İran’da kadın istihdamında dikkat çeken gerileme

Yeni yayımlanan verilere göre İran’da geçen yıl yaklaşık 200 bin kadın iş gücü piyasasından ayrıldı.

Haber Merkezi– “Zoman” adlı medya kuruluşunun yayımladığı verilere göre, İran’da geçen yıl yaklaşık 200 bin kadın iş gücü piyasasının dışına çıktı. Bu tablo, yalnızca kadınların işlerini kaybettiğini değil, aynı zamanda önemli bir bölümünün artık iş aramayı da bıraktığını ortaya koyuyor.

Rapora göre, ülkenin ekonomik katılım oranı 2026 yılında yüzde 40,6’ya gerileyerek son 10 yılın en düşük seviyesine indi. Ekonomik katılım oranı, çalışma çağındaki nüfusun ne kadarının ya çalıştığını ya da aktif olarak iş aradığını gösteriyor. Bu orandaki düşüş, iş gücü piyasasının daraldığına işaret ediyor.

Çok sayıda kadın artık işsiz

Kadınlar açısından ise gerileme daha belirgin. Veriler, kadın istihdamının bir önceki yıla göre yaklaşık 195 bin kişi azaldığını gösterirken, yalnızca yaklaşık 4 bin 600 kadının iş arayanlar grubuna eklendiğini ortaya koyuyor. Bu durum, çok sayıda kadının artık işsiz olarak bile istatistiklere yansımadığı, tamamen iş gücü dışında kaldığı anlamına geliyor.

Kadınların çalışma yaşamında kalması zorlaştı

Sektörel dağılıma bakıldığında, kadın istihdamındaki en büyük kaybın hizmet ve sanayi sektörlerinde yaşandığı görülüyor. Uzun yıllardır kadınların en yoğun istihdam edildiği bu iki alanda on binlerce kişinin işini kaybettiği belirtiliyor. Uzmanlar bu tabloyu ekonomik baskı, düşen alım gücü, ücretlerin yaşam maliyetini karşılamaması ve iş güvencesizliği gibi nedenlerle açıklıyor. Özellikle hizmet sektörü ve dijital işlerde daralan fırsatların, kadınların çalışma hayatında kalmasını zorlaştırdığı ifade ediliyor.

Yapısal bir süreç

Ekonomistler ve kadın hakları savunucuları ise yaşanan sürecin yalnızca istatistiksel bir değişim olmadığını vurguluyor. Bu çevrelere göre tablo, kadınların ekonomik hayattan “kademeli ve sessiz bir şekilde dışlanması” anlamına geliyor. Değerlendirmelerde, bunun doğrudan yasal bir yasaktan ziyade, iş olanaklarının daralması ve ekonomik koşulların ağırlaşması yoluyla gerçekleşen yapısal bir süreç olduğu belirtiliyor.