İşgalden dolayı göç eden kadınlar: Kamplarda direnişimizi sürdürüyoruz

Türk devletinin işgali nedeniyle Efrin ve Serêkanîyê’den kamplara göç etmek zorunda kalan kadınlar, bir gün topraklarına dönme umuduyla zorluklara göğüs gerdiklerini anlatıyor.

ŞÊRÎN MIHEMED

Qamişlo- Kuzey ve Doğu Suriye’nin Qamişlo kentinin Dêrik ilçesindeki Newroz Kampı’nda Efrin, Serêkanîyê, Girê Spî şehirlerinden binlerce yerinden edilmiş insan yaşıyor. Kadınların yaşam koşullarının daha zor olduğu kamplarda, topraklarına dönme umuduyla kadınlar zorluklar ile mücadele ediyor. 

Türk devleti ve çetelerinin işgal saldırıları sonucu Efrin’den Newroz Kampı’na göç etmek zorunda bırakılan Adoul Hassan, çadırında tek başına yaşıyor. Eşinin 10 yıl önce Efrin’de öldüğünü belirten Adoul Hassan, “Eşim öldükten sonra babamın yanında yaşamaya başladım. Sonrasında babamda yaşamını yitirdi ve ben tek başıma kaldım. Şimdi çadırımda tek başıma zorluklara göğüs geriyorum” diye konuştu.

‘Zorluklar gün geçtikçe artıyor’

Hayalinin bir gün doğduğu topraklar olan Efrin’e dönmek olduğuna dikkat çeken Adoul Hassan, “Türk devletinin saldırıları nedeniyle kampta su, elektrik ve temel ihtiyaçlar da dahil olmak üzere birçok sorun yaşanıyor. Türk devletinin saldırıları nedeniyle bölgenin alt yapısının tahrip olması, tüm enerji merkezlerinin hizmet dışı kalması, bölgeyi Fırat Nehri'nin suyundan mahrum bırakması, uluslararası kuruluşların kamplara yönelik insani görevini tam olarak yerine getirmemesi yaşamımızı daha da zorlaştırıyor. Kamplarda yerinden edilmiş insanların karşılaştığı zorluklar gün geçtikçe artıyor” ifadelerinde bulundu.

‘Bir gün geri döneceğiz’

İşgal öncesi yaşadıkları Efrin’de mutlu bir hayatlarının olduğunu sözlerine ekleyen Adoul Hassan, “Efrin’de yaşam kolaydı ve günlük ihtiyaçlarımızı kolayca karşılayabiliyorduk. Çeşit çeşit ürünler yetiştiriyorduk, aynı zamanda topraklarımızda çalışıyorduk ve tüm ihtiyaçlarımızı buradan sağlıyorduk. Ancak işgalden sonra Türk devleti binlerce ağacımızı kesti, evleri, arazileri, hayvanları ve taşları bile yağmaladı. Efrin’de çeteler bize ait ne varsa yağmaladı. Şunu sormak istiyorum; insan haklarıyla ilgilenen ülkelerin aradığı adalet bu mu? Bir gün geri döneceğiz ve o günün gelmesi için mücadelemizle çabalayacağız” dedi.

‘Direnişimizi sürdüreceğiz’

Serêkanîyê’den Newroz Kampı’na göç etmek zorunda kalan Hadla Mustafa da, şöyle konuştu: “Kamplarda hayat zor, kışları sert, yazları sıcak. Hayat bu mu? Buna rağmen tüm bu şartlara katlanıyoruz ve topraklarımızın düşmana teslim edilmesini kabul etmeyeceğiz. Bir gün ailemle birlikte topraklarıma dönmek için direnişimizi sürdüreceğiz. Hepimiz geri dönmeyi umuyoruz. Serêkanîyê'ye dönme umudu çok uzun sürmeyecek ve çok yakın bir gelecekte gerçekleşecektir.”

‘Geri dönmek herkesin ortak hayali’

Zorluklara rağmen hayatın devam ettiğini sözlerine ekleyen Hadla Mustafa, “Kamplarda hayatımızı yeniden düzenledik. Kampın içinde bulunan komünler aracılığıyla, fikirlerimizi ve kendimizi geliştirmek için eğitimlere gidiyoruz. Topraklarımızı işgalden kurtarıp geri döneceğiz ve yeniden hayatımızı kuracağız. Çocuklarımız geri dönmenin hayaliyle büyüdüler. Her çadırın farklı bir hikayesi olsa da şehrimize dönmek, yerinden edilen tüm insanların ortak hayali ve umududur” sözlerine yer verdi.

Uluslararası kurumlara seslendi

Türk devletinin işgal ettiği bölgelerdeki ihlallerine karşı uluslararası topluma seslenen Hadla Mustafa, "Uluslararası insan hakları örgütleri, kurum ve kuruluşları, Türk devletinin insanlık dışı suçlarını görmüyorlar mı? Türk devleti işgal saldırılarıyla bizi topraklarımızdan etti. Tüm dünya Türk devletinin bize yaptıkları karşısında tamamen kör, sağır ve dilsizdir” diye kaydetti.