İran’daki cezaevlerinde siyasi tutukluların yaşadığı hak ihlalleri artıyor

Raşt'taki Lakan Hapishanesi’nden ve Ahvaz'daki Şeyban Hapishanesi’nden gelen son raporlar, siyasi tutukluların haklarının ihlal edildiğini, yargısal belirsizliği, yasakları ve sağlık krizini gözler önüne seriyor.

Haber Merkezi- İran’daki hapishanelerin her biri birer ihlal merkezine dönüşmüş durumda. Ahvaz'daki Şeyban Cezaevi ve Raşt'teki Lakan Cezaevi'nin siyasi tutukluların kaldığı koğuşlardan gelen son raporlar, tutuklulara yönelik kısıtlamaların yoğunlaştığını, temel olanaklardan mahrum bırakıldıklarını, yargısal belirsizliği, kapsamlı güvenlik gözetimini gösteriyor.

Lakan Cezaevi'nden yayınlanan raporlar, çok sayıda siyasi tutuklunun tutulduğu Misagh Koğuşu'nun sağlık ve iletişim kısıtlamalarıyla karşı karşıya kalmaya devam ettiğini gösteriyor.

İnsan hakları kaynakları, baskılara ek olarak, bu koğuştaki tutsakların yetersiz yemek kalitesi, temel ihtiyaç maddelerinin yüksek fiyatları, sık sık yaşanan elektrik ve su kesintileri, yeterli havalandırmanın olmaması, yüz yüze ziyaretlere getirilen kısıtlamalar gibi sorunların yaşandığını belirtiyor.

Bu raporlara göre, İttifak Koğuşu Lakan Cezaevi'nin “en güvenli” bölümlerinden biri olarak kabul ediliyor ve burası güvenlik güçleri, kameralar ve dinleme sistemleri tarafından sürekli gözetim altında tutuluyor. İnsan hakları aktivistleri, bu koşulların siyasi tutuklular üzerinde ek psikolojik baskı oluşturduğunu ve asgari yasal haklarından yararlanmalarını sınırlandırdığını söylüyor.

Tecrit altındalar

Rapor, yaklaşık 15 siyasi tutuklunun, tecrit altında olduğunu ve cezaevinin diğer bölümleriyle temaslarının kısıtlandığı Covenant Koğuşu’nda tutulduğunu belirtiyor.

Kadınlar koğuşu da dahil olmak üzere Lakan Cezaevi'nin nüfusunun yaklaşık 4 bin 600 olduğu tahmin edilirken, raporlar hapishane koşulları ve harap altyapıya işaret ediyor; aktivistlere göre bu durum, sağlık, sosyal yardım ve tedavi hizmetlerinin kalitesini önemli ölçüde düşürüyor.

Doğal ışığa ve temiz havaya erişemiyorlar

Son raporlarda dile getirilen en önemli konulardan biri, tutukluların nefes alabileceği yeterli alanın olmamasıdır. İnsan hakları kaynakları, Covenant Koğuşu’ndaki tutukluların düzenli olarak açık alana ve doğal ışığa erişimlerinin engellendiğini, bunun da fiziksel ve ruhsal sağlıkları üzerinde ciddi etkileri olabileceğini belirtiyor.

Cezaevindeki yemeklerin kalitesizliği ve yüksek maliyetler

Raporlar ayrıca tutukluların günlük yemeklerinin kalitesinin düşük olduğunu da gösteriyor. Kaynaklar, dağıtılan yemeklerin besin değerinin düşük olduğunu ve birçok tutuklunun temel ihtiyaçlarını karşılamak için cezaevi kantininden alışveriş yapmak zorunda kaldığını belirtiyor.

Bu arada, cezaevi kantininde satılan malların fiyatlarının piyasadakilerden çok daha yüksek olduğu açıklandı; bu durum tutuklu aileleri üzerinde ek ekonomik baskı oluştururken, birçoğunun temel ihtiyaç maddelerini temin etmesini zorlaştırdı.

