İran'da idamlar ve hak ihlalleri derinleşiyor

İran'da son günlerde farklı kentlerde gerçekleştirilen idamlar, cezaevlerindeki şüpheli ölümler, tutukluların gizlice nakledilmesi ve cenazelerin ailelere teslim edilmemesi, insan hakları örgütlerinin kaygılarını yeniden gündeme taşıyor.

Haber Merkezi - İnsan hakları örgütlerinin aktardığı bilgilere göre, Kirmanşan, Birjend, Sari, Ahvaz ve Kum başta olmak üzere birçok kentte onlarca tutuklu, ailelerine önceden haber verilmeden idam edildi. Bazı aileler ise infazlardan ancak resmi ya da gayriresmi kanallar aracılığıyla haberdar olabildi.

Aynı dönemde, tutukluların gizlice başka cezaevlerine sevk edildiği, uzun süre nerede tutulduklarının bilinmediği, siyasi olmayan suçlamalar nedeniyle idam cezalarının infaz edildiği ve bazı tutukluların şüpheli koşullarda yaşamını yitirdiğine ilişkin çok sayıda rapor yayımlandı. Bazı yaşamını yitirenlerin cenazelerinin ailelerine teslim edilmemesi ve güvenlik güçlerinin operasyonlarında sivillerin katledilmesine ilişkin iddialar da ülkedeki insan hakları krizinin yeni boyutlarını ortaya koydu.

İdamlar sürüyor

Son günlerde Birjend, Sari, Ahvaz'daki Sepidar Cezaevi ve Kum'daki Lengerud Cezaevi'nde çok sayıda idam cezası gerçekleştirildi.

Dikkat çeken vakalardan birinde, Birjend Cezaevi'nde tutulan Sistanlı bir tutuklu, ailesine önceden haber verilmeden sabaha karşı idam edildi. Ailesi infazdan ancak daha sonra haberdar edildi. Söz konusu kişinin siyasi olmayan suçlamalar nedeniyle hüküm giydiği belirtildi.

Sari Cezaevi'nde de siyasi olmayan suçlamalarla yargılanan bir tutuklu idam edilirken, Ahvaz ve Kum'da biri Kürt, diğeri Beluc iki tutuklunun da benzer suçlamalarla idam edildiği bildirildi.

Ailelere haber verilmeden infazlar

İnsan hakları örgütlerinin raporlarına göre, birçok vakada ailelere infaz öncesinde bilgi verilmediği gibi son görüş hakkı da tanınmadı. Bazı cenazelerin ailelere haber verilmeden morga kaldırıldığı, infazların ise günler sonra bildirildiği aktarıldı.

Uluslararası insan hakları hukukuna göre ailelerin önceden bilgilendirilmemesi, son görüş hakkının engellenmesi ve defin yerinin gizlenmesi temel hak ihlalleri arasında değerlendiriliyor. Son dönemdeki vakalarda bu uygulamaların bir arada görüldüğü belirtiliyor.

Cezaevlerinde şüpheli ölümler

İdamların yanı sıra cezaevlerinde şüpheli ölümler de yaşanmaya devam ediyor.

Kerec'deki Kızılhisar Cezaevi'nde idam hükümlüsü bir tutuklunun intihara sürüklenerek yaşamını yitirdiği bildirildi. Kaynaklar, uzun süren infaz bekleyişinin yarattığı ağır psikolojik baskı ile cezaevi koşullarının bu olayda etkili olabileceğini ifade etti.

Bir başka olayda ise Evin Cezaevi'nde "rejim aleyhine propaganda" suçlamasıyla tutulan bir siyasi tutsak, kalp krizi belirtileri göstermesine rağmen zamanında sağlık hizmeti alamadığı için yaşamını yitirdi. Bu olay, cezaevlerinde sağlık hizmetlerine erişim konusundaki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Ani nakiller ve belirsizlik

Yayımlanan raporlara göre bazı tutuklular ailelerine haber verilmeden farklı cezaevlerine nakledildi. Birçok aile haftalar, hatta aylar boyunca yakınlarının nerede tutulduğunu öğrenemedi. Bu uygulamanın özellikle siyasi tutsaklar ve protestolar nedeniyle gözaltına alınanlar hakkında daha sık görüldüğü ifade ediliyor.

Öte yandan daha önce idam cezasına çarptırılan bazı tutukluların mağdur ailelerinin affıyla idamdan kurtulduğu, bazılarının ise infaz sırasını beklediği bildirildi. İnsan hakları savunucuları, bu durumun yargı süreçlerindeki belirsizlik ve şeffaflık eksikliğini ortaya koyduğunu belirtiyor.

Son günlerde Birjend, Sari, Ahvaz ve Kum'da gerçekleşen infazların yanı sıra, Sistan ve Belucistan eyaletine bağlı Seravan kentinde güvenlik güçleriyle yaşanan çatışmalarda dört Beluc yurttaşın yaşamını yitirdiği bildirildi.

Aradan iki haftadan fazla süre geçmesine rağmen cenazelerin ailelerine teslim edilmediği, bu durumun ailelerin tepkisini ve yaşadığı psikolojik baskıyı artırdığı ifade edildi.

Cenazelerin teslim edilmemesi tepki çekiyor

İnsan hakları örgütleri, güvenlik kurumlarının bazı yaşamını yitirenlerin cenazelerini ailelerine teslim etmemesini son dönemin en ciddi hak ihlallerinden biri olarak değerlendiriyor.

Seravan'da yaşamını yitiren dört Beluc yurttaşın ailelerinin cenazeleri teslim almak için defalarca başvurduğu ancak yetkililerden net bir yanıt alamadığı aktarıldı.

Hak savunucuları, cenazelerin teslim edilmemesinin yalnızca defin hakkını ihlal etmediğini, aynı zamanda yakınlarını kaybeden aileler üzerinde ek bir psikolojik baskı yarattığını belirtiyor.

İran idamlarda üst sıralarda

İnsan hakları kuruluşlarının verilerine göre İran, dünyada en fazla idam cezası uygulayan ülkeler arasında yer almaya devam ediyor. İnfaz edilen cezaların önemli bir bölümünü uyuşturucu ve güvenlikle ilgili davalar oluştururken, uluslararası kuruluşlar bu suçlamaların çoğunun "en ağır suçlar" kapsamına girmediğine dikkat çekiyor.

Uluslararası sessizlik eleştiriliyor

İnsan hakları örgütleri, yaygın idamlar, cezaevlerindeki ölümler, tutukluların akıbetine ilişkin belirsizlik ve cenazelerin ailelere teslim edilmemesi karşısında uluslararası toplumun etkili bir tutum sergilemediğini belirtiyor.

Hak savunucularına göre, uluslararası alandaki sessizlik ve siyasi girişimlerin sonuçsuz kalması, İran yönetiminin ağır cezaları ve yargısal baskı politikalarını dış baskıyla karşılaşmadan sürdürmesine zemin hazırlıyor.

Raporda aktarılan gelişmeler, idamlar, cezaevi koşulları, sağlık hizmetlerine erişim sorunları, belirsiz tutukluluk süreçleri ve aileler üzerindeki baskılarla birlikte İran'daki insan hakları krizinin çok boyutlu bir şekilde derinleştiğine işaret ediyor.