İran'da haşhaş üretimi: Uyuşturucu politikasıyla büyüyen sorun
İran'da haşhaş ekimi yeniden gündeme gelirken, yoksulluk, sınır bölgelerindeki ekonomik çöküş ve ilaç krizinin etkisiyle şekillenen süreç, ülkenin uyuşturucu politikaları ve kayıt dışı ekonomisi açısından yeni bir döneme işaret ediyor.
ŞİLAN SEQİZÎ
Haber Merkezi- İran'da bugün haşhaş üretimi konusunda ortaya çıkan tablo, yalnızca yasa dışı tarımla açıklanabilecek bir gelişme değil. Uzmanlara göre bu durum, geçim mücadelesi ile suç arasındaki sınırın giderek belirsizleştiğini ve haşhaşın yeniden kayıt dışı ekonominin önemli unsurlarından biri haline geldiğini gösteriyor. Ancak kamuya açık verilere bakıldığında, ülke genelinde yasa dışı haşhaş ekiminde doğrulanmış büyük bir artış tespit edilmiş değil. Buna karşın İran'ın uluslararası afyon kaçakçılığı güzergahındaki stratejik konumu, Afganistan'daki üretim düşüşünün yarattığı baskı ve tıbbi amaçlı yasal haşhaş üretiminin yeniden tartışılmaya başlanması dikkat çekiyor.
Tarihsel arka plan
Haşhaşın İran'daki geçmişi 19. yüzyıla kadar uzanıyor. 19. yüzyılın ikinci yarısından 1955 yılına kadar İran, küçük bir üreticiden dünyanın önemli afyon ihracatçılarından biri haline geldi ve dönem dönem dünya afyon üretiminin yüzde 5 ila 10'unu karşıladı. 20. yüzyılın başlarında çıkarılan afyonu sınırlandırma yasaları ve tüketicilerin kayıt altına alınmasına yönelik uygulamalar, devletin afyonun yalnızca tarımsal bir ürün değil, aynı zamanda ekonomik, toplumsal ve siyasi sonuçlar doğuran bir madde olduğunun farkına vardığını ortaya koydu. 1928 yılında devlet tekeli oluşturulurken, 1955'te haşhaş ekimi ve afyon kullanımı tamamen yasaklandı. Ancak resmi kayıtlara göre bu yasak, kısa sürede yeni bir yasa dışı piyasanın doğmasına neden oldu ve Afganistan, Pakistan ile Türkiye üzerinden yürüyen afyon ve eroin ticaretini daha da güçlendirdi. Aynı dönemde İran'da yaklaşık 1.5 milyon afyon kullanıcısının bulunduğu da resmi raporlarda yer aldı.
Kültürel miras ile dini yasak arasında
Haşhaş İran toplumunda yalnızca bir tarım ürünü olarak görülmedi. Yüzyıllar boyunca ağrı kesici olarak kullanıldı, günlük yaşamın bir parçası haline geldi ve edebiyatta sembolik anlamlar kazandı.
Araştırmalar, İran kültüründe afyona yönelik olumlu ya da en azından çelişkili bir yaklaşım bulunduğunu gösteriyor. Ancak İslam hukukunda aklı ve sağlığı bozan maddeler yasak kapsamında değerlendiriliyor. Uzmanlara göre kültürel kabul ile dini ve hukuki yasak arasındaki bu çelişki, ilerleyen yıllarda yasa dışı pazarların oluşmasına zemin hazırladı.
Afganistan'daki değişim İran'ı etkiliyor
İran'ın komşusu Afganistan, bölgedeki haşhaş ekonomisinin en belirleyici aktörü olmayı sürdürüyor.
Taliban'ın 2022 yılında haşhaş ekimini yasaklamasının ardından Afganistan'da üretim sert biçimde düştü. 2024 yılında ekim alanlarında yüzde 19'luk toparlanma görülse de 2025'te yeniden yüzde 20'lik gerileme yaşandı ve afyon üretimi 296 tona kadar düştü.
Bu dalgalanma fiyatlara da yansıdı. Yasak öncesinde kilogramı yaklaşık 100 dolar olan kuru afyonun fiyatı 2024'ün ilk yarısında 730 dolara kadar yükseldi, ardından 2025'te yaklaşık 570 dolara geriledi. Uzmanlara göre bu fiyat değişimleri yalnızca Afganistanlı üreticileri değil, İran, Pakistan, Türkiye ve Avrupa'yı kapsayan tüm kaçakçılık ağını etkiliyor.
İran, tüketici olmanın ötesinde transit ülke
Birleşmiş Milletler verilerine göre İran, Balkan rotasının en kritik geçiş noktalarından biri olmayı sürdürüyor. Afganistan kaynaklı eroin, İran üzerinden Türkiye, Yunanistan ve Bulgaristan'a, oradan da Batı Avrupa'ya ulaşıyor. Güney güzergahı ise İran veya Pakistan üzerinden Basra Körfezi ve Doğu Afrika'ya uzanıyor. 2025 yılı Avrupa verileri de İran çıkışlı büyük eroin sevkiyatlarının Birleşik Arap Emirlikleri üzerinden Avrupa limanlarına ulaştığını ortaya koyuyor. Bu nedenle İran hem doğudan gelen arz baskısıyla hem de batıya yönelen uluslararası kaçakçılık ağlarıyla karşı karşıya bulunuyor.
