İran’da katliamlar devlet eliyle gizlenmeye çalışılıyor

İran’daki protestolar bir aydan fazla süredir devam ederken, Kirmanşah’ta yetkililerin gece yarısı cenazeleri morglara taşıdığı ve yaşamını yitirenlerin sayısını gizlediği ortaya çıktı.

NASEEM AHMADİ

Kirmanşah- İran’daki protestoların başlamasından bu yana bir aydan fazla zaman geçti ve yetkililerin protestoculara yönelik kanlı baskısı devam ediyor. Baskı ve katliam döngüsü hala sürüyor. Halkın öfkesi yükselmeye başladığından beri, yetkililer internete erişimi kısıtlayarak ve iletişimi engelleyerek suçlarını belgeleyen haber ve dokümanların yayılmasını önlemeye çalıştı. Ancak yayımlanan istatistikler ve mevcut kanıtlar, ülkenin çeşitli şehirlerinde protestoculara yönelik korkunç katliamların devam ettiğini gösteriyor.

Kirmanşah’ta yerel haber kaynakları ve insan hakları aktivistleri, yaşamını yitiren birçok protestocunun kimliğini belgelemeyi başardı; hayatını kaybedenlerin sayısı yüzleri buluyor. Öte yandan birçok aile kayıp yakınlarının cenazelerini arıyor. Kirmanşah’taki görgü tanıkları, çok sayıda cenazenin Zân ve Taq Bustan Caddeleri üzerindeki Mihan Fabrikası morguna taşındığını bildiriyor. Bu durum, protestolarda yaşamını yitiren ve kaybolanların sayısının resmi rakamların çok üzerinde olduğunu açıkça gösteriyor.

‘Cenazelerin taşındığını fark ettim’

Görgü tanığı Sara Q., Mihan Fabrikası kompleksine bakan dairesinden şunları anlatıyor: “Protestolar doruğa ulaştığında belediye sokakların elektriğini kesti ve Zân Garden Caddesi tamamen karanlık oldu. Gece bir civarında fabrikadaki araç hareketlerini fark ettim ve yavaş yavaş fabrikadaki yığınların hammadde değil, Kirmanşah’ta hayatını kaybeden insanların cenazeleri olduğunu anladım.”

İstatistiklerle savaş

Raporlara göre devlet kaynaklı haber ajansları yaşamını yitirenlerin sayısını 3 bin -5bin arası olarak tahmin ederken, insan hakları örgütleri on binleri bulduğunu bildiriyor. Bu örgütler birçok kişinin kimliğini belgelemeyi başardı. Öte yandan yetkililer bu rakamları “sahte ve uydurma” olarak nitelendirdi ve Cumhurbaşkanı’nın tüm cenazelerin isimlerini açıklama talimatı verdiğini duyurdu.

‘Cenazelerin çoğu gençlerdi’

Yeni askerliğini tamamlamış bir asker olan Samin E. yaşananlarla ilgili şunları aktarıyor: “Bir arkadaşım bana, protestoların doruk günlerinde birkaç askerle birlikte Kozran’a gönderildiğini ve yakınlardaki bir morga konuşlandıklarını söyledi. Sürekli olarak farklı cenazeler indiriyorlardı. Bir gece 100’den fazla cenaze gördü; çoğu yirmili yaşlarının başında gençlerdi. Morg sorumluları, tüm cenazelerin ceplerini aramaları ve telefon ile değerli eşyaları ayrı şekilde toplamaları için talimat verdi.”

Resmi istatistikleri aşan ölümler

Bu iki tanıklık, Kirmanşah’ta protestocuların katledilmesinin resmi istatistikleri aştığını ve cenazelerin gece taşınmasının yetkililerin bu suçları gizlemeye çalıştığını gösteriyor. Bu örnek, ülkenin diğer bölgelerinde de benzer şekilde uygulandığında, yaşamını yitirenlerin sayısının mevcut bilgilerden çok daha fazla olduğunu ve bunun bir tür soykırım olarak değerlendirilebileceğini ortaya koyuyor.

Ailelere baskı

Kirmanşahlı aktivist Merjan N. “İran’daki protestolar başladıktan sonra haftalar geçti. Bu süre zarfında sokaklarda öldürülenlerin yanı sıra yetkililer işkence altında da birçok kişiyi öldürdü. Elbette hala ölüm tehlikesi olan tutuklular var. İran rejimi yakında kayıplarla ilgili istatistikler açıklayacağını söyledi, fakat istatistikleri çarpıtmak İslami Cumhuriyet’te yaygın bir uygulamadır. Ölen protestocuların cenazeleri ailelerine verilmeden önce fidye talep edildi. Bazı durumlarda ailelere, ölenin Basij mensubu olduğunu kabul ettirmek için baskı yapıldı. Bu nedenle yetkililerin açıklayacağı istatistikler mutlaka çarpıtılmış ve kendi lehlerine yeniden yazılmış gerçekler olacak. Amaç, ölülerin çoğunu Basij veya askeri güç unsurları olarak göstermek ve son protestoları uluslararası alanda sadece bir isyan gibi sunmaktır” şeklinde konuşuyor.

Güvenlik güçlerinden şiddet

38 yaşındaki Mitra R., güvenlik güçleri tarafından darp edildiğini anlatıyor: “Eşimle birlikte birkaç kişiyle birlikteyken sivil kıyafetli bir subayın 13 yaşındaki bir çocuğu dövdüğünü gördük. Ona müdahale etmek istediğimde subay saçımı tutup göğsüme sertçe vurdu. Eşim de korumaya çalışırken darp edildi. Daha sonra bizi kanlar içinde bıraktılar. Bu deneyim, yetkililerin bu protestolar sırasında düşündüğümüzden çok daha fazla cinayet işlediğini ve insanları en acımasız şekilde işkenceye maruz bıraktığını gösteriyor.”

Toplumu parçalamak için kasıtlı terör

Merjan N., “Tarih boyunca halkın iradesini kırmak için baskı ve terör araç olarak kullanıldı. Bu protestolarda on binlerce protestocu öldürüldü, yüz binlercesi yaralandı. Yayınlanan videolar, morgdaki ceset sıraları ve diğer görüntüler, tümü rejimin kendi uyguladığı terör yöntemleridir. Rejim, tutuklamak yerine işkence uygulayarak halkı küçük düşürüyor ve korku yaymak için tanıklar bırakıyor” diyor.

İnternet kesintisi ve felaketin örtbas edilmesi

Yaşananlar, İran tarihinin eşi benzeri görülmemiş bir katliamın başladığını ve internetin kesilmesinin, yetkililerin bu vahşi katliamları sessizce yürütmek için kullandığı bir taktik olduğunu gösteriyor. Bu katliamlar, hala devam eden bir tür soykırım niteliği taşıyor.

Sonuç olarak, protestolar ve baskı yalnızca insan hakları ihlali değil, uluslararası örgütlerin ve insan hakları savunucularının sessizliğiyle birleşen korkunç bir soykırımı da gözler önüne seriyor.