Su ve elektrik kesintileri; temel hizmetlerde kriz

Bildirilen bir diğer sorun ise Misagh Cezaevi'nde sık sık yaşanan elektrik ve su kesintileridir. Sıcak ve soğuk mevsimlerde yaşanan bu kesintiler, tutukluların günlük yaşamlarını çok zorlaştırıyor ve en temel olanaklara erişimlerini aksatıyor.

İnsan hakları savunucuları, bu tür koşulların özellikle sıcak yaz günlerinde devam etmesinin tutukluların sağlığı için ciddi riskler oluşturduğu konusunda uyarıda bulunuyor. 

Kütüphaneden ve kültürel etkinliklerden mahrumiyet

Yayınlanan raporlara göre, Lakan Cezaevi'ndeki diğer bazı koğuşların aksine, İttifak Koğuşu'ndaki mahkumların kütüphaneye ve kültürel programlara erişimi engelleniyor.

Kaynaklara göre, bu kısıtlamalar tutukluları eğitim, öğrenim ve kültürel faaliyetlerden mahrum bırakmış ve uzun süreli tecridin yarattığı baskıyı artırmıştır.

Ziyaretler engelleniyor

Raporlara göre, Misagh Koğuşu'nda yüz yüze ziyaretler ciddi şekilde kısıtlanmış durumda. Bu raporlara göre, her hafta sadece bir tutuklunun yüz yüze ziyaretine izin veriliyor; bu da bazı tutukluların aile üyelerini görmek için aylarca beklemesine neden oluyor.

Yargısal belirsizlik

Raporlara yansıyan bir diğer sorun da, yargı kararı olmaksızın tutuklu kalmaya devam etmeleri.

Yayınlanan raporlara göre, tutuklanmalarının üzerinden önemli bir süre geçmesine rağmen dört tutuklu hâlâ mahkeme duruşması yapılmadan cezaevinde tutuluyor.

İnsan hakları savunucuları, yargı denetimi olmaksızın uzun süreli gözaltının devam etmesini adil yargılama ilkelerinin ihlali olarak değerlendiriyor ve bu durumun tutuklular ve aileleri üzerindeki psikolojik ve sosyal etkileri konusunda uyarıda bulunuyor.

Güvenlik izleme ve konuşmaların sürekli dinlenmesi

Raporlar, Covenant Cezaevi, çok sayıda kamera ile izleniyor. Hatta tutuklular koğuşlarda da dinleniyor ve izleniyor.

İnsan hakları savunucuları, bu düzeydeki gözetimin tutukluların mahremiyetini ihlal ettiğine ve cezaevinin psikolojik atmosferini ciddi şekilde etkilediğine inanıyor.

İhmal ve sağlık krizi

Lakan Cezaevi hakkındaki raporların yayınlanmasıyla eş zamanlı olarak, insan hakları kaynakları Ahvaz'daki Şeyban Cezaevi'ndeki siyasi tutukluların koşullarının da kötüleştiğini bildirdi.

Bu raporlara göre, sık sık yaşanan su kesintileri, bulanık içme suyu, taşan kanalizasyon ve yetersiz hijyen tesisleri, siyasi tutuklular arasında göz ve böbrek hastalıklarının yayılmasına yol açıyor.

Ayrıca, çok sayıda siyasi tutuklunun yalnızca bir banyo ve bir tuvalete erişimi var ve bu tesisleri kullanmak için saatlerce sıra beklemek zorunda kalıyorlar.

Raporlar ayrıca cezaevindeki tutsaklardan biri olan Hojjat Al-Mohammad'ın fiziksel durumunun da kötüleştiğini gösteriyor. Böbrek hastalığı ve ciddi diş sorunlarıyla mücadele eden Al-Mohammad'a, uygun tıbbi hizmetlere erişim izni verilmiyor.

İnsan hakları savunucuları, bu koşulların devam etmesinin İran hapishanelerindeki siyasi tutukluların sağlık ve yaşamlarına ilişkin endişeleri artırdığını ve hapishane koşullarını izlemek ve tutukluların temel haklarına saygı göstermek için bağımsız kurumlara duyulan ihtiyacı hatırlatıyor.