidine ve örgütün bölgede yeniden canlanma riskine karşı öz savunma çerçevesinde ne tür tedbirleriniz var? Aynı zamanda bundan sonraki rolünüz ne olacak?
Biz, toplumla doğrudan ilişki içerisinde olan bir gücüz. YPJ’nin kuruluşuna duyulan ihtiyaç da zaten buradan kaynaklandı. Hem kadınları ve toplumu korumak hem de topluma yönelik yanlış yaklaşımlar karşısında doğru yaklaşımın ne olduğunu göstermek ve buna karşı daha doğru bir mücadele ortaya koymak amacıyla kuruldu. YPJ, güçler içerisinde de varlığını bu temelde oluşturdu ve bugüne kadar bunun üzerinden önemli bir miras yarattı.
Bundan sonra da özel görevler üstlenen operasyonel bir güç olarak, topluma yönelik ortaya çıkabilecek tehditlere ilişkin elde edilen bilgiler doğrultusunda görevlerini yerine getirecek. Aynı şekilde kadınlara yönelik gelişebilecek saldırılara karşı kadınları nasıl koruyabileceğimiz temelinde mücadelemizi sürdüreceğiz.
Sizin de belirttiğiniz gibi DAİŞ tehdidi ve bölgede yaşanan gelişmeler var. Biz bütün bunları yakından takip ediyoruz. Bölgedeki gelişmelerin tam ortasında olduğumuz için elbette bunlar bizi de etkiliyor. Bütün bu tehditlere karşı birliklerimiz ve güçlerimiz, bugüne kadar edindikleri deneyim temelinde bundan sonra da görevlerini yerine getirmeye devam edecek. Ancak bir anlaşmaya varılırsa, mevcut koşullar ve belirlenecek esaslar çerçevesinde bunun nasıl yürütüleceği de ele alınacak.
Bu yapı içerisinde de mücadelemizi sürdüreceğiz. Başta kadınların, ardından toplumumuzun korunması için görev ve sorumluluklarımızı nasıl yerine getirebileceğimiz üzerinde duracağız. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki savunma yalnızca birliklerle, yani yalnızca askeri güçlerle sağlanamaz.
Kendilerini, ailelerini ve toplumlarını korusunlar
Toplumumuzun bu konuda gerekli bilince ve deneyime sahip olduğuna inanıyorum. Geçmiş yıllardaki pratikler de bunu bize gösterdi. Toplum olarak savunmamızı yalnızca mevcut resmi güçlere teslim edemeyiz. Bugüne kadar ‘QSD var, bizi korur, bu yeterlidir’ biçiminde düşünmedik. Bu yeterli değil. Toplumun kendisini örgütlemesi gerekiyor.
Özellikle kadınlar açısından bunun önemini çok daha açık gördük ve biliyoruz. Bugün birçok yerde kadınların nasıl katledildiğini, nasıl tecavüze uğradığını görüyoruz. Mevcut sistem henüz demokratikleşmiş, eşit ve özgür bir sistem değil.
Aksine, daha önce de söylediğim gibi bölgede ciddi tehditler var. Bunların başında DAİŞ geliyor. Son dönemde artan faaliyet ve saldırılar da bunun göstergesidir. Bu nedenle toplum olarak her zamankinden daha fazla tedbir almamız ve kendimizi örgütlememiz gerekiyor. İnsanlar kendilerini, ailelerini ve toplumlarını korumalı; elbette bunu kendi güçleriyle birlikte yapmalı.
Halkı korumaya devam edeceğiz
Biz, özellikle YPJ olarak şunu söylüyoruz: Biz bu toplumun gücüyüz. Bu toplum için varız ve bu toplumla birlikte varız. Bu nedenle bizden istenecek her türlü göreve açığız ve sorumluluklarımızı yerine getireceğiz. Nasıl bir tehlike ortaya çıkarsa çıksın, toplumumuzu korumak için onun önünde duracağız. Ancak toplumumuzun da bu konuda üzerine düşen görev ve sorumluluklar var. Bunların her zamankinden daha güçlü biçimde yerine getirilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Bir aşamayı tamamladığımızı söylememiz, artık rahatlayabileceğimiz ve her şeyin bittiği anlamına gelmiyor. Çünkü bölgedeki koşulların nasıl şekilleneceği hala belirsiz. Hangi koşullar ortaya çıkarsa çıksın, öz savunmamızı her zaman korumamız gerekiyor. Yani mesele yalnızca bugün bir tehlikenin olup olmaması değildir. Tehlike yok diye rahatlayıp savunmadan vazgeçemeyiz. Öz savunma belirli bir dönem ya da belirli bir aşamayla sınırlı değildir.
Her zaman bu Suriye’ye sahip çıkacağımızı söylüyoruz. Demokratik, özgür ve eşit bir Suriye’nin kurulması için, Suriye’de yaşayan bütün halklar ve toplumsal kesimler adına sonuna kadar mücadele edeceğiz. Aynı zamanda ortaya çıkabilecek bütün ihtimallere karşı da hazırlıklı olmamız gerekiyor.