Artan bağımlılık ve sentetik uyuşturucular
Resmi verilere göre İran'da 1 milyon 325 binden fazla kişi opiyat bağımlısı durumda. Bu sayı yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 2,26'sına karşılık geliyor.
Afyon hala en yaygın kullanılan madde olmayı sürdürse de kristal eroin ve metamfetamin kullanımında belirgin artış yaşanıyor. Uzmanlar, afyon fiyatlarının yükselmesiyle düşük gelirli kullanıcıların daha ucuz sentetik uyuşturuculara yöneldiğini belirtiyor. Böylece haşhaş ekonomisi ile sentetik uyuşturucu piyasası arasında doğrudan bir bağlantı oluşuyor.
Ekonomik kriz yasadışı ekimi teşvik ediyor
Uzmanlara göre sınır bölgelerinde yasa dışı haşhaş ekimine yönelik ilginin artmasının temel nedenleri arasında yüksek enflasyon, işsizlik, geçim sıkıntısı, resmi tarım gelirlerinin düşmesi ve sınır denetimindeki zafiyetler yer alıyor.
Araştırmalarda kayıt dışı ekonomi ile bazı güç odakları arasındaki ilişkilere dikkat çekilse de, haşhaş ticaretinin belirli bir kuruma bağlı olduğunu kanıtlayan açık ve güvenilir verilerin bulunmadığı belirtiliyor. Buna karşın sınır ticareti, döviz, rant ve siyasi çıkarların kesiştiği alanlarda kaçakçılığın güç kazandığı ifade ediliyor.
Halk sağlığı açısından yeni tehlikeler
Yasadışı afyon ticaretinin yalnızca bağımlılığa değil, ciddi sağlık sorunlarına da yol açtığı belirtiliyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezinin (CDC) raporlarına göre İran'da ele geçirilen bazı afyon örneklerinde yüksek miktarda kurşun tespit edildi. Uzmanlar bunun, ürünün ağırlığını artırmak amacıyla kasıtlı olarak kurşun eklenmesinden veya ilkel üretim süreçlerinden kaynaklanabileceğini belirtiyor.
Kurşunla kirlenmiş afyonun karaciğer, böbrek, sinir sistemi ve kan üzerinde ciddi hasarlara yol açtığı, kullanıcıların aile bireyleri ve çocuklarının da dolaylı olarak risk altında olduğu ifade ediliyor. Ayrıca son araştırmalar, uzun süreli afyon kullanımının çeşitli kanser türleriyle ilişkili olabileceğine işaret ediyor.
Yasaklardan tıbbi üretime
İran'ın uyuşturucu politikası son 70 yılda yasak, denetim, devlet tekeli, güvenlik operasyonları ve tedavi politikaları arasında sürekli değişim gösterdi. Bugün ise ülkede tıbbi amaçlı yasal haşhaş üretimi yeniden resmi olarak tartışılıyor. Afganistan'daki üretim yasağının ardından İran ilaç sanayisinin kullandığı afyon stoklarının 2021'de yaklaşık 750 tondan 2024'te 200 tona düştüğü belirtiliyor. Bu durum morfin, kodein ve petidin gibi ilaçların üretiminde hammadde sıkıntısı yaşanabileceği endişesini gündeme taşıdı.
Uzmanlar, uluslararası denetim altında gerçekleştirilecek tıbbi amaçlı yasal haşhaş üretiminin yasa dışı üretimle karıştırılmaması gerektiğini vurguluyor. Denetimli üretimin ilaç krizini hafifletebileceği, yasa dışı üretimin ise kaçakçılık ağlarını beslemeye devam edeceği ifade ediliyor.
Çoklu krizin ortak yansıması
Uzmanlara göre İran'da haşhaş bugün yalnızca bir tarım ürünü değil; sınır bölgelerindeki yoksulluğun, yaptırımların, uyuşturucu politikalarının ve yönetim krizinin ortak yansıması niteliğinde.
Geçmiş deneyimler, yalnızca yasaklamaya dayalı politikaların sorunu ortadan kaldırmadığını, aksine yasa dışı piyasaları güçlendirdiğini gösteriyor. Uzmanlar, etkin bir mücadele için şeffaf ilaç politikaları, sınır bölgelerinde alternatif geçim kaynakları ve bağımlılara yönelik zarar azaltma programlarının birlikte uygulanması gerektiğini vurguluyor. Aksi halde haşhaş üretiminin ve kaçakçılık rotalarının yalnızca yer değiştireceği, sorunun ise büyüyerek devam edeceği değerlendiriliyor.