İran’da baskı dalgası büyüyor: Gözaltılar, idamlar ve hak ihlalleri artıyor

Hak örgütleri, artan güvenlik operasyonlarıyla birlikte kadınlar, gençler ve azınlıkların hedef alındığını; gözaltılar, ağır cezalar ve idamların hız kazandığını belirtiyor.

Haber Merkezi – İran’da son günlerde artan gözaltı, idam ve baskı uygulamalarının, ülkedeki saldırı ortamıyla birlikte daha da yoğunlaştığı bildiriliyor. Bu sürecin özellikle kadınları, gençleri, siyasi tutukluları, Kürt ve Beluc yurttaşları ve hatta yabancı uyrukluları, özellikle de Afganları hedef aldığı ifade ediliyor. Tüm bunların, uluslararası kurumların sessizliği eşliğinde ve siyasi müzakerelerde neredeyse hiç gündeme gelmeden sürdüğü vurgulanıyor.

Rojhilat Kürdistanı ve İran’ın farklı eyaletlerinde son birkaç gün içinde onlarca kişi gözaltına alındı. Bu gözaltıların bir kısmı “düşmanla iş birliği”, “casusluk”, “yurt dışı medyayla bağlantı” ve “güvenliğe karşı eylem” gibi genel suçlamalarla gerçekleştirildi. Gözaltına alınanların önemli bir bölümünün ise bilinmeyen yerlere götürüldüğü bildiriliyor.

Kürdistan bölgesinde, Bukanlı 58 yaşındaki Meryem Davudiyan ile birlikte bazı Kürt yurttaşlar ve reşit olmayan çocuklar, yargı süreci şeffaf olmadan gözaltına alınarak Urmiye’deki güvenlik merkezlerine sevk edildi. Bukan, Kamyaran, İlam ve Kirmanşah başta olmak üzere birçok kentte gözaltına alınanların akıbetine dair belirsizlik sürüyor.

Şiraz ve Kazeroon’da, Ocak ayı protestolarında gözaltına alınan Meryem Derisi ve Feriba Hüseyni hakkında hapis ve kırbaç cezaları verildi. Tahran’da, füze saldırılarının görüntülerini çekmek ya da uydu interneti kullanmak gerekçesiyle gözaltılar yapıldığı bildirildi. Kirman’da ise en az 51 kişi toplu olara bir güvenlik dosyası kapsamında gözaltına alındı.

Fars ve Urmiye’de de en az 70 kişi hakkında hapis cezaları verildiği açıklanırken, bu kişilerin kimlikleri, yargılama süreçleri ve tutuldukları yerler hakkında detaylı bilgi paylaşılmadı.

Kadınlara yönelik baskı artıyor

Son haftadaki gözaltı ve cezalar arasında kadınların durumu özellikle dikkat çekiyor. Kadın tutukluların güvenlik baskısının yanı sıra sağlık hizmetlerinden mahrum bırakıldığı, ailelerinin tehdit edildiği ve ağır cezalara çarptırıldığı belirtiliyor. Ocak protestolarında gözaltına alınan Fatıma Abbasi, bir süre haber alınamadıktan sonra Evin Cezaevi kadınlar koğuşuna sevk edildi ve hızlı bir yargılamayla 25 yıl hapis cezası aldı. Perestu Çemenara, 36 günün ardından yüksek kefaletle serbest bırakılırken, Azam Muhibbi’nin Urmiye’de istihbarat biriminde tutulduğu bildirildi. Ayrıca, Rafsancan’da yaşayan Bahai kadınlar Beşra Mustafa, Nahid Naimi ve Didar Ahmedi de cezalarını çekmek üzere Kirman Cezaevi’ne gönderildi.

Aynı zamanda, daha önce tutuklanmış kadın siyasi mahkûmlar ve idam cezası alanlar üzerindeki baskının sürdüğü, protestolarda yaralılara yardım ettiği belirtilen doktor Amine Süleymani’nin idama mahkûm edildiği aktarıldı.

Çocuklar için idam riski

Gözaltına alınan çocuk ve gençlerin durumu da ciddi endişe yaratıyor. Mahabadlı 16 yaşındaki bir çocuğun idama mahkûm edildiği, Ocak protestolarında gözaltına alınan 17 yaşında bir çocuk ve 18 yaşındaki bir gencin ise infaz aşamasına geldiği bildirildi. Fars’ın Nurabad kentinde de iki genç uzun süredir gözaltında tutuluyor ve “devlete karşı savaş” suçlamasını kabul etmeleri için baskı gördükleri ifade ediliyor.

Yüksek kefaletler ve ekonomik baskı

Son dönemde baskı araçlarından biri de çok yüksek kefalet bedelleri oldu. Gözaltına alınan bazı kişilerin serbest bırakılması için milyarlarca toman kefaletler talep edilirken, İlam’da iki kişi için toplam 7 milyar toman kefalet belirlendiği bildirildi.

Ayrıca, yetkililerin banka hesapları, araçlar, gayrimenkuller ve diğer varlıklara el koyma uygulamalarını devreye soktuğu, bunun yalnızca tutukluları değil ailelerini de ekonomik olarak etkilediği ifade ediliyor.

Zorla kaybetmeler ve cezaevi sevkleri

Bazı dosyalarda aileler, yakınlarının nerede tutulduğunu ve neyle suçlandığını bilmiyor. İsfahan, Nurabad, Sirik, Bukan ve Kamyaran’da gözaltına alınanların zorla kaybedilme durumunda olduğu belirtiliyor.

Evin ve Tahran’daki cezaevlerinden 9 siyasi tutuklunun Kızılhisar Cezaevi’ne sevk edildiği, bu süreçte şiddet, kötü muamele ve iletişim kısıtlamaları yaşandığı bildirildi. Nihavend’de ise bir cezaevindeki tüm tutukluların başka bir tesise topluca taşındığı aktarıldı.

İdamlarda artış

Geçtiğimiz haftanın en dikkat çeken gelişmelerinden biri idam cezalarındaki artış oldu. Özellikle siyasi suçlamalarla verilen idam kararlarının hızla uygulandığı ifade ediliyor. Mahabad ve Şiraz’da toplam 6 protestocu hakkında idam kararı verildiği bildirildi.

Hak örgütleri, siyasi olmayan suçlar nedeniyle yapılan idamların da arttığını, ancak kamuoyunun dikkatinin daha çok siyasi idamlara yöneldiğini belirtiyor.

Yabancı uyrukluların durumu

Özellikle Afgan vatandaşların idam edilen yabancılar arasında büyük bir paya sahip olduğu, bu kişilerin çoğu zaman avukat, tercüman ve konsolosluk desteğine erişemeden yargılandığı ifade ediliyor.

Sivillere yönelik saldırılar

Son bir haftada güvenlik güçlerinin doğrudan ateş açması sonucu sivillerin de hayatını kaybettiği bildirildi. Sine’den bir esnaf İlam’da vurularak katledilirken, Rask’ta iki Beluc yurttaşın araçlarında hedef alınarak öldürüldüğü aktarıldı.

Uluslararası sessizlik

Tüm bu gelişmelerin, uluslararası toplumun sessizliği ve devam eden diplomatik görüşmelerin gölgesinde yaşandığı belirtiliyor. İnsan hakları savunucuları, mevcut durumun devam etmesi halinde önümüzdeki günlerde daha ağır bir baskı döneminin yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.